KERKÜK KATLİAMININ 50.YIL DÖNÜMÜ
Yazarı: Ali Kerküklü (İstihbarat Oyunları Petrol ve Kerkükün Yazarı)
Bu gün olduğu gibi 50 yıl önce Irak Türklerini yok etmek için eli kanlı caniler Kerkükte katliam yaparlar. 14 Temmuz 1959 günü Cumhuriyetin ilk yıl dönümüydü, Kerkük yüze yakın zafer takı ile süslenmişti. O gün yapılacak şenlik ve törenler için şehir adeta büyük bir bayram hazırlığı yaşamıştı. Çoluk çocuk, küçük büyük, kadın erkek Kerkük halkı milli kıyafetler içinde kutlama töreninin başlamasını bekliyordu. Akşam saat 18:00den itibaren halk cadde ve sokakları doldurmaya başladı. Giyilen milli kıyafetlerle halk, bayram sevinci içerisinde türküler söylüyor, milli oyunlar oynuyordu. Saat 19:00da ise resmi geçit başladı. Bu arada, belirli bir plana göre hazırlanmış olan KDP peşmergeleri ve Halk Direniş Örgütü militanları Türkler aleyhine çeşitli sloganlar atıyorlardı. Resmi geçit korteji14 Temmuz kahvesinin önüne gelmişti ki, bir el ateş edildi. Arkasından hemen otomatik silahların ateş kustuğu duyuldu. Bu gözü dönmüş Kürt caniler, otomatik silahlarını çıkararak ateş etmeye başladılar. İlk beş dakika içinde kahvesinin sahibi Osman Hıdır hunharca katledildi. Bu katiller, Osman Hıdırın ayaklarına ipler takarak, bir motorlu araca bağlayıp sürüklemeye başladılar. Silahsız ve sadece Cumhuriyetin ilanının birinci yıl dönümünü kutlamaya çıkmış bulunan Türkmenler, otomatik silahların taraması ile dağılmaya başladılar. Kadınlar, çocuklar panik içinde koşuşmaya ve şaşkınlık içinde sığınacak yer aramaya koyuldular. Böylece 3 gün 3 gece süren ve tarihe Kerkük Katliamı olarak geçen soykırım başlamış oldu.


Hemen sokağa çıkma yasağı anonsları devreye sokularak, insanların evlerine kapanmaları sağlandı. Ancak çok geçmeden bu yasağın sadece Türkmenler için ilan edilmiş olduğu anlaşıldı.Saldırganlar Türkmenlerin yoğun yaşadığı Kerkük Kalesine havan topları ile saldırdılar, ama kaleye girmeyi başaramadılar. Bu arada daha önceden tespit edilen evlere yıldırım baskınlar düzenlenerek, Türkmenlerin lider kadrosunu tasfiye planı işleme koyuldu. Çok sayıda Türkmen ileri gelenleri, 2. Tümen Komutanlığınca istendikleri gerekçesiyle evlerinden alınarak, Kerkük Kışlasına götürüldüler. Burada kurulan sözde halk mahkemelerinde, beş on dakika içinde yargılanarak kurşuna dizildiler. Kürt askerler, subaylar, polisler ve Kürt sivil teşkilatları ile Kürt komünistler, KDP peşmergeleri elele vererek Türkmenleri yok etmeye yemin etmişlerdi. Evlere yapılan baskınlarda yüzlerce Türkmeni tutukladılar. Bir kısmını barakalara doldurarak, süngü ve dipçiklerle katlettiler. Evlerinden alınan bazı Türkmen liderleri, ailelerinin gözleri önünde makineli tüfeklerle şehit edildiler. Daha sonra ayaklarına ipler takılarak, motorlu araçlara bağlanan cesetleri sokak sokak sürüklendi. Bazı tutukluları, ayaklarına ipler takılarak, ters yönde hareket eden iki ayrı cipe bağlayarak diri diri iki parçaya ayırmak suretiyle öldürdüler. Bazılarının cesetleri, sokak sokak sürüklendikten sonra üzerlerinden geçirilen kamyon ve traktörler ile çiğnendiler. Türkmenlerin aydın kesiminden ve memleket ruhuyla kalbi çarpan esnaf ve gençlerden ele geçenler akıl almaz yöntemlerle öldürülüyor, motorlu araçların arkasına takılıyor ve elektrik direklerine asılıyordu. Kerkük sokakları kızgın güneş altında bırakılan cesetler ile dolmuştu. Tarih, insanlığın en büyük vahşet ve cinayetlerinden birine tanıklık ediyordu. Bütün mahlukat, insanın hem cinsine yaptıkları karşısında adeta isyan ediyordu. Ama kana susamış caniler, doymak bilmiyorlardı.
