İŞGAL SONRASI IRAK’IN YAPILANMASINA DAİR TASARILAR

 

 

ABD ve ortaklarının Irak’ın elinde kitle imha silahlarının bulunduğu ve El Kaide ile ilişkisi olduğuna dair gerekçeler  ile  Mart 2003 tarihinde başlatılan askeri harekat sonucunda Irak  işgal edilmiştir. 9 Nisan 2003 tarihinde ve bunu  takip eden günler içinde başta Bağdat olmak üzere Irak’ın genelinde oluşan  otorite boşlugu nedeniyle korkunc bir karkaşa yaşanmıştır.  Petrol Bakanlığı dışında müzeler dahil tüm kamu kuruluşlar işgal güçlerinin gözlerinin önünde yağmalanmıştır.

 

Her ne kadar işgal öncesi ABD yetkililerinin Iraklı muhalifler ile yaptığı toplantılarda;  yönetimin Saddam sonrası Iraklılara devir edileceğini sürekli dile getirmelerine rağmen işgalin ardından Iraktaki yönetime tümüyle el konulmuş,  ordu ve güvenlik güçleri dağıtılmıştır. Öte yandan işgalin meşrulaştırılması yolunda Birleşmiş Milletler Genel Konseyi’nden 1483 no.lu karar çıkartılmış  (1)  ve göstermelik demokratikleşme adı altında bir dizi hukuki düzenlemelere gidilmiştir. Geçen bu beş sene  zarfında üç meclis kurulmuş ve  iki seçim yapılmıştır.  

 

Irak’taki bugünkü durum, işgalden once ABD’in belirli amaçlarının gerçekleştirilmesi yolunda tesis edilen projenin  temelidir. Aslında ABD 1990’dan beri Irak ile uğraşmaktadır ve  dolayısıyla da bu sürecin yeni başlamadığını söylemek daha  yerinde olacaktır.   Zira  Ortadoğu ile ilgili  olarak enerji kaynaklarının kendi denetimlerinde kalması,  İsrail’in güvenliğinin sağlanmasının esas hedefleri olduğu ABD tarafından   açıkça ilan edilmiştir (2).  Bunlara ilaveten de demokrasinin yerleştirilmesi de yeri geldikçe ABD yetkilileri tarafından ayrıca vurgulanmaktadır.  

 

Bölge ülkelerinde demokrasinin yerleştirilmesi konusuna gelince:  ABD’nin 1991 yılında  Irak’a karşı yürüttüğü politikasının esas amacının Körfez bölgesinde,  Doğu Avrupa’da olduğu üzere bir demokrasi yerleştirmek olmayıp,

 

 

                                                                                        1

 

 

eski Anglo-Fransız düzeninin restorasyonunu sağlamaktır (3).   Irak ile ilgili ise,

aynı söylem doğrultusunda;  once uçuşa   yasak bölge harekatı şeklinde, daha sonrasındaki dönemde ise ülkenin Kuzey bölgesinde güvenli bölge adı altında başlamış,  bu fiili durumda  de facto olarak  günümüze kadar devam etmektedir (4).

 

                   İşgal öncesi cereyan eden önemli gelişmeler incelendiğinde;  1998 yılında KDP ile IKYB liderleri arasında ABD’de imzalanan Washington Antlaşması ile hem Irak’ta federatif bir yapının oluşması için, hem de bölge ülkelerinin geleceğiyle ilgili tasarlanan projenin temelleri atılmıştır. Öte yandan sözü edilen bu anlaşma ile;  Türkiye’nin iyi niyet girişimleri sonucunda  KDP ile IKYB arasındaki silahlı çatışmaya son verilmesi amacıyla 1996 yılında imzalanan ve Türkmenleri güçlü kılan Ankara sürecinin feshine ve 5 Nisan 1991 tarihinde K.Irak‘ta tesis edilen güvenli bölgesinin daha da güçlendirilmesine yol açılmıştır.  Daha sonraki dönemlerde ise Kürt Gruplarının bölgede geniş özerkliğe sahip olma ve bagımsızlık talepleri gündeme gelecektir. Bunu mütakip diğer önemli bir gelişme ise başta KDP ile IKYB olmak üzere 2 Şii partisinin yanı sıra, Ahmed ÇELEBİ ve Eyad ALLAWİ gibi Irak’lı muhaliflerin  1999 yılında ABD kongresi tarafından onaylanan Irak’ı Kurtarma Yasası’nca 6’lı grup şeklinde yer almalarıdır (5).  Ancak Türkmen Temsilcisinin bu grupta yer alması gerekirken  kurulan heyete dahil edilmeyince,  Türkmenler siyaci denklem sürecinin dışında kalmışlardır. Böylece ABD’nin şekillendirdiği bu tabloya göre 6’lı grup adı altındaki Başkanlık Konseyi;  Eylül 1999 tarihinde New York,  Aralık 2002 tarihinde Londra,  Şubat 2003 tarihinde Selahattin’de yapılan  Irak muhalefet toplantılarının yanı sıra Saddam sonrası kurulan tüm yapılara yön vermiş ve hala da yönlendirmeye devam etmektedir

