
|
Barzani deniz filosu
kuruyor mu |
|
| Cüneyt ÜLSEVER | |
DÜNKÜ yazımda enerji kavramından bahsettim. Amacım, Kürt Açılımına yön veren uluslararası ekonomik izdüşümlerini irdelemek. Katiyen, Kürt Açılımına yön veren faktörlerin sadece uluslararası ekonomik boyuttan oluştuğunu düşünmüyorum. Kürt meselesinin iç dinamiklere dayanan tarihi, siyasal, kültürel ve sosyal boyutlarının olduğunun ben de farkındayım. Ben sadece ekonomik saiklerin ön itici faktör olduğu görüşündeyim. Tarihi fırsatı uluslararası arenada verilen ekonomik çıkar mücadelesi körüklüyor. Dün enerji barışı kavramını kabaca şöyle tarif etmiştim: ABD, İngiltere, Norveç gibi ülkelerin başını çektiği bu kavram (energy peace) petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının Batıya ulaştırılma projelerinin barışa da hizmet edebileceğini savunuyor. Paylaşılacak boru hatları veya limanlar sayesinde, işbirliği yapacak ülkeler doğru seçilirse, kendi aralarında büyük çatışmalar yaşayan bölge ülkeleri ekonomik çıkarları birleşeceği için barışa daha kolay ulaşacaklar. Çıkarlar birleşince görüş ayrılığı yaşanan konuların anlamı azalacak. * * * Barzani, birkaç yıl evvel 166 ülkenin üye olduğu ve dünya deniz ticaretinin çatısı konumundaki Birleşmiş Milletlerin alt birimi Uluslararası Denizcilik Örgütüne (IMO) üyelik başvurusu yaptı. IMOnun Genel Sekreteri emekli Yunan Amirali Eftimous Mitropoulosla Barzani arasındaki ilişkiler oldukça sıcak. Ayrıca eski İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw da Barzaninin bu talebinin geri çevrilmemesi için Mitropoulosa özel ricada bulunmuştu. Barzaninin, daha resmi olarak ilan edilmeyen Kürdistanı böyle bir örgüte üyelik için öne çıkarma cesareti Hong Kong, Macua ve Danimarkanın Faroe Adalarını Kuzey Iraka emsal olarak görmesinden kaynaklanıyor. Onlar da tam bağımsız bir devlet değil, ancak özerk bir bölge olarak IMOya hakları sınırlı üye (associate member) olabilmişler. * * * Barzani, Uluslararası Denizcilik Örgütüne üyelikte neden ısrar ediyor? Kuzey Irakın denizle hiçbir bağlantısı yok. Ancak Talabani de, denizle bağlantısı olmayan bir ülkenin ayakta kalma şansının olmayacağını ifade ediyor. Kuzey Irakın bir şekilde denize açılması gerekiyor. Kızıldenizden açılma ihtimali şu an için mümkün görünmüyor. Dün yazdım. Suriyenin Tartus Limanı bir olasılık. Ancak ekonomik açıdan en makul olan: Türkiye üzerinden Akdenize açılmak! Bu noktada da önümüze Mersin Limanı çıkıyor. * * * Kuzey Irakın Mersinden denize açılması üzerine yapılan planlar şu anda net bir şekilde ifade edilmese de, altyapı çalışmaları uzun zamandır başlatılmış durumda. Türkiyenin özellikle PKK eylemleri ve provokatif girişimler noktasında kaşınan en önemli vilayetinin Mersin olması boşuna değil. Son yıllarda bayrak yakma girişimlerinin, polise saldırma eylemlerinin ve PKK mitinglerinin bu şehirde olması rastlantı hiç değil. Barzaninin şirketlerinin Türkiyedeki temsilcilerinin Mersinde ciddi yatırım yaptıkları ve hatta Mersin Serbest Ticaret Bölgesi ve İskenderun Limanına hâkim duruma gelmeye çalıştıkları yönünde ciddi iddialar mevcut. Ayrıca Mersinin şu anki siyasi ve etnik yapısının göçlerle oluştuğunu da unutmamak gerek. * * * Enerji Barışı PKKyı dışlıyor. Ama, unutmayalım ki PKK Barzaniye yardımcı da oluyor! Ayrıca hatırlayalım; DTP de, PKK da devamlı özerklikten dem vuruyor. Gerçekçi olalım: 1) Meseleyi tetikleyen Kuzey Irak Açılımıdır. 2) Eğer barış bir hedef ise PKK ikna edilmeden bu hedefe ulaşılamaz. (Yarın da devam edeceğim.) Hürriyet gazetesi |