Eli kanlı caniler, insanlık dışı bir vahşet sergiliyorlardı ve Türkmenlerin varlığına son vermek istiyorlardı, kimilerini diri diri toprağa gömdüler. Kimilerinin gözlerini oydular, ölenlerin yanı sıra yüzlerce Türkmen çeşitli biçimde yaralanmıştı.
Bu vahşetler devam ederken Türklere ait mağaza, dükkan, ticaret merkezleri ve evler, Kürtler tarafından yağma edildi. Can güvenliği yanı sıra, Türklerin mal güvenliği de kalmamıştı.Kürt yağmacılar tarafından talan edilen ve toplanan Türklere ait eşya ve malların, kamyonlarla kuzey bölgelerine taşındığı görüldü.



Kerkükte hüküm süren belirsizlikler arasında her tarafta yangınlar yükseliyordu. Bu arada Tümen Komutanlığı petrol şirketini arayarak yardım istemiş, ancak gönderilen itfaiye araçları da yakılarak, görevlerini tamamlamaktan alıkonulmuştu. Tümen Komutanlığı başka bir girişimde bulunmuş, hastane müdürünü arayarak, Tümen Komutanlığı binasının yakınında sürüklendikten sonra asılan cesetlerin indirilmesi ve defnedilmesini talep etmişti. Ancak gönderilen ambulansların da kundaklanmasından dolayı bu çaba da sonuçsuz kalmıştı. Böylece cesetler Temmuz sıcağında 3 gün boyunca asılı kaldı. İnsanlık tarihinde benzeri görülmemiş bu kanlı olayların duyulması, bütün Irakta büyük tepki uyandırdı.
Kerkükte Türklere karşı girişilen bu soykırıma ilişkin haberler, dış basında ve radyolarda geniş biçimde yer aldı. 28 Temmuz 1959 tarihinde Irak Cumhurbaşkanı General Abdulkerim Kasım bir basın toplantısı düzenledi. Kasım, Kerkükte Türklere karşı yapılan hareketlerin dünyanın en alçakça işlenmiş cinayetleri olduğunu söyleyerek olaylar sırasında çekilen fotoğrafları gazetecilere gösterdi. Kerkükte yaşananlar, silahsız masum insanlara karşı girişilen bir kıyımdı. Olaylar sırasında öldürülenlerin tamamı Türk idi. Bana, karşı taraftan öldürülen 1 kişi gösterebilir misiniz? Sorarım size; bunu yapanların demokratik halk örgütleri olduklarını iddia etmeleri ne kadar gerçekçidir?
14 Temmuz 1959 katliamı şehitlerimizden Enver Abbasın kardeşi Mehmet Ulus o acı günleri ve yaşananları bakın nasıl anlatıyor: Temmuz mahşer gününü andırıyordu. İki kardeş bir ana vurulduk aynı günde. Şehadet şerbeti bana nasip oldu elhamdülillah . Astılar beni elektrik direğine; satmak istediler etimi kilo kilo bir filise(Kuruşa). Yüklediler parçalanmış cesetlerimizi bir kamyona toplu halde. Kara toprağı bile bize çok gördüler bu nasibini almamış insanlık düşmanları. Kefensiz gömdüler bizleri kirli bir çukura. El ayak, baldır bacak, çıplak vücutlarımız yarısı toprak altında, yarısı toprak üstünde, kucak kucağa, sarmaş dolaş olarak üst üste yatıyorduk beraberce. Misafir olduk o çukurda bir kaç günlüğüne. Annemi ve ağabey kardeşimi gömeceklerdi diri diri toprağa. Şimdi yan yana beraberce yatıyoruz Ahmet Ağa şehitlik mezarlığında. Allahın emridir; Şehitler ölmez yaşıyoruz içinizde. Soruyorum size: neden ayırdınız beni; eti kanı biribirine karışmış tek vücut olmuş kendi kardeşlerimden ey vefasızlar, neden?