 

Bağdat yönetimini halen iki ayrı otorite elinde tutmaktadır. Biri ABD’yi çeşitli adlar altında temsil eden üst otorite,  diğeri ise 1999 yılında ABD Kongresi tarafından onaylanan Irak’ı Kurtarma Yasası uyarınca oluşturulan başkanlık heyeti altındaki alt otoritedir. Bu heyet yukarıda sözü edilen grupların  başkanlarından oluşmaktadır. Ayrıca bu heyet Saddam öncesi tüm Irak muhalefet toplantılarını organize etmiş,  Saddam sonrası ise meclis ve hükümetlerinin oluşturulmasında ABD’nin direktifleri doğrultusunda görev

 

         2

                                                                                                                  

paylaşımını yapmıştır. Başkanlık heyetinin en çarpıcı özelliği ise kararlarının konsensus ilkesine göre alınmasıdır (6) . Böylece Irak’ta 13.7.2003 tarihinde kurulan ve 25 kişiden oluşan ilk yönetim konseyi ve ardından geçici anayasa,  yukarıda zikredilen  esaslar çerçevesinde ve Bush’un Iraktaki temsilcisi olan Bremier’in birebir onayı ile yapılmıştır (7).  Konsey 13 Şii, 5 Kürt, 4 Sünni, 1 Türkmen ve 1 Asuri üyeden oluşmaktadır.

                

Konseye atanan  Türkmen temsilcinin,   Irak Türkmen Cephesi  (ITC) ve hatta Türkmen  İslami Hareketlerinin dışında olması, siyasi geçmişinin  bulunmaması  hiçte tesadüfi olmayıp ve  Türkmenler üzerinde  oynanan oyunların bir halkasıdır(8).    

 

 

IRAK İLE İLGİLİ GEÇİCİ VE  KALICI ANAYASA

 

 

Geçici Anayasa’nın hazırlanması için ABD’li Vali Paul Bremer’in başkanlığında  Yönetim Konseyi üyelerinden 9 kişiden oluşan heyetle birlikte çalışmalar yapılmıştır. Paul Bremer;  Anayasa hazırlıkları çalışmaları sırasında ister federasyon,  ister Kürt Bölgesi’ne ayrıcalıkların sağlanması ve ABD’yi yakından ilgilendiren diğer konular ile ilgili olarak sürekli Condoleezza Rice ile, hatta zaman zaman ABD Başkanı Bush ile sürekli temas içerisinde olduğunu kitabında yazmaktadır(9). 

 

9 Mart 2004 tarihinde ilan edilen Geçici Anayasa’da yer alan;  Federatif yapı, Kerkük meselesi, Seçim sistemi, Bölge yetkileri, Azınlığın çoğunluk üzerinde hegemonyası, Konsensus ilkesine göre değişikliğin yapılması, Türkmenler ve   azınlıkların göz ardı edilmesi,  Irak’ın geleceği ile ilgili diğer konular  Sünni ve  Şii Arap, Türkmen, Süryani v.b. tarafından şiddetle eleştirilmiştir. Sözü edilen bu Geçici Anayasa,  tamamı 25 üyeden oluşan yönetim konseyinin 13 üyesinin çekincesiyle onaylanmıştır (10). Daha sonra Şii ittifakı tarafından konulan çekincelerin ortadan kalkması ile düzenlenen kalıcı  anayasa tasarısının  bir  öncekinin ilkelerine göre hazırlanması,   telafisi mümkün olmayan sorunları da beraberinde getirmiştir. Şii ittifakının bir bölümünün böyle bir tavır takınmasının; Irak’ın geleceği için ciddi sorunlar getireceği, teokratik anlayışla bazı komşu ve Arap ülkelerinin tedirginliğini arttıracağı ve ayrıca federatif tasarının Irak’ı hızla parçalayıp bir iç savaşa sürükleyeceği üzerinde gözlemciler halen  görüş birliği içindedirler.

