Şehit Enver Neftçi

 Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ  

Irak Türklerinin milli Türkçülük davası büyük liderlerle, kahramanlarla

Tanınmaktadır, Bu milli yolda çok sayıda önderlerini liderlerini Kerkük

Uğrunda, Türkçülük uğrunda şehit vermişlerdir.

Uzun yıllar yaşamını hapishanede geçiren iki defa tutuklanan milli

Simgesinden dava yolundan taviz vermeden, kalp hastalığından ondan ilaç

Kesme nedeniyle, Abu Garip hapishanesinde şehit olan Enver Mahmut

Neftçi 1930 Kerkük doğumlu 7 Ocak 1993 uzun süre kalp hastalığı

Nedeniyle hasta düşerek hapishanede ölmüştür.

Ağabeyimiz uzun yıllardan, beri kendisini milli Türkçülük davasına

Vererek, tanılan parlak bir simedir, hayatini Türk milletine Kerkük

Vermeye hiçbir zaman geri kalmadan, kendisini bu yola adayarak her türlü

Sürgün, işkence tutuklanmaya maruz kalarak, hiçbir zaman Türkçülük

İlkesinden uzak kalmamıştır.

Enver Neftçi Tek benimsediği tutmuş olduğu, milli Türkçülük davası

Yolunda malına, mülküne aldırmadan, en değerli Türk milleti uğrunda,

Canını, kanını her an adamaya çalışmaktaydı, yorulmaktaydı, her şeyini bu

Yolda vermiştir.

1959 yılında defalarca Kürtler, komünistler onu öldürmeye

Kalktılar, Milli Türkçülük davasından dolayı, milli mücadele yolunda ilk defa

Şehit Fatih Şakır, Ekrem Demirci, Hadi berber, Mehmet Terzi ile birlikte

1972 yıllarında doktur Nefi Demirci beyin yayınlamış olduğu Kerkük

Bülteninden dolayı tutuklanmıştır.

İkinci defa Türkçülük davasından dolayı, Saddam rejimi ikinci kes her

Türlü yolla onu tutuklayarak, her türlü suçlamayla Türkiye, Türklüğe

Bağlayarak önce idam, sonradan hayat boyu her türlü baskı işkenceyle

Muhaberat Barzan el Tikriti tarafından yargılanmıştır.

Ve Abu garip özel siyasi hapishanesine gönderilmiştir.

Rahmetli Enver Neftçiden bir sene sonra tutuklandım onunla aynı davada

Rahmetli Fatih Şakır bulunmaktaydı. 1979 yılında milli davayla ilgili

Yakalanmıştır, iki milliyetçi Fatih Şakır ve Enver Mahmut aydın, kültürlü,

Mücadeleci, Türkçü korku bilmeyen özveriydiler.

Enver Neftçi 1979 yılında tutuklandı Türkiye, Türklükten dolayı o

Sıralarda benden birkaç ay önce kardeşim Ümit Köprülü 6 yıl tutuklandı,

Şehit Enver bizim hüküm olmamızı duyunca, Türkmenlerde en yaşlı bilgili

Olarak bize koşarak, sarıldı kucakladı, gözlerinden yaşlar aktı iki kardeş

Olduğunuza bir evden üzüldü ve çok sevindim idam olmadınız, sizleri

Gördüm mutlu oldum, seni duydum idam edecekler, sevindim buraya

Geldiniz bu çocuk yaşlarda hapis olmanız çok zor, davanda çok zor hiçbir

Zaman özgür olmanız kolay değil bende ayni maddeyle hüküm oldum

Saddam rejimi hiçbir zaman bizleri özgür bırakamaz, çünkü 158 ve 204

Maddesi Irak yasasında çok ağırdır, doğrudan öyle, onlarca af verildi

Bizleri serbest bırakmadılar, ister gizli ister ortalıkta olsun bizlerde uzun

Yıllar kaldık onunla,

Evet, benimle kardeşim Ümit tutuklandığımız sırada, çok genç yaşta

İdik ben bir hafta olmuştu üniversiteden mezun olalı, kardeşimde petrol

Enstitüsün bitirmiştir.

İkimiz beraber olarak yatana kadar, hep Enver Neftçi beyle oturup

Konuşurduk, bize çok yakın biriydi, rahmetli Türkçe, İngilizce, Arapça

Bizim için bir sözlük sayılmaktaydı, bilgili, tarihçi, aydın kültürlü hep bize

Türk milletinden, Türk tarihinden Büyük kurtarıcı Atatürk’ten, Türk

Büyüklerinden, liderlerinden, Türk devletlerinden konuşurdu.

Şehidimiz Enver Neftçi büyük bir Türkçü, tam olarak Hüseyin Nihal

Atsızın yolunde yürümekteydi.