Mesud Barzaninin Barzani Is.377,378 adlı kitabında Kerkük katliamıyla ilgili yorumu şöyledir. Artık şehrin kontrolü bütün grupların elinden çıkmıştı. Şehir gerçek bir savaş alanıydı. Söz sahibi olan Türkmenler gerekli çabaları harcamadığı gibi KDPnin üçüncü şubesi de fitne ateşini söndürmek için etkin bir tutum alamadı ve sonra olanlar oldu. Benim kanaatime göre bütün taraflar bu olaydan sorumludur. Birini istisna tutmak mümkün değildir.Bu şakamıdır?Üç gün üç gece katliama uğrayan silahsız Türkmenler, sokağa çıkma yasağı yalnız Türkmenlere uygulanıyor ve savunmasız, suçsuz, masum insanlar evlerinden alınarak akıllara durgunluk verecek caniyane metodlarla katledildikleri gibi bir de cesetleri teşhir ediliyor. Türkmen liderleri, ak saçlı Türkmen dedeleri canavarca öldürülüyor ve sokaklarda sürükleniyor, bu da yetmezmiş gibi bir de elektrik direklerine asılıyorlar. Ayrıca katliamda hunharca katledilenlerin hepsi Türkmen. Bu insanlık trajedisinde sahnede ölen bir tane dahi Kürt yok. Eğer olaylarda iki taraf da suçluysa neden ortada bir tane dahi Kürt cesedi yok? Hem suçlu hem güçlüler, hem öldürüyor, hem suçlu ilan ediyorlar. İnsan, pes doğrusu demekten kendini alamıyor. İnsanlık adına işlenmiş en ağır ve yüz kızartıcı suçlardan biri olan Kerkük Katliamının hala karanlıkta kalan pek çok yanının bulunduğu kanısındayım. İnsanlık adına bunların aydınlığa kavuşturulması gerekiyor.
O zaman silahsız Türkmenler gafil avlandı, ama bugün aynı hataya düşmeyecekler. Kerkük nüfus dairesinin önünde nur yüzlü yaşlı bir Türkmen amcanın söylediği söz hala kulağımda: Bu defa 1959 katliamındaki gibi olmayacak oğlum ve Kerkük bir kan gölüne dönecek dedi. Neden? dedim. Bana: Oğlum bugün her Türkmenin elinde beş silahı var diye cevap verdi. Geçmişte Türkmenlere karşı hunharca gerçekleştirilen katliamların, şimdi de yapılmayacağının garantisini kim verebilir? Türkmenler kendilerini bekleyen tehlikeleri bertaraf etmek istiyorlarsa, karşılarındaki gruplar hangi dilden anlıyorlarsa o dili konuşmalıdırlar. Zira tek ve etkili çözüm bu görünüyor.
KÜRTLER, HİÇ BİR HALKIN ONURLU VE ÖZGÜR BİR HAYAT SÜRME HAKKINI İNKAR ETMEMİŞTİR!
Mesud Barzaninin Barzani II s.373 kitabında : Kürt halkı tarihte gelmiş geçmiş sayısız kuşakları boyunca her zaman hoşgörü sahibi ve bütün halklarla kardeşlik duyguları içinde bir arada barış içinde yaşamıştır. Kürt halkı, hiçbir halkın onurlu ve özgür bir hayat sürme hakkını inkâr etmemiştir. Haklar ve görevlerde tam eşitlik ilkesine samimiyetle bağlı kalmıştır(2003 yılın de Irakın işgaline öncülük eden kürtler,Kerkükü yağmalayıp talan ederler.Kerkükün tüm yönetimini silah terörü ile ve Amerikanın da desteğile ele geçirirler, Türkmenler kendi yurdun da yabancı durumuna düşer.Kerkükün yöntimi o günden beri de tamami ile Kürtlerin silah gölgesi altındadır.Ne güzel bir eşitlik değil mi ?) .Bu, Barzani'nin düşüncesiydi ve bu düşüncesiyle tanınırdı. Halklar ve gruplar arasında kurulacak en iyi ilişkinin karşılıklı saygıya dayalı ilişki olduğuna dair derin inancıyla saygıyla anılmaktadır. Ona göre barış ve istikrarı garanti edecek en ideal yol kardeşlik ve eşitlikti. Hagi saygı,barış,kardeşlik ve eşitlikten bahsediliyor ?
1959da Kerkükte Kürt komünistleri,Kürt askerleri ve KDP peşmergeleri silahsız ve suçsuz Türkmenleri 3 gün 3 gece hünharca katlettiler. Bu olay Amerikan basınında da yankı bulmuştur. The Newyork Times Gazetesi bu konuda haber vermiştir. "Bağdat'ın 150 mil kuzeyinde olan Kerkük'ün çoğunluğu nisbeten müreffeh Türkmenlerden oluşmaktadır. eyleme, çeşitli silahlarla donatılmış sivil Kürtlerle, ordu ile işbirliği içerisinde olan komünist ağırlıklı Halkın Direniş Grubu (çoğu Kürtlerden oluşuyordu) katılmışlardır.