                                                                                              3                 

Geçici Anayasa’ya istinaden 30 Ocak 2005 tarihinde yapılan seçimin  galipleri yine  6’lı grup olmuş ve  her biri daha fazla kazanç elde etme amacıyla Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Başbakanlık gibi  3 önemli görev üzerinde gecikmelide olsa aralarında bir anlaşma sağlanarak otorite paylaşılmıştır. Türkmenlerin meşru temsilcisi olan ITC Başkanının önce Meclis Başkanlığı’na,  daha sonrada Başkan Yardımcılığı için  güçlü adaylardan birisi olmasına rağmen KDP Başkan Barzaninin vetosuna takılmıştır (11).

 

Daha sonra kalıcı anayasa tasarısıyla ilgili oluşturulan komisyon çalışmalarında; söz konusu metinde her hangi bir değişiklik yapamayacaklarına göre, Irak’ın geleceğiyle ilgili maddelerin görüşülmesinden ziyade, dini kimlik, self-determinasyon, dinin rolü ve servet dağılımı gibi sembolik konular üzerinde durulmuş, kalıcı anayasada geçici anayasanın ruhuna bağlı kalınarak hazırlanmıştır.

 

Kalıcı Anayasa’da  bulunan çelişkileri ve ileride çatışmalara neden olacak olan maddelerin bir kısmını aşağıda  analiz etmeye çalışacağız:

 

·        2.maddenin (a) fıkrasında; İslam ilkeleriyle ters düşebilecek hiçbir yasa yapılmayacağı belirtilirken  (b) fıkrasında ise demokrasi ilkeleriyle çelişen veya ters düşen hiçbir yasa çıkarılmayacağı belirtilmektedir. Halbuki İslam ilkeleri değişikliğe tabi olmayan Kuran-ı Kerim  ve Sünnet esaslarına dayanmakta, demokrasi ise zaman ve şartlara gore çoğunluk kararlarına gore değişebilmektedir. Diğer taraftan İslam ilkeleri uygulanmak istenirse hangi mezhep esas alınacaktır.

 

·        Irak halkının yapısı ile ilgili 3. Madde de “Irak halkı çeşitli milletler, dinler ve mezheplerden oluşur” hükmü yer almakta, diğer taraftan 4. Maddede Irak halkının %17’lik bir nüfus oranını oluşturan Kürt dilinin, Arapça dili yanında ‘Resmi Dil’ olduğu belirtilmektedir. Bu hem 3.Madde ile hem de 14.Madde de yer alan cins, ırk, millet, din, mezhep farklılığı olan insanlar kanun karşısında eşittir’ hükmü ile çelişmektedir.

 

·        Bölgesel yetkilerle ilgili 5.bölümde Federal Sistem yerine Birleşik Sistem ifadesi yer almaktadır. Siyasi Kürt gruplarının 1992 yılından beri benimsedikleri federal yapı,  Irak halkının tüm kesimleri arasında halen ihtilaf konusudur.

                                                                                         4                  

·        9.Maddede  silahlı kuvvetler dışında mevcut milis güçlerine ve de ülkede bulunan yabancı güçlerin durumunun ne olacağına dair bir açıklamanın yapılmaması  halen  sorgulanması gereken konulardan biridir.

 

·        23. Maddenin 3/b bendinde yer alan; “Demografik yapının değiştirilmesi amacıyla gayrimenkul edinmek yasaktır.” hükmü,     Kerkük ve Türkmen bölgelerine illegal nüfus kaydırmaları tamamlandıktan  sonra yürürlüğe girmesi bir anlam ifade etmemektedir.

