|
20.01.2012
DENKTAŞI ANARKEN KIBRIS VE KERKÜK MESELESİ
DR.CÜNEYT MENGÜ
1980li yıllarda Irakta Türkmen toplumunun içinde bulunduğu en zor dönemde hasbelkader İstanbulda yerleşik Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma derneğinin Genel Başkanlığı görevini üstlendim.
O yıllarda Saddamın Türkmenler üzerindeki baskıları had safhadaydı. BAAS rejimi tarafından uygulan politikalar sonucunda acımasız işkencelere tabi tutulan dört kahraman liderimiz idam edildi, Türkmenlere ait kültürel ve sosyal tesisler de el değiştirdi veya kapatıldı. Bu dönemde ayrıca ekonomik özgürlükler kısıtlandı ve bunların akabinde tutuklamalar, sürgünler ve göçe zorlamalar olağan durum haline geldi. Benzer politikalar Şii vatandaşlar üzerinde de uygulanmıştır. Saddama muhalif olan veya rejimin muhalif listesinde kendisini gören her vatandaş Irakı terk etmiştir. Bende onlardan birisiyim. Irakı terk edenler istihbarat takibindeydi, öyle ki Kerkükten turistik amaçla İstanbula gelen Türkmenler, dernekteki görevim nedeniyle, Şişli/Elmadağda bulunan işyerimin bile yanından geçmeye çekiniyorlardı.
Aslında bu baskılarda hedef farklıydı. Batının tahrik ve imaları ile kendini bölgede süper güç olarak gören Saddam, Türkmen ve Şiiler üzerinde uyguladığı insanlık dışı politikaların ardından İran ve Türkiyeye yönelik savaş çığlıkları atmaya başlamıştır. Türkiye uygulanmak istenen bu oyuna gelmemiş, ancak bilindiği üzere Irak İranla 8 sene gibi uzun bir süre devam eden ve sonucunun ne olduğu halen de bilinmeyen bir savaşa girmiştir. Günümüzde de buna benzer senaryolar gündemdedir.
Kıbrıs Türkü ile Kerkük meselesi arasında birtakım benzerlikler bulunmaktadır. Bu itibarla biz Kerküklü Türkmenler olarak Sayın Denktaşın tecrübelerinden yararlanmak amacıyla 1985 yılında ITKY Derneğini temsilen bir heyetle KKTC ziyaret ettik. Bu ziyarette bazı Bakanlar ve Meclis Başkanıyla görüşmelerimizden sonra, KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş bizi evinde kabul etmiştir. Sayın Denktaşla ilk tanışmam bu vesile ile oldu. Heyette yine Derneğimizde Başkanlık görevini üstlenen Sayın Prof. Dr. Suphi Saatçi, Siyaset Analisti Sayın Kemal Beyatlı ve Sayın Dr. Fuat Türkmen bulunmaktaydı.
Kabulde Sayın Denktaş kısaca Kıbrısı anlattıktan sonra yolumuzun çok zahmetli ve zor olduğunu, sabır gerektirdiğini, Türkiyesiz hiç bir yere varılamayacağını ve en önemli başarının ise Türkiyenin tam desteğini arkanıza almakla mümkün olabileceğini belirtmiş ve KKTCnin kapılarının Türkmen mültecilerine her zaman açık olduğunu samimiyetle ifade etmiştir.
Uluslararası konjonktürü ve batı zihniyetini çok iyi bilen, bilge dava adamı Sayın Denktaş, zaman zaman Ankaraya rağmen siyaset yapmış ve bazen de Ankaranın isteklerini kerhen uygulamıştır. İnançlı ve kararlı olduğu için hep Kıbrıs Davasının yanında olmuştur. Ne yazık ki Denktaşın görüşlerinin doğruluğu hep geç anlaşılmıştır. Türkiyenin ABye girmesine Kıbrısın kesinlikle engel olmadığı, 2004 yılında BM tarafından çözüm önerisi olarak öne sürülen Annan Planının referanduma sunulmasından sonra anlaşıldı ve bugün bu tablo daha da net görülmektedir.
Bizim meselemize yani Türkmen meselesine gelince; yazının başında Kıbrıs ile bir benzerlikten söz ettim. Her iki meselede de insan hakları ihlalleri söz konusudur. Kıbrıs ile Türkmeneli bölgesi arasındaki ana benzerlik Türkiyenin duruşudur. Yalnız aradaki tek fark ise birinde garantör oluşu, diğerinde ise Lozan ve akabinde Ankara anlaşmalarına göre statüsünün değişmemesidir. Diğer bir ifade ile birinde garantör olması sebebiyle direk olarak, diğerinde ise ancak diplomatik yolları kullanarak meseleye müdahale edebilmektedir. Her iki meselede de, bazı maksatlı iddiaların tersine, uygulanan politikalardan Türkiyenin o topraklarda kesinlikle gözü olmadığı anlaşılmaktadır. Her iki sorunun çözümü için Türkiyenin desteğine ihtiyaç vardır.
Bunlara ilaveten Türkmen meselesine objektif olarak bakıldığında; Türkiyenin Irakın ister güneyi ile ister kuzeyi ile olan ilişkilerinde Kıbrıs Türkü gibi Türkmenler hiç engel olmamış ve olmayacaktır. Türkiyenin müzakereci rolüne söylenecek bir şey yok, ancak burada kimin ne istediği açıkça ortadadır. Türkiyenin Filistin ve Somali benzeri ülkelere verdiği desteği tasvip etmekteyiz. Ancak Türkmenlerin de aynı desteğe ihtiyacı olduğunu vurgulamak isterim. Bu günlerde Irakın geleceği ile ilgili bir dizi senaryolardan söz edilmektedir. Ancak bu senaryolarda Türkmenlere ciddi bir yer verilmediği ve Irak siyasi denkleminin dışında kaldığı görülmektedir. Bundan önceki birkaç yazımda belirttiğim üzere ister Kerkük, ister Bağdat ve istenir ise İstanbulda bir platformun düzenlenmesi ve bu platformda;
Tekrar kahraman Denktaşa Allahtan Rahmet diliyorum. Ruhu Şad ve Türk Milletinin Başı Sağ olsun.
Dr. CÜNEYT MENGÜ
cuneyt.mengu@mercanonline.com
20.01.2012
|