Enver Neftçi artık bir büyük Türkçü idi canıyla, iç doygusuyla, Türkiye’ni

Seven bir aydın insan sayılırdı.

Mahpushanede çetin, özlemli, işkenceye rağmen Türkçe bir şarkı, Türkü

İçin can atardı, Saddam’ın döneminde Türkçe kılıp, kesit. bant Türkçe her şey

Yasaklanmıştır.

Irak Televizyonu Saddam la ilgili yayın yaparak, programlar hep

Arap’çaydı Türkçe, Türk dünyasıyla her bir konu, kitap, dergi, gazete

Resmi olarak Saddam rejimi tarafında yasaklanmıştır.

Bu baskı, acı, çileli duruma karşı, sürekli olarak görüşmeme gelen Anne,

Baba, Kardeşlerim, Teyzem tarafından gizli saklı olarak, Türkçe yayınlar

Ulaşmaktaydı, görüşmede bize evden yemek geldiği sırada, yemeğin

Arasında, altında kitaplar, gazete, dergiler saklanırdı, zorla korkuyla

Gelmekteydi.

İster yufka ekmek arasında olsun, ister tencerede meşhur Kerkük dolması

Altında bırakılarak, bize ulaşırdı, bu yayınları emniyet, istihbarat,

Muhaberatın gözü önünde uzak durarak, en çokta gecenin son saatleri

Bizden biri kapıyı gözeterek okurduk, Türkçe bilen arkadaşlara sırasıyla

Bu yayınları dağıtarak vererek okurlardı.

Benden önce beklemeden Enver

Bey okurdu ve Türkçe okuma bilmeyenleri de öğretirdik.

17 sene hapishanede Anne, Baba, kardeşlerimin, Teyzemin mücadelesi ile

Bu yayınlar sürekli bana gelmekteydi, günde bir kitap, iki kitapta okurdum

Her bir bilgi alanında, bu yayınların bir bölümü şunlardı, Dokuz Işık, yeni

Ufuklara doğru, Türkçülük meseleleri, Nutuk, Emine ışın su, Ata Türkün,

Alpaslan Türkeş, Nihal Atsızın, Ziya gök alpın, Seyfettin Sepetçi oğlunun

Kitapları, bunun yanında Mehmet Akif Ersoy, Namık Kemal, Emin

Yurda kol, Niyazi yıldırım genç Osman oğlu ve başka Türkçü yazarların

Kitapları, gazete, dergilerse Boz kurt, Devlet, Gül pınar, Türk Edebiyatı,

Irak dünya Türklerinin kitapları, dergileri, gazeteleri bunların arasında

Gelmekteydi.

Ayrıca her türlü alanda yazı şiirlerde okuyarak yazılarda

Yazmaktaydım.

Hapishanede Radyonun yasak olmasına rağmen, gizli olarak küçük bir

Radyodan gecenin son saatlerinde yatak altında, haberlerin vaktini bilerek

Dinlemekle, önemli konuları arkadaşlara aktararak bildirmekteydim, nasıl

İse her türlü baskı, işkenceye karşı, aramaya rağmen okuyup yazıyorduk.

Birde Türkiye öteki radyo evlerini dinleyerek günlük olup bitenlerden haberdar oluyorduk,

Siyasi özel hapishane, ne kadar zor çetin acı olmasına rağmen, kendi,

Kendime özel bir yaşam program düzenleyerek, uygulamaktaydım, uyuma,

Kalkma, yemek, okumak saatleri, yazmak ve gizli olarak, Türkçe radyo

Dinlemek, 17 sene bu uygulamayla geçerek, yaşayarak, yene işkence, baskı, aktarma

Tehlikeden kurtarmazdık.

Hapishanede Saddam yanlıları, ajanslar, münafıklar ikiyüzlüler,

Hakkımızda raporlar yazarak istihbarat, emniyete verilerek ajanslar

Tarafından sürekli olarak yazılarak günlük Saddam’ın eline ulaşırdı, her

Türlü işkencelere maruz günlük kalmaktaydık.

Her bir bakımdan hapishanede çok sesiz olarak, her insanla dost,

İlgili güçlü olarak, her insanlardan karşılık sevgi görmekteydik, buna

Karşı elimden çok defa raporlar yazılırdı, gizli Türkçe, kitapların,

Gazetelerin bültenlerin, radyonun yanımda olduğunu haberler dinlediğimi,

Hapishanede gizli toplantılar, Türkçe Irak Türkleri hakkında haberler

Dışarıya gönderdiğimi raporlamışlardır, bu raporlar ilgili üst makamlara

Ulaşmakla benimle kardeşim çok işkence görmekteydik ve sürekli olarak

Yataklarımız ve evimiz aranırdı.