 

·        136. ve 138. Maddede,    Geçici Anayasa’nın 53. Maddesinin  (c) fıkrasında yer alan   Kerkük ve Bağdat’ın başka bölgelerle birleşmesini önleyen düzenlemenin yer almaması,  Kerkük’e tayin edilen özel statünün iptal edilebileceğini  bir kez daha vurgulamaktadır. Diğer taraftan  115.  ve 117. Maddeler ile  bölgelere tanınan yetkilerin, nerdeyse konfederasyon sistemine doğru yol alındığını göstermektedir.

 

·        115. Maddede ’Bir veya daha fazla sayıda ilden talep gelmesi durumunda halk oylamasıyla bir bölge oluşturulabilir.’ hükmü yer almaktadır. Buna gore kalıcı Anayasa ile kabul edilen ve şimdilik Duhok, Erbil ve Süleymaniye’yi kapsayan  Kürdistan Bölgesi, daha sonra bu bölgenin sınırları civar illerde yapılacak halk oylamalarıyla genişleyebilecek  ve başka illeri de içine alabilecektir.

 

·        138. Madde ile  Geçici  Anayasa ve ekleri iptal edilirken, 58. Madde  ile 53. Maddenin sadece ( a ) fıkrasının istisna kapsamına, tamamen kürtlere tanınan ve şüphesiz antidemokratik bir ayrıcalık olarak değerlendirilmelidir.

 

·        Kerkük’ün statüsünün belirlenmesi ile ilgili düzenlenen 140. Maddede,  belirli bir surenin verilmesi  anayasal hükümlere aykırıdır. Ayrıca bu maddede yapılacağı belirtilen, demografik yapısı değiştirilen Kerkük ile ilgili referandumun  Irak’ın genelinde yapılması doğru olacaktır.

 

Irak ve Arap ülkelerinde  birçok yazar, siyasi  kuruluş başkanları ve uluslar arası kuruluşlar;  birbirleriyle çelişkili maddelerin yer alması,   belirli bir gruba  ayrıcalıklar tanıması ve  federasyon adı altında merkezi hükümeti yetkilerinin büyük ölçüde azaltılmasını ön gören Kalıcı Anayasanın,  ülkenin iç savaşa  sürükleyebileceğini ve sonucunda da  parçalanmasına sebep olacağını   savunmaktadırlar.

                                                                                                 5

Görülüyor ki bu yasayı hazırlayanlar Irak halkının karşı karşıya kalacağı riski dikkate almamışlardır.  Büyük Ortadogu Projesini planlayanların ve  Irak dahil bölgenin siyasi yol haritasını yeni koşullar ve değişik anlayışlar içerisinde yeniden  çizilmesinin faturası, herkes için çok pahalı ve maliyetli olacaktır. 

 

 

IRAK PETROL YASASI  TASARISI

 

Irak dünyanın  en çok 3. petrol rezervine sahip             ülkesidir. İşletilen yaklaşık 70 petrol yatağının, eski teknik ve  yıpranmış araç gereç yüzünden sadece 3/1 kullanılmaktadır. Ülkede  günde 2 milyon varil petrol üretilmekte ve   önümüzdeki yıllar içinde üretimin 3 katına çıkartılması planlanmaktadır (12).  

 

Bilindiği  gibi Saddam 1972 Irak petrollerini ulusallaştırmıştır. Ancak bu yasa ile ABD Irak’ı işgalinden hemen sonra bu olayı tersine çevirecek bir petrol kanunu dayatmaya çalışmaktadır (13). 

 

Bakanlar Kurulu tarafından 01 Şubat 2007 tarihinde onaylanan ancak henüz Meclisten geçmeyen söz konusu  yasa ile    devletin elinde olan petrol kaynaklarının uzun müddetle 25 – 30 yıl süreli kontratlarla büyük şirketlere verilmesi öngörülmektedir (14).

 

Irak’ın petrol gelirlerinin bölüşülmesi;   hem merkezi hükümetin arasında hemde merkezi hükümet ile Kuzey Iraktaki Barzani yönetimi arasında bir ihtilaf sebebidir.  

