|
Türkmenelinin Siyasi Tarihinden
Yapraklar | |||
| Cengiz Bayraktar | |||
Tükmenelinin, Türkmen davasını gerçek mimarlarını, özellikle genç neslimize tanıtmayı amaç edindim, edinmeye de devam edeceğim. Lider Ata Hayrullah, Emekli albay Abdullah Abdurrahman, Doç. Dr. Neçdet Koçak, Türkmen iş adamı Adil Şerif gibi öncüllerin üstün meziyetlerini ister mısralarımda ister düz yazımda vurguladım, vurgulamaya da devam edeceğim. Türkmen davasının çekirdeğinden yetişen bu öncü değerlerimiz inandıkları dava uğrunda gözlerini kırpmadan hayatlarını feda ettiler. Bu kadronun saffında gösterebileceğimiz beşinci, altıncı değerlerimiz elbette ki vardır, var olacaktır. Zamanı gelince onları da bu sütunlarımda iftiharla, saygıyla yad edeceğim. İşte bugün gerçek Türkmen davasının mimarlarından olan çok değerli şehidimiz Dr. Rıza Demirciden söz edeceğim. Bilindiği gibi Dr. Rıza Demirci, Mart 1979 tarihinde Dr. Neçdet Koçak ve 351;kusuyla irdelemeye çalıştım. Demircinin yazılarında Turancılık, Türkçülük argümanlarını aradım. Zira Irakta Türkmenlerin itham edildikleri en büyük suç buydu!. Dr. Rıza Demircinin imzasını taşıyan Yüce İhtilal Konseyi Komutanlığının Yerinde Bir kararı Ve Türkmenler makalesi soruma cevap niteliğindeydi. Tekrar tekrar okuduğumda, tatmin olmama rağmen bu çok eski bir yazı demeye başladım. Söz konusu yazı Ocak 1970 yılında kaleme alınmış, oysa Demirci bu yazıdan yaklaşık on yıl sonra tutuklanmış, şehit edilmişti. Dr. Rıza Demircinin ölüm fermanı neden bu kadar uzun bir süre bekletilmişti?. diğer dava arkadaşları ile birlikte tutuklanarak, ağır işkencelere maruz kalmıştı. Ölüm şerbetini ne zaman nasıl içtiği bilinmemekle birlikte, Demircinin erken şahadeti, takdir-i İlahinin yanında bana göre bir çok nedeni vardı, olmalıydı da. İlk aklımıza gelenler; bünyesinin zayıf olması, diğer tutuklu dava arkadaşlarından daha fazla suçlu bulunması, bunun içinde elle tutulur bir kanıtın var olması gerekirdi. Yoksa Demircinin can verene kadar ağır işkencelere tabii tutulması başka nasıl yorumlanabilirdi. Bütün bu düşünceden yola çıkarak, Dr. Rıza Demirci hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalıştım. Demircinin Kardeşlik Dergisindeki malum yazılarının ayrıntılarını incelemeye koyuldum. Bunu yaparken de kendimi Baas Partisinin yetiştirilmiş istihbarat -siyasi büro- şeflerinin ku Bu sorunun cevabını Dr. Rıza Demircinin üstün şahsiyetinde bulmam mümkündü. Demirci, bana göre fırsatları iyi kollayan, değerlendiren, tabiri yerindeyse demiri tavında döven, aydın, öncü bir Türkmen siyasetçisiydi. Baas İstihbaratına göre de tehlikenin ta kendisiydi. Mamafih Baas İstihbaratının o tarihlerde elleri kolları bağlıydı. Zira Demircinin yazısından da anlaşıldığı gibi o günlerde Baas Hükümeti hem de Cumhurbaşkanı el-Bekir tarafından Türkmen hakları tüm dünyaya deklare edilmişti. Baas İstihbaratı, böyle bir günde ve ortamda Dr. Rıza Demirciyi değil tutuklamak göz hapsinde bile tutamazdı, bu mümkün değildi. Geriye fişlemek kalıyordu, yani Demircinin suç dosyasını kabartmaktan başka ellerinden bir şey gelmiyordu. Katı Sosyalist Baas Rejiminin sultasında yarım milyonu aşkın ülkücü Türkmen toplumuna vurgu yapmaya, adım adım Türkmen bölgelerinin krokisini çizmeye, yazmaya ne kadar müsamaha edilebilirdi? Ya Demirci, bu sorumluluğun, tehlikenin farkında değil miydi? Tabi ki farkındaydı ama birlerinin de elini taşın altına koyması gerekiyordu, Türkmen milletinin gerçek varlığını tarihe not düşmeliydi. Bu milli kutlu görev her babayiğidin harcı değildi, bir avuçta olsa fedakâr Türkmen aydınlarının göreviydi, öncülük şerefi de ancak kendisine yakışırdı. Zaman, zemin doğruydu, hava elverişliydi, esneklik had safhasındaydı, Irak Hükümeti Türkmen toplumundan adeta özür diliyordu, bu altın fırsat kaçırılamazdı. Rıza Demirci bir aydın Türkmen olarak kararını verdi, hayatı pahasına da olsa bunu gerçekleştirdi. Peki Dr. Rıza Demirci, Ocak 1970 tarihli makalesinde nelere değinmişti gelin bunun özetini dikkatlice okuyalım. 