Bende olan radyo her türlü yayınları, gizli tutarak yatak odamı

Aktarmalarına rağmen, her şeyi alıp alt üst ederek, hiçbir belge elde gizli

Yerde sakladığımdan dolayı bulamazdılar.

Çok defa radyo Türkçe yayınlarla ilgili yazılan raporlara karşı habersiz

Odamı arama sırasında bulunarak, beni tek odaya infiradı  bırakılarak türlü

İşkenceye uğramaktaydım, en son 1995 tarihinde, odamı arayarak, yasak

Kitaplarla, radyonun bende olduğunu yüzde, yüz tespit etmişlerdir,

Bununda doğru oldu kendileri tarafından bellileşmiştir, sabah odamı

Arayan 20 kişi emniyet, muhaberat, spor oynadığım halde, hapishanenin

Sesli zili ile beni çağırarak, odaya girdim her şey birbirine karışmıştı

odamda şeker, tuza, çaya kibrit kutusunu bile aramışlardır.

Bulmayınca göz önünde olan kitapları, alıp benimle emniyet odasına

Götürerek, doğru söyle sana hiçbir işkence yapmayız ve yargı evine

Vermeyiz, dün gece senin yanında üç radyo ve altı kitap odanda olduğunu

İyice biliyoruz, nerde o kitaplar, nerede o radyolar.

İşte bende yalnız bunlar var, başka bir şey yok bende, radyo yoktur

Aradılar odayı iyice aradılar hep gördüğünüz bunlardır. Başka yok,

Yatağımda olsaydı bulurdunuz?

İnkâr etme radyo ile kitaplar sende idi dün gece, kime verdin adlarını

Söylemesen seni bırakmayız, işkence yapmadan, ben yalan söylemiyorum,

Doğru inanın bende radyo yoktur, kitaplarda odamda bulduğunuz kitaplar.

Buda normal roman kitapları, ayrıca dil okuma İngilizce, Almanca,

İspanyolca, Arapça ders öğrenme kitaplarıdır.

Hapishanede Ana Türkçe dilimin yanında İngilizce, Almanca, İspanyolca,

Farsça, Fransa’ca ders görmekteydim.

Onların istedikleri, aktardıkları yalnız yasak olan Türkçe kitaplarmış,

Doğru dün gece söyledikleri radyo, kitaplar bende bulunmaktaydı. üç

Radyo, 6 kitapla birlikte gece saat 8 akşam, Enver Neftçi beye tartışmadan

Sonra bu gece sabaha kadar kalacağını ve kitap okuyacağını söyledi, bende

Ona gizli olarak üç kitap Türkeş’in Yeni ufuklara doğru, Ata Türk’ün,

Nutuk ve Boz kurt adında bir dergi vermiştim.

Ayni akşam şehidimiz Yaşar Cengiz ile yemekten sonra ona da üç kitap

Verdim, birde o gün çok yorgun bir durumda idim, hastaydım, erken

Uyumak istiyordum, Yaşar Cengi için vermiş olduğum kitaplarsa, Boz

Kurtların ölümü, Dokuz ışık, Türkçülük meseleleri, o gece Enver Neftçi

Beyle, Yaşar Cengiz ve İzzettin Tuzlu ile birlikte yemekteydik.

Artık o gece bende ne kitap, ne gazete, dergi kalmamıştı, yalnız üç radyo

Vardı, birini benden Ahmet istedi, ötesini Enver beye verdim, yanımda bir

Tek radyo kalmıştı, gece yarısı güvendiğim Irak’ın güneyinden Basralı Seyit

Haşim isminde birine verdim, görünüyor bu gece önemli haber var diye

Arkadaşlar benden aldılar radyoları ikinci körfez savaşı başlamıştır. .

Artık Allah yardım etti bana hiçbir yasaklık kalmamıştı o gece bende sabah

Saat altı kalkarak bizleri sıraladılar saydılar.

Sabah erkenden Arkadaşlar radyo, kitapları vermek istediler, spordan

Sonra alacağım söyledim, onları alsaydım hemen bulacakladır ve bu defa

Büyük yargılanırdım, ama Allah yardım etti, spordan sonra almak istedim,

Emniyetin haberleri olmuştu, odamı aramaya başlamışlar.

Bir ay her türlü işkence görerek, gizli tek odaya bırakıldım kimsenin

Adlarını veremeden, aynı yıl iki ay sonra yanımda radyo, Türkçe kitap,

Gazete, var diye yene aramaya başladılar, olduğum odanın arkasında

Bir çadırda yangın çıktığını görünceler, benim yaptığımı, hapishaneyi

Yaktığımı söylediler, alıp götürdüler beni, sen hapishaneni yandırmak

İstiyorsun, hapishanede olan kişileri kaçırmak istiyorsun, 4 ay tek odada

Günde dört defa işkence görerek, dört aydan sonra tekrar yerime başka bir

Odaya bırakıldım.