 

Diğer taraftan  Kuzey Irak Yönetimi de  Irak Kalıcı Anayasa’sının 115. Maddesine istinaden özel petrol yasası cıkarmıştır. Böylece  Kuzey Irak’taki petrol doğal kaynaklar üzerinde hakimiyet kurarak Irak merkezi hükümetini devre dışı bırakarak müstakil bir devlet gibi haraket etmeye çalışmakta, ayrıca ABD petrol şirketleri ile de facto  anlaşmalar yapmaktadır. Irak Petrol Yasası’nın meclisten geçmesine şüphe ile bakan ABD Yönetimi ise  Kürt gruplar  üzerindeki  baskısını sürdürmeye devam etmektedir (15).

 

Ayrıca petrol ile ilgili olarak Irak Kalıcı Anayasası’na bakıldığında; 109. Maddede “Petrolun bütün bölgelerdeki  Irak halkına ait oldugu” belirtilirken   110. Maddede ise  “Petrol gelirlerinin ülkenin bütün bölgelerdeki demografik yapıya uyumlu adaletli bir şekilde dağıtılacağı”  ön  görülmektedir. Irak’ın halen Merkezi ya da Federal bir yapıda mı  yönetileceği belli değil iken örneğin Basra ve Kerkük petrolleri kimin denetiminde olacaktır?                                   

 

     6

Kalıcı Anayasa’nın 111.  Maddesinde  ise Merkezi otorite ile Yerel otorite arasındaki anlaşmazlıklarda son söz  yerel otoriteye bırakılmaktadır. Yani işgale kadar var olan kuyular Merkezi otoritenin denetiminde kalır iken,  işgalden sonra açılan  kuyuların denetimi ise Yerel otoriteye bırakılmaktadır.

 

Diğer taraftan Irak Petrol Bakanı Hüseyin el-Şaristani 01.03.2008 tarihinde Reuters Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada;  Irak Petrol Yasası konusunda Şii, Sünni ve Kürt grupların bir anlaşmaya varamadığını, Kürtlerin kendi bölgelerindeki petrol kaynakları üzerinde egemenlik hakkı olduğunu belirtmeleri,   bunu aşmadıkça konuyla ilgili olarak bir ilerleme kaydedilemeyeceğini, en önemli engelin ise Kuzey Irak’ta ki özerk Kürt yönetiminin imzaladığı petrol anlaşmaları olduğunu belirtmiş ve   Kürt yönetiminin imzaladığı anlaşmaların yasadışı olduğunu  vurgulamıştır (16).

 

Bu arada Irak petrol endüstrisinde çalışan 106 teknokrat, Irak Meclisine mektup yazarak tasarının alelacele yasalaşmaması gerektiği uyarısını  yapmış, gazeteciler ve sendikacılar da tutuklanma riskini göze alarak tasarıya karşı çıkmışlardır. Ayrıca yüzbinlerce işçiyi temsil eden Irak’taki 5 sendika federasyonu söz konusu yasaya muhalefet edip devletin egemenliği ve Irak halkının itibarını zedeleyecek biçimde petrol üzerindeki denetimin yabancı şirketlere temsil edilmesine karşı çıkan bir bildiri yayımlamıştır (17).

 

BAKER-HAMİLTON RAPORU   

 

İşgal sonrası Irak’ta  cereyan eden direniş,  her türlü şiddet,  insan kaçırma ve terör olayları nedeniyle ABD deki günlük gazetelerde yayınlanan kamuoyu yoklamalarında ABD’nin Irak’ta ki koalisyon güçlerinin çekilmesini talep edenlerin  oranının %80 lere vardığı açıklanırken,  istihbarat raporlarında ise ABD’nin strateji değişikliğine gitmesinin gerektiği bildirmektedir. Iraktaki bu durum ABD kamuoyunda olduğu kadar   kongre üyeleri içerisinde de tedirginlik yaratmıştır. Bu durumu değerlendirmek amacıyla 15 Mart 2006 tarihinde Cumhuriyetçilerden eski Dışişleri Bakanı James BAKER ve Demokratik Parti’den Hamilton başkanlığında 10 kişiden oluşan   Kongre Üyelerinin 9 ay süren çalışmalarının ardından alınan “79 Tavsiye Kararı” Bush Yönetimine sunulmuştur (18).