Katliam öncesinde, Irak Türklerinin önde gelenleri tutuklanarak, tecrit kamplarına gönderilirler... Bu yetmiyormuş gibi, 14 Temmuz 1959 günü saat 19:30 civarında, gözü dönmüş caniler, Irak Cumhuriyetinin birinci yıldönümünü kutlamaya hazırlanan Türkmen halkına saldırırlar.Daha sonra konan sokağa çıkma yasağı da sadece Türkmenlere uygulanır. Bu vahşet 3 gün 3 gece sürer. Kadın-erkek, genç-ihtiyar demeden yüzlerce kişi boğazlanır, iplerle caddelerde sürüklenerek katledilir... Çok daha fazlası da yaralanır, sakat kalır. Cana kast edenler, mala da göz dikmişlerdir... Bu süreçte, Türkmenlere ait işyerleri ve mağazalarda yağmalanır...
Irak Türkleri 1959da korkunç Kerkük Katliamını,kendilerini yok etmek ve tasfiyesini yapmak isteyenleri daha unutmadı. Irak Türkleri için bugün değişen hiçbir şey olmadı. Dün yaşadıklarının daha beterini bugün yaşamaktadırlar.
Irak Türkleri yaşadıkları Türkmen bölgelerinde (Telafer, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tuzhurmatu,Karatepe, Yengice, Amirli,Tazehurmatu ) bu kardeşliği ve eşitliği net bir şekilde görmektedir. Irak Türkleri zalim ve diktatör Saddam Hüseyinin ruhuna rahmet okutacak durumdadır. Irak Türkleri Türkmen bölgelerinde onurlu, özgür, kardeşlik ve barış içinde yaşamak isterler ve bunu hep istememişler miydi?
Irak Türklerine Yapılan Katliamlara tarihi bir perspektiften bakacak olursak şöyle sıralanabilir:
1- Kaçakaç Katliamı, Telafer-1920 9-Erbil Katliamı, 31 Ağustos 1996
2- Levi Katliamı, Kerkük -1924 10-Tuzhurmatu Katliamı 22 Ağustos 2003
3- Gavurbağı Katliamı, Kerkük -1946 11 -Telafer Katliamı- 1, 9 Eylül 2004
4- Kerkük Katliamı, 14 -17 Temmuz 1959 12- Telafer Katliamı- 2, 21 Şubat 2005
5- Tazehurmatu Katliamı-1,1979 13-Musul katliamı, 24 Eylül 2005
6- Türkmen Liderlerin Katliamı, 16 Ocak 1980 14- Yengice Katliamı, 10 Mart 2006
7- Tazehurmatu Katliamı-2,25 Mart 1991 15- Karatepe Katliamı, 4 Haziran 2006
8- Altunköprü Katliamı 28 Mart 1991 16-Kerkük Katliamı, 13 Haziran 2006
17-Tavuk Katliamı,8 Haziran 2007
18- Amirli Katliamı, 7 Temmuz 2007
19-Tazehurmatu-3,20 Haziran 2009
()
Bütün bunlar göstermektedir ki Türkmenler, Irak'ta sürekli baskı, zulme ve katliamlara maruz kalmaktadırlar. Nihai hedef, Türkmenleri yok etmektirDünya da bilmem bu kadar katliama maruz kalan bir millet varmıdır? Hemen hemen her ayı ve yılı bir katliamla anılmaktadır.Türkmenler için dünden bu güne ne değişti? Hiç bir şey !
Ali Kerküklü
KAYNAKLAR
1- Erşat Hürmüzlü, Irakta Türkmen Gerçeği, Kerkük Vakfı Yayınları 2005
2- Suphi Saatçi , Tarihten Günümüze Irak Türkleri, Ötüken Yayınları 2003
3- Mahir Nakip, Kerkükün Kimliği, Bilge Yayın evi 2007
4- Ali Kerküklü , Oyun İçinde Oyun Kerkük, Kumsaati Yayınları 2006
5- The New York Times, 21 Temmuz 1959
6- Mesud Barzani, Barzani ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi l, ll .Doz Yayınları 2005
KERKÜK KATLİAMINDA ŞEHİT DÜŞEN TÜRKMENLERDEN BAZILARI