Rahmetli dayı Enver Neftçi ile sürekli görüşerek, günün olayların sürekli

Konuşuyorduk, bir türlü kurtarmadık, Amerika’nın tutumu ve İran, Irak

Savaşı, birinci körfez savaşı, silkinme, ayaklanma, muhalefetin durumu,

Ama bir türlü Saddam düşmedi, Irak’ta ayaklanmada, silkinmede 16

Şehir düşerek, Bağdadın birçok semtleri muhalefet elinde olmasına

Rağmen Musul, Selahattin Ramadi’dan başka kuzey, güney, Saddam’ın

Yönetiminden çıkmıştır, ayeılmıştır

İki ay sonra, iki ay devam itmeyen muhalefet güçleri, Amerika destek

Planı ile siyasi yönetim Saddam’ın tekrar eline dönmüştür, bu defa körfez

Savaşından sonra işkence, baskılar, idamlar, tutuklamalar artarak, Irak’ın

Her bir şehri savaş alanına dönmüştü.

Hapishanede bunun aynı acı durumda, sıkıyönetim alınarak, etrafı

Tanklar, hızlı araçlar, Saddam’ın saray muhafız güçleri, özel her bir

Modern silahlara sahip olan bekçileri hapishaneyi ele geçirerek, sabaha

Kadar işkence kurşuna dizilme olayları artarak, insanlar boşu boşuna

Ölmekteydi.

Bizleri korkutmak için insanları karşımızda asarak işkence görmekteydi,

Bunun yanında hapishanelerde olanlarda korkunç bir durum süresi

Yaşanmaktaydı.

Her an ölebilirdik, kurşunlar susmuyordu, önümüzde canlar düşüyordu,

Demir kapılar üstümüze kapalı, önce gördüğüm arkadaşları bir daha

Görmüyorduk, güneşi bile görmüyorduk, emniyet, istihbaratın denetim,

Gözetimi, gözünün önünden uzak pencereler arasından bir bölüm

Arkadaşlarla, soydaşlarımızla, görüşme fırsatı oluyordu.

Toprak altında saklamış olduğum Türkçe kitap, dergilerden, kitaplardan,

Gazetelerden, radyoyla hiçbir kimse görmeden, güvendiğim arkadaşlara

Veriyordum, önde Enver Neftçi, Yaşar Cengiz, İzzettin İsmail, Nihat

Ak koyunlu, bu kitaplar tutuklandığı zaman, kimsenin adını vermeden

Kendinin olduğunu söylemeliydik.

Rahmetli Enver Neftçi Bey başkalarıyla bu duruma bir çara etmemiz

Gerekmekteydi, düşünüyorduk en son birkaç mektup yazıp durumumuzu,

Dertlerimizi anlatmamız gerekmekteydi, çünkü öyle giderse bizleri idam

Edecekler, öldürecekler, birkaç kişi ile bu acı durumu akılcasına düşündük,

Konuyu ele alarak karar verdik, ben Enver Neftçi, insan hakları BM,

Sivil örgütlere, Irak muhalefet partilere, Türkmen partilere, Türkiye

Cumhuriyetine,

Alpaslan Türkeş, Süleyman Demirel ve başkalarına mektuplar yazmak

Bu düşünce sırasında, benimle 208 kişinin adları belli olarak acil olarak

Saddam’dan emir olarak bizleri Bağdat’tan Musul Baduş özel siyasi

Hapishanesine taşıyacaklar,

götürecekler arkadaşlar, soydaşlar bu duruma çok

Üzüldüler, ağladılar ama benim unutmayacağım çok değerli kardeşlerimi

Bağdat Abu garip hapishanesinde bırakmak yalnız yaşamak zor olacaktır.

Sayın Enver Neftçi ve başka soydaşlarımız korkuyordular bu defa bizlere

İdama götürmek istiyorlar, korkma Sadun sana güvencem var yene

Döneceksin sana inanıyorum güveniyorum yene bir şeyler yapmalıyız,

En çokta sen iyice düşünmelisin, çünkü Musul buradan daha iyi olacak

Çalışmaya bir şeyler yapmaya.