                                     

                                                                                                7

Bu tavsiyelerin başında ABD’nin askeri güçlerinin 2008 yılında belirli bir program dahilinde geri çekilmesi, İran ve Suriye ile diplomatik görüşmelerin başlaması ve Kerkük’teki durumun tehlikeli olduğu ve  çözümlenmesi için uluaslararası tahkimin gerekliliği ve referendum ile ilgili 140. maddenin ertelenmesi vurgulanmıştır. Ancak Bush yönetimi Irak ile ilgili yeni politikasında bu raporun aksine kararlar almış, ancak  Kerkük sorunu ile ilgili oluşan uluslararası konjonktürel  nedenlerden dolayı söz edilen madde 6 ay ertelenmiştir.  

 

Sonuç itibariyle;  5 yıllık zaman içerisinde 4000 Amerikan askerinin, 89.000 Irak’lı sivil halkın   öldüğü, Irak içerisinde 2,5 Milyon, Irak dışında ise 2 Milyon  mülteci bulunduğu dikkate alındığında Irak’ta durumun  kötüye gitmekte olduğu, bu nedenle öncelikle  Irak’ta yürürlükte olan  Anayasa’nın ulusal mutabakat sağlanarak gerekli olan düzeltmelerin yapılması, ABD ve ortaklarının 18 Mart 2003 ayında Irak’ı işgaliyle başlayan sorunların çözümü için Irak’a komşu ülkelerin desteğinin mutlaka alınması koşuluyla  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin devreye girmesi ile ülkenin istikrara kavuşması  mümkün olabilecektir.      

 

Dr. Cüneyt Mengü

04.04.2008

 

DİPNOTLAR :

 

(1)  http://www.un.org/documents/scres

 

(2) Graham Fuller, Hel Yapka El Irak  Lisenet 2000 (Irak 2000 Yılına Kadar Kalabilir Mi?) Irak Dosyası Yayınları, 1993, London

 

(3) Kuroda Yasumaza, “Explainig US Behavior İn The Gulf Crisis: The Gulf War and The New World Order”,Ed.Tareq Y.Ismael and Jacquieline S. Ismael, Universty Pres of Florida, USA, 1994, s.53-63

 

(4) Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 05.04.1991 Tarih 688 Sayılı Kararı

                                                                                                                    

       8

(5) Mengü Cüneyt, “Irak’ta Başlatılan Yeni Süreçte Türkmenlerin Durumu” www.kerkuk.net. 15.04.2005

 

(6) Mengü Cüneyt, “Irak Anayasa Tasarısı’nın Düşündürdükleri”  www.kerkuk.net.  15.10.2005

 

(7) Bremer Paul, “My Year In Iraq, Simon Chester, 1230 Avenue of the America’s, New York, N.Y. 10020, s. 30

 

(8) Mengü Cüneyt,  a,g,m,

 

(9)Bremer Paul, a.g.e.,  s, 55

 

(10) Shu’un al-Awsat, Yıl 2004, Sayı 114, s,174

 

(11) Mengü Cüneyt, a.g.m.

 

(12) Irak Petrol Yasası Kimin Yararına  www.etikhaber.com, 26.03.2008

 

(13) Sazak Derya, Irak Petrolü, Milliyet Gazetesi, 11 Kasım 2007

 

(14) Irak Petrol Yasası Krizi Sürüyor, www.kizilbayrak.net , 26.03.2008

 

(15) Satterfıeld David, Kürtlerin Geleceği Bağdat İle Birleşmektir, www.kerkuk.net 15.03.2008

 

(16) Irak’ta Petrol Yasası Çıkmazda, http://www.mehrnews.com/tr/ 26.03.2008

 

(17) Irak’ta Petrol Yasası Bilmecesi, www.ntvmsnbc.com/print.asp?pid.416293 26.03.2008

 

(18) Shu’un al-Awsat, Sayı 124, Yıl 2006, s, 197

 

                                                                   

Diğer yazılar,

 

 

KERKÜK MESELESİ 2. DEFA IRAK PARLAMENTOSUNDA

 

BAŞBAKAN ERDOĞAN’IN IRAK ZİYARETİ

 

KERKÜK   MESELESİ  IRAK   PARLAMENTOSUNDA TARTIŞILIYOR,  KERKÜK’TE DE KANLI OLAYLAR MEYDANA

 GELİYOR