TÜRK MİLLETİNİN ACI KAYBI
Uğrunda nice Sultanların, Fatihlerin, Alperenlerin can verdiği bu mukaddes vatanımız, Türk ve İslam Alemi için yüreği ile hizmet eden bir yiğit evladını daha kaybetti.
Türkiye'nin 1980 öncesi siyasi şartlarında gençlik hareketi içerisinde en ön saflarda bulunmuş, siyasetin ve hayatın çeşitli cenderelerinden geçmiş, inandığı dava uğruna memleket aşkı ile cezaevinde senelerini vermiş, itham edilen suçlamalardan beraat ederek cezaevinden çıktıktan sonra Türk siyasi hayatına atılmış ve elde ettiği imkanlar çerçevesinde siyasetçi olarak ülkesine karşılıksız olarak hizmet etmiş bir vatanperver insan…
Savunduğu fikirlerini dürüstçe her ortamda açıkça ifade edebilen, mücadele verdiği davası ve memleket sevdası için 7.5 sene kaldığı cezaevinde üşüyen, ancak sevdasından ve hizmetinden asla taviz vermeyen bir yiğit insan…
Türkiye'nin, tarihi, coğrafi, iktisadi imkanlarının iyi kullanılması halinde 21. Yüzyıl'ın parlayan devleti ve bölgesinin lider ülkesi olacağına inanan ve bu uğurda çaba sarf eden, Orta Doğu'daki, Orta Asya'daki ve Balkanlardaki Türk Devlet ve Topluluklarının Türk Birliği çatısı altında bir araya gelebilmeleri için çalışan bir Türk evladı, bir Türk sevdalısı, bir Türk Birliği sevdalısı...
İster Balkanlarda, Kırım’da, Doğu Türkistan’da, Afganistan’da, İran’da, Irak’ta, isterse Suriye’de, yani Türk’ün yaşadığı her neredeyse, maruz kaldıkları mağduriyeti bütün kalbiyle oradaymış gibi, onların yanındaymış gibi yaşayan ve paylaşan bir insan..
Türkiye’nin 1926 Ankara Anlaşması'nın geçerliliğinin, Barzani’nin bölgede oluşturduğu bir yapının tezahür etmesiyle hükmen düşmüş olduğunu, dolayısıyla Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve Kerkük üzerindeki haklarını, 1997’de bana ısrarla hatırlatan, bu konuyu basına ve kamuoyuna ilk açıklayan Türk siyasetçisi olarak Türkmenlerin gönlünde taht kuran idealist bir insan..
Türk milletinin semasından parlayan bir yıldız daha kaydı.
25 Mart 2009, Göktürk’lerle başlayan tarihimizin sayfalarına Türklerin yas günü olarak geçmiştir.
O, artık öbür dünyada Peygamber Efendimizin, Bilge Kaanların, Timuçinlerin, Oğuz Hanların, Fatihlerin ve Başbuğların Cennet-i Mekanında komşusudur.
Hayatının sonunun sebebi olan helikoptere binerken kendisini uğurlamaya gelenlerle ''Allah'a emanet olun'' diyerek vedalaşan ve meydanda kendisini dinleyenlerden ve geride bıraktıklarından helallik isteyerek tertemiz bir yolculuğa çıkan kader yolcusu bir siyaset adamı…
Muhsin Yazıcıoğlu.
Ruhun şad olsun.
Sen de hakkını helal et.
Sen Allah'ın emanetindesin.
Artık üşümeyeceksin.
Türkmeneli İnsan Hakları Derneği olarak kendisine Allahtan rahmet kederli ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Yüce Türk Milleti ve İslam Alemi'nin başı sağolsun