| ÖLÜMSÜZ KIZILAY( 1940 2010 ) |
|||
| Necmettin BAYRAKTAR | |||
Abdurrahman Kızılay 1940de Kerkükün Musalla mahallesinde doğdu. Aynı şehirde ilkokulu tamamladı ve ortaokula gitti. Ortaokul çağlarındayken Kerkükün usta sanatçılardan Reşit Küle Rıza, Mustafa Kalayı, İzzettin Nimet, Mehmet Gülboy ve Abdulvahit Küzecioğlu ile musiki toplantılara katılmağa başladı. Onlardan birçok şey öğrendi, özellikle üstadı Küzecioğlunden. Nitekim 1958de beraber Türkiyeye gittiler, Ankara ve İstanbul Radyolarında hoyrat ve türküler okudular. Türkmen Radyosu açılınca Küzecioğlundan sonra ikinci sanatçı oldu. Radyoda birkaç hoyrat ve türkü kaydetti, müzik camiasıyla fazla ilgilendi. Üstadıyla hoyrat çağırdı, türkü söyledi, birlikte kesit çıkartı. 14 Temmuz1959de Kerkükte çok acı olaylar oldu, özellikle Kerkük Katliamı ki onu derinden sarstı, iç huzurunu kaçırdı, o mezalimlerinin acısını hiç unutamayacak, nitekim onun etkisi altında kalarak bir sürü şarkı besteledi, ilki şu milli marş olmuştu: Kerkük Marşı Söz : Mustafa Gökkaya Müzik: Kızlay Kerküklüyüz Kerküklü Dostlar şad düşman yüklü Fideyiz bu vatana Hem gençler hem de tüklü Bu eser yaptığı ilk bestelerinden biri sayılır. Türkmen Radyosunda kaydetti. Radyoda ancak bir ya da iki defa çalındı, bir sürü nedenlerden dolayı bu marşı yayından kaldırıldı, buda onu kahretti. 1960de liseyi bitirince eline altın bir fırsat düştü, Türkiyeye gedip müziği gerçek kaynağından öğrenmek gibi, hem de olduğu karamsar ortamdan uzaklaşmış oluyor. Ankara Devlet Konservatuarı Kontrbas bölümünde kabul oldu, gidiş o gediş oldu, Kızılayın Türkiyeye gedişi serüvenini kendisi şöyle anlatıyor İlk, orta, lise tahsilimi Kerkükte gördükten sonra, 1960 senesinde Türkiyeye gittim. Amacım Türkiyede Türk müziği üzerine tahsil görüp tekrar Kerküke dönmektir. Şu amaçla Ankara Devlet Konservatuarı Müzik Bölümüne kaydımı yaptım. Yaşım büyük olması nedeniyle ancak kontrbas bölümüne alındım. Konservatuarda altı senelik bir müzik tahsili gördüm. Aynı zaman kendim de Ud çaldığım için rahmetli Fahri Kapuzdan Udun notaya tatbik etme şeklinde kendilerinden öğrendim. Daha sonra 1966 yılında Kerküke döndüm. Bir sene kaldıktan sonra 1967de tekrar Türkiyeye döndüm. Dönüş o dönüş oldu . Türkiyede Kerkük hoyrat ve türküleri anıldığı zaman Kızılay ilk akla gelir. O bu kültürle öyle özdeşlemiş ki Irak Türkmen müziği tek varisi olmuştu sanki ya da kendi deyişiyle Ben Kerkük Türklerinin kültür elçisiyim O güzel ezgileri hem seslendirdi, hem de yeni bestelerin bestecisi oldu ve aynı zamanda Kızılay bir ud virtüözüdür. Sanatçının Iraktan çıktığı zaman Kerkükte enstrüman (çalgı aletleri ) bakımından yok kadar fakirdir, özellikle bağlama enstrümanı, Kızılay şöyle anlatıyor O denemde bağlama yoktur. Biz bütün çalıp söylediğimiz ud, kanun, kamanla oluyordu. Türkiyeye geldikten sonra bana Kültür Bakanlığı 6 tane bağlama verdi. Onları götürdüm ve ilk olarak Kerküke bağlama öyle girdi. Daha sonra yaygınlaştı Kızılayın müziğine gelince, bu müzik bizce Türkmen folklorunu kaynak seçen, sonunda kendisi de bir kaynak olan, Klasik bir Türkmen müziğidir. Bu