
Atatürk'ün Musul ve Kerkük hassasiyeti

Yazy Tarihi: 02/10/2009
Yirmi yıl kadar
oluyor. Ankarada rahmetli Fethi Tevetoğlunu, yanımda MEB
Müsteşarının Özel Kalem Müdürü olduğu halde ziyarete gitmiştim. O
günlerde İstanbulda Uluslararası Türkoloji Kongresinin toplandığı
zamanlarda bulunuyorduk. Kerkükten de Ata Terzibaşı İstanbuldan
Ankaraya gelerek Fethi Ağabeyi ziyaret etmişti. Fethi Ağabey bize
Ata Beyden aldığı Atatürkün bir mektubunu ve konu ile ilgili bir
yazısını vererek bunların kongre üyelerine de dağıltılmasını
istemişti. Burada unutulmamasını istediği o izahatı ve mektubun
metnini olaylara ışık tuttuğu için bir daha veriyorum. Bu vesile ile
Fethi Ağabeye rahmetler diliyorum:
KERKÜK Türklerinin günümüzdeki tanınmış mücâhid ve yazarlarından
dostum Atâ Terzibaşı, bana Atatürkün Musul, Süleymâniye ve
Kerkükle ilgili son derece değerli tarihî bir mektubunu lutfettiler.
1 Ağustos 341 (1925) tarihini taşıyan bu tarihî vesika, sağ üst
köşesinde Atatürkün resmi ve altında Cumhuriyet Reisi Mustafa
Kemal Paşa Hazretleri yazılı, sol üst köşesinde de Türk sancağı ve
arması basılı bir kağıt üzerinde kaleme alınmış (Mücâhid-i muhterem
Sâdâtdan Seyyid Muhammed ve Akrabâlarına) yazılmış bir mektubdur.
Seyyid Muhammed Cebbâri, üç kola ayrılmış bulunan Cebbâri
Aşiretinin Kerkük merkezindeki reisidir. Cebbâri Aşiretinin bir
kolu Suriyededir ve Arablaşmışdır. İkinci bir kolu Cebbâri
köylerinde yaşayanlardan ibaretdir ki, bunlar da Türklüklerini
kaybetmiş ve Kürtleşmiş bulunmakla beraber Türklüğe karşı sevgi ve
bağlılık duyarlar. Cebbâri Aşiretinin üçüncü kolu ise Kerkük
merkezinde otururlar ve bunlar Türklüklerini muhafaza etmişlerdir.
İçlerinden ünlü şâirler ve bilginler yetişmiştir. Kerkük bölgesinde
ün salmış olan Örfî, Cebbâri Aşiretinin değerli bir şâiridir.
Milli Mücadele yıllarında aşiretin reisi Seyyid Muhammed Cebbâri idi.
O zaman Acemi (Uceymi olacak A.N.) Paşa ile birlikte Musul dâvâsı
için çalışan Seyyid Muhammed Cebbâri, Musulun Türk idaresinde
kalmasına büyük çaba harcamışdır. Burada sunduğumuz tarihî vesika,
konu ile ilgili olarak Atatürk tarafından Seyyid Muhammed Cebbâriye
yazılmış bir mektubdur. Aslı Kerkükde Cebbâri efrâdı nezdinde
bulunan bu tarihî vesikanın fotokopileri Kerküklü Türklerin elinde,
Atatürkün bir aziz hâtırası ve muhakkak bir gün gerçekleşecek bir
milli vasiyeti olarak taşınmakta ve saklanmaktadır.
Bilindiği gibi Atatürk, Türk milletini teşkil eden Müslüman
unsurlar hakkında 1 Mayıs 1336 (1920) tarihinde Meclisde yaptığı
bir konuşmasında da milli sınırlarımızı çizerken, Musul,
Süleymaniye ve Kerkük üzerindeki düşüncelerini çok açık olarak
şöyle belirtmiştir:
Hep kabûl ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudûd
meselesi tâyin ve tesbît edilirken hudûd-ı millimiz İskenderunun
cenubûndan geçer, şarka doğru uzanarak Musulu, Süleymaniyeyi,
Kerkükü ihtivâ eder. İşte hudûd-ı millimiz budur dedik!
Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı bu konuşmadan beş yıl sonra
yazılmış olduğu anlaşılan mektubda da Atatürk, Musul, Süleymaniye ve
Kerkükün Türk vatanının bir parçası olduğu inancını ve yakın bir
gelecekde kurtularak Anayurda katılacağı ümidini muhafaza etmekde
ve tekrarlamakdadır.
Türk Gençliğine ve bilhassa Musul, Süleymaniye ve Kerkükdeki Türk
kardeşlerimize yol gösteren, Türk milli mefkûresine ışık tutan bu
tarihi vesikayı aynen sunmakdan ve böylece Yazılarına da bir
yenisini eklemekden büyük sevinç duyuyoruz.
Mücâhid-i muhterem Sâdâtdan Seyyid Muhammed ve akrabâlarına,
Memleketin bir cüzi lâyenfekki olan Musulun ahâlîsinin kariben
halâs bulacağına îtikad ve îtimâd ötedenberi devâm eden
mücâhedâtınızda ber-karâr olmanızı selâmet ve saâdet-i âtiyeniz
nâmına hamiyyet-i mâlûmenize terk eylerim.
Türkiye Hükümetinin şefekatını ve Musulun hükümetimize âidiyyeti
hasebiyle âtî-i karîbden aslâ ümmid etmiyerek zulümlere karşı yüksek
bir cidâl ile münevver bir istikbâl temin olunması din
kardeşlerimizin huzûr ve saâdeti içün kıymetdârdır. Halâs günleri
karibdir. Şems-i istihlâsın tulûuna (kurtuluş güneşinin doğmasına)
sabûrâne müterakkib bulunmasını hatırlatır, Cenâb-ı
Vâcib-ül-vücûddan cümleye muvaffakıyyetler temenni eylerim. 1
Ağustos 341 (1925)
Mustafa Kemal