Sabah erkenden 1/1/ 1990 tarihinde bizler 208 kişi olmakla kapalı

Otobüslere doldurdular elimiz, gözlerimiz bağlı susuz, yemeksiz aç olarak

Her türlü silahlarla arkamızca askeri araçlar, tanklar, Saddam’ın özel

Muhafız güçleri ile bizi Musul Badoş özel siyasi hapishanesine götürerek

Bıraktılar, ama gözlerim, aklım düşüncem Annem, babam ve kardeşlerimle

Bağdat Abu garip hapishanesinde bulunan Türkmen soydaşlarım yanında,

Özellikle Enver Neftçi Yaşar Cengiz, Behattin Kocava, Nihat Akkoyunlu, Sabah,

Salah Tazeli ve başkaları yanındaydı.

Tam bir sene orada kaldıktan sonra tekrar 1/1 / 1991 tarihinde, bizleri aynı

Zorlulukla, işkence, baskı ile dosyamızı politikadan değiştirmeyle, katil

Olarak bizleri insan hakların komisyonuna, Birleşik Milletlere gösterdiler,

Bizleri siyasi olmayan Abu garip büyük hapishanesine bıraktılar, katil,

Adam öldüren, hırsızlar, uyuşturucu, kötü insanlar içine bıraktılar attılar, dosyamızı

Değiştirmek ile ama tam ters olduğunu BM, İnsan hakları durumumuzu

Öğrendi, Bağdat’tın Abu garip büyük hapishanesinde olduğumuzu bildiler,

Siyasi olmayan adam öldüren uyuşturucu normal hapishanede olduğumuza

Dair, dosyamızı değiştirme bilgisini almışlardır.

1991 yılında bizleri canavara insan hakları, BM camiası ziyarette

Bulunarak durumumuzu anlayarak bu heyet, ben içinde altı kişini

Kendi gözetimleri, denetimleri altına alarak, bir odaya bıraktılar bizleri,

Durumumuzu öğrendikten sonra, gözden geçirerek siyasi olan dosyamızı

Saddam’ın danışmanları, yetkileri, tarafından Saddam’ın emriyle

Değiştirildiğini bildirerek bize karşı yapılan her türlü işkence, haksızlığa

Vakıf oldular, uzun yıllardan beri hapishanede kalmamızı dosyamızı siyasi

Suçlardan normale değiştirmeleri, ayrıca tutuklama hapishane sırasında

Bize karşı olan haksızlık, işkencelerin, izlerini gösterip gördükten sonra,

Pek yakında bizlere yardım edeceklerini söyleyerek, özgür olmamıza

Çapalar göstereceklerini söz verdiler, iki saat toplantı görüşmelerden sonra,

Onların gelişliyle hapishanede durumlar iyileşmeye başladı, dosyamız

Tekrar siyasete yazılarak gönderildi, bizlere iyice bakmaya başlandı, Musul

Badoş siyasi hapishanede Türkiye, İran, Suriye ve birçok insan haklarına,

BM sivil örgütlere, muhalefet, Türkmen partilerine, Türkiye hükümeti

Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş ve başka yerlere yazmış olduğum

Mektuplar neden olmuştur, çünkü tüm radyo evleri tarafından adımız

Okunarak gazeteler tarafından yazılmıştır.

Birçok yazıları mektupları tüm kuruşlara göndererek en son kendi

Çalışma, uğraşmamla benimle birçok mahpuslar özgür olmamamıza sebep

olarak birçok kardeşlerimin adları tüm ülkelere ulaşarak insan haklarına

BM ve tüm kuruşlara yazmış olduğum yazılar muhalefet ve annemin ve bir

İki kadının yoluyla olmuştur ve yerine ulaşmıştır.

Bu baskılardan sonra, iyileşme sırasında Araplara, Kürtlere kapsamlı

Bir genel af verildi, yene 200 insan bu aftan yaralanmadı, bunların içinde

Yene bende yüz binlerce insan içinde yalnız 200 yüz insan benimle aftan

Uzak düşerek yaralanmadı, iki gün sonra bizleri olduğumuz normal

Siyasi olmayan hapishaneden, tekrar eski yerimiz Abu garip özel siyasi

Yerlerimize dörderdiler, götürdüler.

Önce bırakmış olduğumuz hapishane bam başka olmuştu, kan kokusu

Geliyordu her yerden, daha fazla sesiz, korku her yeri sarmaktaydı,

Önceden normal bekçisi olan hapishane bu defa tam tersine tümünün elinde

Modern silahlar, her yeri Saddam bekçileri muhafızları sarmıştır.