müziğin içerik zenginliği üstlendiği işlevle değerlendiğinde, bir mütevazı görüşe varıyoruz, daha şahne olabilirdi. Çünkü bu müziğin arakasında sanatsal bir birikim var, çok sayıda öğeyle beslenmiş, birkaç yüzyıllık Türkmen müziği, 1000 yıllık Türk müziği, hem de ileri bir müzik ortamında ve Türkiyedeki geniş imkânlar, ama buna rağmen bu müzik umduğumuz gibi çıkmadı. Bu nedenle, değerlendirmelere bir başlangıç noktası oluşursa şu neticeye varıyoruz: Kızılay 53 yıllık ( 1957 2010 ) müzik serüvenini üç kategoriye ayrılır Türkiyeye gitmeden önce dönemi: Deli kanlık dönemi sayabiliriz bu dönemi. Çünkü Kızılay yaşta ve müzikte deli kanlık çağını yaşıyordu. Bu dönemde Kızılay büyük sanatçıların etkisi altında kalmıştı, özellikle Küzecioğlu, başka deyişle çırak usta devrini yaşıyordu. Üstadı Küzecioğlunun Irak Türkmen müziğine yaptığı yeniklere kapılarak Kızılay onun izinde yürüyordu, yani sanatçı kendi has üslubunu daha kuramamıştı. Örneğin Küzecioğlunun Muçala hoyratında açtığı çığırın, yani yeni tarzda okuduğu hoyratı aynısını Kızılay okumuştu. Yolcu hoyratına aynı şey söylemek mümkündür, o kürdü hoyratını aynı ağızla okumuştu ve 1959 yılında plağa doldurmuştu. Bu dönemde Sanatçı ilk bestelerinden birisin yapmıştı ( Aynaya baktım, saç beyaz olmuştu çargah ) ki illerde bu şarkı büyük üne kavuşacaktı ve bunun sayısında Türk sanatçı Nuri Sesigüzel ünlenecektir. Sonra Altın Hızma Mülayim şarkısını okumuştu, belki de adını ölümsüzleştiren bir şarkı olmuştu. Türkiye dönemi: Beste ağırlıklı bir dönem olmuştu. Bu yöneliş elbette akıl denen şeyin güdümündedir ve bu bağlamda alınırsa, Kızılayın gidişatına balkırsa, akıl ve başarı edimini sürdürebilmesi için gerekli olan koşulları hazırlayan temel öğedir. Aslında Kızılay beste ağırlığı bir dünyaya göç emişti, ister konservatuar hayatında, ister de müzik piyasasında ki acımasız müzik rekabeti, bu çerçevede Kızılayın ikinci plana attığı hoyratları bir edimin sonucu ola bilinir. Kısacası Kızılay dünyayı bir emek süreci olarak görüyor, bir başka deyişle, dünya Kızılay için durağan bir olgu değildir. Hem kendi içinde değişen ve başkalaşan hem de bizim bilincimizin algılaması ve sonra da dönüştürmesi için değerlendirebileceği bir olgudur. Doğrusu bizim çizmeğe çalıştığımız içinde dönüyor Kızılayın besteleri. Belki de Kızılay deli kanlı yaşlarında memleketi Kerkükten zoraki ayrılışı, gurbete gedişi, bir insanın ruhunu etkileyecek, özellikle bu insan hassas ruhlu bir sanatçı olsa, dibine vuran ağır özlem dalgaları, dolaysıyla bir çöküntünün yıkıntıları. Aslında Kızılayın dünya kavrayışındaki temel, diyalektik, az mı, çok mu, üretken, çalışmaya bir yönelim bir sanatçı ruhu taşıyordu o ezici gurbet yollarında. İşte 53 yıllık sanat hayatındaki bazı duraklar: 1- Esmerim güzel esmer ( Bayat ) Söz : Mehmet İzzet Hattat Müzik : Kızılay 1- Evlerin lambaları yanıyor ( Karçahar ) Söz müzik : Kızılay ( İbrahim Tatlıses kasette okumuştur ) ve ( son günlerde bu şark müzik piyasasında bombe gibi patlamıştı. Düet olarak Öykü, Berk kardeşler bu şarkıyı İspanyol Flemengo türünde okumuşlar ve muazzam üne kavuşmuşlar ) 3- Aç, aç kollaruv ( Hüzzam ) Söz : Mehmet İzzet Hattat Müzik : Kızılay ( sanatçı İlhan Erten değişik bir yorumla lanse etmiştir ) 4- Çile bülbül ( Hüseyni ) Söz : Osman Mazlum Müzik : Kızılay 5- Tahammül kalmadı ( Uşak ) Söz : Muzaffer Arslan Müzik : Kızılay ( Fantezi eser ) 6- Yazmalı gelin ( Karçahar ) Söz : Muzaffer Arslan Müzik : Kızılay 7- Mene candan daha yakın ( Hüseyni ) Söz : Remzi Hünkâr Müzik : Kızılay ( Fantezi eser ) 8- Ne talihsiz başım var ( Uşak ) Söz : Nesrin Erbil Müzik : Kızılay ( Fantezi eser ) 9- Sanki dünyam karanlık ( Uşak ) Söz ve müzik : Kızılay 10- Aman saki can, cana : ( Uşak ) ( Dr. Mahir Nakipe göre Hüseyni ) Söz müzik : Kızılay 1- Bu boya maşallah ( Rast ) Söz ve müzik : Kızılay 2- Çöller harman güzelim ( Hüseyni ) Söz ve müzik : Kızılay 3- Titriyor dudak ( Hüseyni ) Söz : Muzaffer Arslan Müzik : Kızılay 4- Bekletme yeter ( Uşak ) Söz : Hasan Görem Müzik : Kızılay 5- Altın hızma mülayim ( Çargah ) Söz : Anonim Müzik : Anonim (Kızılay benimdir diyor birçok Türk sanatçı tarafından okunmuştu, çok sesli müzik olarak yapıldı ve Kurtlar Vadisi Irak filimin müziği olarak yapıldı ) 16 Aynaya baktım saç beyaz olmuş ( Çargah ) Söz : Mustafa Kemal Denden Müzik : Kızılay 17- Kerkük Marşı Söz : Mustafa Gökkaya ( Nurettin Hamit Karakaplan a göre bu marşın asıl sözleri Remzi Hünkara aittir ) Müzik : Kızılay Kızılayın hayatı amatör bir müzik uğrayışıdır. Sanatçının repertuarına bakılırsa birçok hoyrat, türkü görünür, özellikle bestelediği modern eserler, o Türkmen folkloruna hep sadık kalmıştı. Bestelerin çoğu Uşak makamından alındığı hiç rastlantı değil, çünkü bu makamın nağmesi narin, akan su gibi sessiz ve hazindir, bu da sanatçının ruh halini iyi yansıtmıştır. Bu besteler arasında fantezi müzik diye adlandıran eseler görüyoruz, belki de Irak Türkmen müziğinde ilk defa oluyor. Kızılayın birçok eseri muazzam üne kavuşmuş, çok sesli müziğe çevrilmiş, film, dizi musikileri bile olmuştu. Bir hususa değinmeden duramam, o da Kızılay en güzel bestelerini ve onun adını ölümsüz kılan besteler hep Kerkükte bestelemişti. Nedeni o Kerkükteyken müzikte bir ateş gibi hareketliydi, gecesi ve gündüzü hep müzik olmuştu, ama Türkiyeye geldiğinden sonra ekmek derdine düşmüş, müzik ikinci planda kalmıştı. İbrahim Rauf şöyle diyor Müzik sanatında biz Türkmenler - hoyratta birinciyiz ama bestede biz belki üçüncü, dördüncüyüz buna katılmamak elde değildi, belki de Kızılay hoyratımızı yeniden alır, içeriğini bozmadan onu daha modern yapar ve bizim müziğimiz hep birinci kalır, Kızılay bunu yapabilirdi ama ömrü yetmedi Allah rahmet eylesin Ayna baktım saç beyaz olmuş ( Çargâh ) ( Salah Şakir Bayraktara göre Bayattır ) Söz : Mustafa Kemal Denden Müzik : Kızılay Aynaya Baktım saç beyaz olmuş Neden rengim sararmış solmuş Böyle değildim mene ne olmuş Ağla gözlerim Sızla gözlerim Sen bu halime, sen bu halime Hayatım geçti görmedim safa Yalan dünyada olur mu vefa Yârimden gördüm yüzlerce cefa Ağla gözlerim . Gördüm de yârim solmuş cemali Kırılmış neşesi geçmiş emeli Geçipti ( geçerse ) gençliğim neyleyim malı Ağla gözlerim |
|||