1. Irak Türkmenlerinin yıllardır olağan kültürel haklarının gelmiş geçmiş hükümetlerden beklediklerini. 2. Türkmenlerin gecikmiş olağan haklarının verilmesinin karşılıksız kalmayacağını. 3. Türkmenlerin milli duygu alanında temel taşı yerine geçecek bu olgun kararı çalışkan ve ülkücü toplumumuz elbette ki unutulmayacak ve takdirle yad edecektir. 4. Yarım milyonu aşkın bu toplum bugün kuzeybatıda bulunan kahraman Telafer ilçesi... Musulda Dicle nehri boyunca Karabatak, Yarımca, Reşidiye, Kazıköy, kızfehre , Tezharap, karakoyun, Harabdelil, Yengice, Arpacı, Şirhan, Selamiye, Beysan Erbil Kenti, Altunköprü bucağı, Kerkük şehri, Taze Hurmatu, Leylan bucakları ve Yayçı, Tirkalan, Kümbetler, Çardaklılar Tuzhurmatu.. yüzlerce büyük küçük Bayat köyleri Kifri ilçesi, Karateppe bucağı, Karahan, şehreban, Mendeli ve Bedre ilçeleri arasındaki geniş alanda yayılmış bulunmaktadırlar. (Krokiye lütfen bakınız). 5. Irak Hükümetinin kuruluşundan beri dedelerimiz, babalarımız ve bugün yaşayan yaşlı orta yaşlı genç kadın ve erkek kuşaklar... didinip çaba harcadıkları yarım yüz yıllık uğraşmalarının ürününü dermiş oluyorlar. 6. Türkmenlerin başta eğitimci ve pedagogları olmak üzere edebiyatçı, tarihçi, ekonomist, toplumcu, coğrafyacı, köylü, işçi, esnaf, memur ve böylece toplumun her yaşta ve baştaki kişileri bu olay karşısında sorumluluk taşımakta ve ağır ödevler yüklenmektedirler. 7. Irak birliğinin ışığı atında ve onlardan hız alarak tek vücut olarak içinde bulunduğumuz durum ve toplumumuzun ortaya atılmış ve bundan sonra atılacak sorunlarını kişisel kaprislerden uzak bir duyguyla kesinleştirip sonuçlaştırması beklenmektedir. 8. Böyle bir gerçek karşısında, toplumun her alanda çalışanlarına sunulan işler gerçekleştikçe yerine gelen işlerimizin sağlamlığından emin olabiliriz. 9. Onun içinde milli birliğin gücüne dayanarak kültürel haklarımızı tasasız yerine getirelim ve Irakın her köşe ve bucağındaki Türkmenlere bu zevki ve sevinçi tattırmaya çalışalım Yukarıda görüldüğü gibi Dr. Rıza Demirci, makalesinin esasını teşkil eden Türkmenlerin Ocak 1970 tarihi itibarıyla nüfusunu ustaca dile getirmekte, Türkmenlerin yoğun yaşadıkları bölgeleri gösteren- kendi eliyle çizmiş olduğu- bir krokiye işaret etmektedir. Tabii ki bu kroki bu makalenin değerini kat kat arttırmıştır. Demirci, böyle yaparaktan hem bir ilke hem de ölüm fermanına imza atmıştır. Dr. Rıza Demricinin ölüm şekli hala meçhul. Bilindiği gibi sapık Baas Hükümetince idam olduğuna, öldüğüne dair somut herhangi bir kanıt sunulmamıştır. Oysa aynı rejim, Dr. Necdet Koçak ve arkadaşlarını idam ettikten sonra, idam fermanlarıyla birlikte sessiz sedasız gömülmeleri koşuluyla cenazelerini teslim etmişti. Dr. Rıza Demirciyi her yönüyle tanıyanlar, onu Kahraman bir Türkmen mücadelecisi olarak yüreklerinde yaşatmaktadırlar. Ruhu şad mekanı Cennet olsun Yüce İhtilal Konseyi Komutanlığının Yerinde Bir kararı Ve Türkmenler Metnin tamamına bkn.Kardeşlik Dergisi yıl 9 sayı 10, Şubat 1970, s.50-51. Bu yazımı, daha taslak halindeyken, bir ağabeyimle paylaştığımda, bana, o tarihlerinden önce Türkmeneli haritasının bir benzerinin kartpostal olarak bastıklarını belirli kimselere dağıttıklarını söyledi, söylemeyle yetindi. |
|||