Birkaç kişiyle birlikte bizleri işkenceyle, iyi vurduktan sonra, adlarımız

Okuyarak odalara doldurdular, sayım yaptıktan sonra, bizler

Önceden arkadaşlarımızın burada olduklarını biliyorduk bir bölümünün

Serbest olmasına rağmen, serbest olmayanlarda çoktur, bunların içinde

Enver Neftçi, Mehmet Zühdi, Nihat Akkoyunlu, Silah, Muhsin, Esat

Zeynel, Münir ve başkaları onların başka yerlerde olduklarını anladık,

Onları tekrar görmek kolay değil, kapalı yerde kalmakla, günde bir saat

Güneşe bizleri çıkarıyorlar, olduğumuz yerlerin küçük pencerelerden

Bizlere seslenen soydaşlarımızla, arkadaşlarımızla günlük olarak bir saat

Pencerelerin arasından el uzatarak sessizce konuşurduk tekrar onları

Görmek hiçte olsun düşünmüyorduk.

Artık dertleşme başlayarak acı, çile, özlemlerimizi gidermeye bir yıl içinde,

Yaşamış olduğumuz, görmüş olduğumuz durumu birbirimize anlattık, bir

Seneden görmemiş olduğumuz kardeşlerimizi, görünce mutlu olmuştuk.

Sayın Enver Neftçi ve başka soydaşlarımızda, çok sevinmişlerdir, her gün

Pencerenin telleri arasından görüşüp, konuşurduk, bir ay sonra benimle

Birkaç kişi

(M- 1) söylenen ve Enver Neftçi beyin olduğu kavuşa bizleri verdiler,

Kavuşa taşınarak, burada Irak güneyinden, orta kesimden İran, İsrail,

Rusya, İngiliz, ajansları, muhalefet partilerine mensup olan Arapların

Bulunduğu, odaya bıraktılar, beni başka hiçbir Türk bulunmuyordu

Kapılarda kapalı, ama karşı odalarda arkadaşlarımız tanıdıklarımız

Bulunmamaktaydı.

Emniyet, istihbaratın gizli sevisin baskı işkencesine rağmen arkadaşlarla

Görüşüyorduk konuşurduk.

Gizli saklamış olduğum kitapları, dergileri inanç duyduğum, güvendiğim

Arkadaşlara veriyordum, onlarda bana önemli siyasi Arapça, İngilizce

Kitapları veriyordular, hapishanenin odaların en alt katında büyük bir

Alana televizyon bırakmışlardır.

Televizyonda tüm kanallar birden Saddam’ın kanalları, onu zorla ser

Etmemiz gerekirdi, Saddam konuştuğu zaman en azından bazen 4–5 saat

Televizyon önünde oturup hareket etmeden, kımıldamadan yerimizden

Kalkmadan, baskı zorla tüm haberleri Saddam’ın konuşmaların

Dinlemekle ser ederdik çok zor acı durumlar yaşıyorduk.

O sıralarda arkadaşlarla sıkı, gönüllü dost olarak görüşmekteydik, üç

ay içinde birkaç af Araplara, Kürtlere siyasi dünya ajanlarına verilerek,

Bizler hariç tüm insanları dini, milli davaları kapsamaktaydı, bizler hiç

Yararlanmadık bu aflardan, gençlik yaşantımızı demir kapıların arasında

Geçirdik, hiçbir af beklemeden, çünkü belli biz Türkler afin dışarısında

Kalıyorduk, Türkiye’den dolayı yargılandığımız için.

Yüz binlerce insanlar hapishaneden özgür oldular, bunun yanında her sene,

İki senede bir Kürtler, Araplar özgür olurdular, çünkü ister Celal Talabani,

İster Mesut Barzani olsun sürekli olarak, Saddam ile görüşmekteydiler. iş

Birliği içindeydiler. Bu nedenle Kürtler tutuklanarak onların yardımı ile

Saddam onları Salı veriyordu.

Ayrıca kapalı yerlerde bulunan binlerce erkek, kadınlar hizip Allah, hizip

Dava İran ile ilgili, yüzlerce insanlar siyasi tutumunda dolayı, her türlü

Araçlarla idam olarak, işkence altında elektrik verilerek, asılarak baskıyla

ölerek kurşuna dizilmekle, kesilerek doğramakla hayvanlara etleri gözleri

bağlı, denize atılırdı, insanlar günlerce yemeksiz, susuz kalarak tavana

Asılarak işkenceyle can verirdiler.

Önceden bana idam hüküm verdikten sonra bir hafta ertelendim,

olduğumuz idam odasında o sırada o gün 63 bin insan asker, sivil,

Kadın, .ocuk dâhil olarak idam olmuşlardır.

