Irak-Türkiye Habur Sınır Kapısı Kürt Partilerinin İstihbarat Dairesi mi oldu?

 

Irak dışına yolculuk yapan Türkmenler  “İbrahim Halil Sınır Kapısı” dışında tüm sınır kapılarını denemek istiyorlar. Çünkü bu kapı özellikle Türkmen gençleri için bir soruşturma kapısına dönüştü.

Kürt idaresi tarafından sorulan can sıkıcı insan hak ve özgürlüklerine aykırı  sorulardan bazıları: Türkiye'ye yolculuk nedenleri, Türkiye'de kimler tarafından karşılanacakları ve vize alma yolları…

Bu insanlık dışı davranışlar insanlarımızın tahammül sınırını aştı ve yolcuların eşyaları ahlaksız bir şekilde aranmaya  ve sorgulanmaya başlandı. Cep telefonlarındaki adlar, fotoğraflar, şarkılar inceleniyor; eğer Irak Türkmen Cephesi’yle ilgili sembol bulunursa, arama soruşturma haline dönüşüyor. Bu can sıkıcı soruşturmaların bir örneğinden bahsedelim:

Kısa bir zaman süresi önce bir Türkmen genci, Türkmeneli Öğrenci Birliği’nde çalıştığı için önce tutuklandı ve eşyasına  el kondu. Türkmen genci kürt istihbarat birimlerince tutuklanarak bir hafta süreyle kendisine baskı ve soruşturma yapılarak, zorla itiraflar alınmaya çalışıldı; suçlama iseTürk İstihbaratında çalışıyor  bahanesiyle.

Uygarlığa sığmayan bu tür davranışlar benzeri olmayan hiç bir ülkede sınır kapıları istihbari daireler haline çevrilmiştir? Bu duruma kim el atacaktır ve ne zamana kadar devam edecektir? Merkezi Hükümet tarafından yeni bir adım atma zamanı gelmiştir ve bu adım da Türkiye'yle Telafer arasında yapılacak bir kapıdır. Bu kapı Kürt Partilerinin istihbaratından uzak olacaktır.

Irak Türkmen Cephesi Enformasyon Dairesi

Kaynak: Kerkuk.net

Biz Türkmeneli İnsan Hakları Derneği yöneticileri olarak özellikle Türkmenlere yönelik her yerde ve  her fırsatta Kürt milisleri tarafından yapılan bu tür insanlık dışı davranışları şiddetle kınıyor ve lanetliyoruz.

Zaten habur sınır kapısının bu hale gelmesindeki esas neden Saddam döneminden kaynaklanmaktadır.

Türkiye'nin Kuzey Irak bölgesine açılan habur sınır kapısı Saddam döneminde dahi yaklaşık 15 yıl barazani milisleri tarafında idare ediliyordu ve bu kapıdan elde edilen gelirler barazani gurubunca toplanıyordu, Ki buna yıllarca Talebani itirazda bulundu ve bu pastadan pay almaya çalıştı daha sonra iki gurup yani barazani Va talabani gurupları arasında yıllarca süren çatışmaya neden oldu ve taraflar bu kapının geliri uğruna binlerce ölü verdi.

Türk yetkililerinin  bu konudaki esas hatası, Irak Cumhuriyetinin  kuzey  kapısı olan habur sınır kapısındaki muhatapı olan bu milisleri kabullenmek oldu. Aslında saddam döneminde bu kapının muhatabı merkezi hükümetin resmi polis ve gümrük memurları olmalıydı nitekim buda amerikalıların kuzey ıraka yerleşmeden önceki durumu öyleydi ve hatırlayanlar bilir bu kapıda bir çok Telaferli Trürkmen vatandaş bu sınır kapısında gümrük memuru veya polis görevlisi olarak çalışmaktaidi, ancak özal zamanında kuzey Irak'a Amerikalılarca yapılan müdahele sonucu ve 36. paralel (zıgzag)denen bölgeyi himayesi altına alan Amerikalılar sayesinde habur sınır kapısı barazani milislerinin eline geçmiştir.

Tabii bu uzunca sürede habur sınır kapısının Irak tarfınını sahipsizce idaresi  ve hala Türk yetkililerince muhatap olarak kabul edilen bu önemli sınır kapısını bir avuç gayri medeni çetenin idaresine bırakılması  bu kapıyı geçiş amacıyla  kullanan yolculara ve özellikle Türkmenlere yapmış oldukları  insanlık dışı davranışları doğal ve normal karşılamak lazım.

Şimdi soruyoruz bu zihniyyet Türkiye'ye karşı nekadar sadık olabilir Türkiye'ye sızmaya çalışan teröristleri nederecede önler ?

Vede ekliyoruz Türkiye'nin Kuzey Iraka açılması gereken ikinci bir kapıya olan ihtiyacının zamanı gelmedimi?

Türkiyenin kuzey Irak'ta güvenilir emin insanlara muhatap olaması gerekmiyormu, yoksa bu habur kapısı yeterlimi geliyor ve bu olup bitenler böyle devammı edecek?

Hatırlatmaya değer ki bu insanlık dışı muameleler ve buna benzerleri, bundan dahada vahim olanlar habur sınır kapısında her gün yaşanmaktadır.

Bu sinir ! kapı Türkmenler için adeta bir sorgulama ve işkence kapısı haline gelmiştir.

Dolayısıyla biz Türkmeneli İnsan Hakları Dernegi olarak bu konuda tüm yetkililere sesleniyoruz ve çağırıda bulunuyoruz bu konuya bir an önce ve  acil bir şekilde  müdahele etmelerini istiyoruz ve bu insanlık dışı olup bitenleri bir an önce durdurmaya çağırıyoruz.