Rahmetli Enver Neftçi beyle, akşam saat 7 dan sabah dörde kadar bir

Arada arkadaşlarla konuşuyorduk, o gün Saddam’ın doğum günüydü

Bizler baskıya karşı bir az olsa bile özgürlük duymak istiyorduk, iki

Yüzlüler, münafıklar Saddamcılar, emniyet, muhaberat, istihbaratla çalışan

Belli insanlar, Saddam için şarkı söyleyip tören yapıyordular, sevinçli,

Mutluydular Saddam’ın bir af vereceğini bu gün bekliyordular, çünkü

Saddam çoğunluk af doğum günü ile ilgili olarak, her yıl istediği ve kendi

İnsanlarına vermekteydi, ama yene öyle oldu af verildi hapishane bir

Bölüm insanlar sevindi, bir bölüm insanlar üzüldü, bu af az belli insanları

Kapsayarak, bunların arasında, Kuveyt ajansı olan Hamit Baha adında

Güneyli bir Arap af bekliyordu, mutluluktan elinde Saddam’ın resmini

Tutarak bağırıyordu, Arapça yaşasın Saddam, ama birkaç dakika sonra

Anlaşıldı bu af yalnız 6 kişiyi serbest bırakacak, bu acı duruma hapisler

Dayanmadı, Hamit Baha elinde olan Saddam’ın resmini hemen yere atarak,

Hamit Baha çok üzüldü, en iyisi onu ikiyüzlüler münafıklar görseydi

Anıdan Hamit idam olurdu, çünkü Saddam’a laf söyleyen sorusuz idam

Olurdu.

Abdurrehim Uda adında Nasırıyalı biri gazete üstünde yemek yiyerek

Saddam’ın resmi olunca bunu gören Saddam için çalışan birçok hapisler

Haber verip rapor yazarak, Saddam’ın kardeşi Sebavi Tikrit’i tarafından

Gözümüz önünde kurşuna dizilerek idam olmuştur.

Rahmetli Enver Neftçi ile konuşurduk, televizyonda yayınlanan af boş

Olarak bizce bir an bile sevinmedik, mutlu olmadık, durumu iyice biliyoruz

Af verilirse bile bizleri serbest bırakamazlar bu af bizi kapsamadığını

Biliyorduk günler çok zor geçmektedir.

Emniyet, istihbarat, muhaberat Saddam’ın özel muhafızları, saray güçleri,

Her türlü silahlarla dolaşıyorlar, tanklar araçlar hapishanenin etrafını

Sarmaktaydı, okumak çok zor her yeri her köşeni arıyorlar.

Radyo dinlemek, kitap okumak yasak idi, eletirlikli sobaları ellerinde

Tutarak her kese vuruyorlar, yaş, gence aldırmadan, acı duruma karşı

Sevdiğimiz insanları kayıp etmekle, acıya dayanmıyorduk, İlk ölenler

Arasında Türkçü milliyetçi Fatih Şakır Kifirli, hastanede şeker hastalığı

Nedeniyle, ondan ilaçlar kesilmekle, dışarıdan, evden gelen ilaçlara el

Koyularak ölümüne Saddamcılar sebep olmuşlardır.

Ayrıca Behaddin Kocava ayağı şeker hastalığı yüzünden kesilerek şehit

Olmuştur.

Hapishanede ölen şehitlerimiz çok acı, çile çektiler doğru toprak, yurt

Sever milliyetçi, Türkçü insanlarımız tüm varlıklarını bu yolda bıraktılar,

Çocuklarına topraklarına, yurtlarına hasret kaldılar acıyla Türkiye

Özleyişiyle, derdiyle yaşadılar, öldüler.

Şehitlerimiz yüce tarih yazdılar, Rahmetli Enver Neftçi beyi en son 1993

günü bana bu sözleri söyledi, bu sözler hala karşımda kulaklarımda fısıl, fısıl

sesle canlanmaktadır, bence ne kendisi öldü nede sözleri, bu gibi

Türkçü Hüseyin Nihal Atsızın, Ata Türkün yolunda, izinde yürüyenler

Ölemezler, büyük Türk tarihi onları her Türk toprakları kucakladı,

Göksünü açtı, onları seve, seve bağrına bastı, onları Türk milletinin

Türklüğün şehitleri, temiz, şerefli milletin vefalı özveri insanları, onlar

Ölmeyen Türkler, önler ölmediler, arkalarında binlerce milli dava Türkçü,

Kültürlü, eğitimli, atılgan, yiğit aslanlar yetirdiler, Türkiye Cumhuriyeti,

Bu gençliği hala Ata Türk yürütmektedir, o kutsal topraktan, mezarından

Bu büyük Türk devletini hüküm etmektedir, onun adıyla, şanıyla, töresiyle,

Türklüğün onuru, büyüklüğüyle, Türkiye Cumhuriyeti, tüm dünya

Türklerinin birliğini varlığını sağlayarak, sürerek yaşam sürmektedir.

Evet, doğru söylemiş büyük Ata Türk, Ne mutlu Türküm diyene, Türk

olmak, Türkçü olmak, bam başka Türklüğe, Türk yoluna, milletine,

Davasına prensibine, adanan doğru insan olarak Türk insanıdır.

Bu toprakları kuruyan, kanı bu uğurda veren, Ne mutlu Türk olana, ne

Mutlu Ulu Tanrı bizleri Türk yarattığına, Ata Türk, Alparslan Türkeş,

Yüce kahraman büyük liderler, yiğitler, Oğuzların, Türkmenlerin,

Boz Kürtlerin, soyundan dünyaya gönderdi, insanlar sevgi, kardeşlik,

Duygusuyla, insanlık, efendilik, erdemlik, şeref, töre, devlet, İmparator

Kurma büyük uygarlık kurmayı öğretti.

Enver Neftçi dediğimiz gibi kahraman büyük milliyetçi, Türkçü bir Türk,

Kültürlü, tarihçi bir insan, Türklüğe damgasını vuran bir sağlam insan,

Ölümünden bir sene önce, bana bu altından daha değerli üstün olan sözleri,

Tarihin geniş sayfalarına yazılırsa değerinin üstünlüğünü vermeyecektir,

Sözleri bir sözcüsü büyük tarihtir, Enver Neftçi öyle başlamıştır,

Biz Türk’üz , Türk olduğumuz için çok mutluyuz, umutluyuz insanız.

Sadun senin bu yiğitliğin, kahramanlığın, Türkçülüğün bam başkadır

Kendini özveri verdin, dünyanı seslendirdin, her yere mektup yazdın, bizleri

Düşündün, o mekteplerin biri tutulduğu sırada, hem sen hem tüm ailen

İdam olurdu, ailen anne babanda bu özveriye bizim için katıldılar, bizleri

Hapishaneden kurtarsınlar kendilerini ölüme, ataşe attılar.

Biz sizlere borçluyuz, çok işkence gördün, tırnakların söküldü, dayanıp

Durdun, hiç kimsenin adın vermedin, Türklüğü her şeyden üstün gördün,

Canını, kanını özveri verdin, yolundan dönmeden, bu zor durumda bizlere

Çok yardımcı oldun, Türkçe kitapları, gazete, dergileri korkmadan

Hapishaneye getirdin.

Bizlere bu kitapları vererek, bizleri aydınlatırdın, ana dilimiz hapishanede

Olsun bile, uzun yıllar Türkçe kitapsız bırakmadın, artık kitapların

Yanında, Türkçe dergi, gazete, yasak olan radyo bile, bize verdin,

Hapishaneye korkmadan ailen yoluyla radyo Türkçe kitaplar sokturdun

o radyo yoluyla her gün haberler Türkçe şarkılar, türküler dinledik, ve

hapishanede çok insan bu Türk kitaplardan ilgilendiler, yaralandılar

Dillerini öğrendiler, okudular, kültürlü aydın insanlar oldular.

Sadun bizler seni çok seviyoruz, bu özverilikten dolayı, inan bana oğlum,

Benim sonumdu, öleceğim, yaşlandım, birde çok hastayım, ölmeden Ana

Vatan Türkiye’ni, Kerkük, tüm Türk dünyasını görmek isterdim, ama ne

Yazık görmeyeceğim, sizlerden tek istek, arzum çalışın, yorulun, bu yüce

Milletin umudu sizler, sizin gibi erlere, yiğitlere ihtiyacı vardır, gözler,

Umutlar sizdedir.

Birleşin, toplanın yeni tarihler yaratın, haklarınızı kanla, silahla, zorla alın,

Karşınızda olan düşmanlar, korkak, bilgisizdi, siz Türk’ünüz, gücünüz,

Kelamınız, devletler kuran ulu tarihiniz dünyanı sarsıdan efendilik,

Kültürünüz, büyükleriniz, liderleriniz vardır, Ata Türkün, Atsızın ilkesinde

Yürüyün, Kürdine, Arabî’ne düşmanlara inanmayan, hep bizleri arkadaninfo@bizturkmeniz.com<info@bizturkmeniz.com>;

Vurdular, Türk’ün dostu, yalnız Türk’tür, tarih boyunca biliyorsun,

Düşmanların bizlere yaptıklarını, Türklükle yaşayanlar, görecekler, ben

Ölürsem bu günde çok mutluyum, bir kuzey Kıbrıs Türk devletinden,

Bir orta Asya dünya Türklerinin devletinin birçok bölümü kurtardı

Tutsaklıktan, özgür, bağımsız oldular, Artık Türklük çağı olacak, Türk

devleti, istenilirse, istenilmese de, gerçek olacaktır.

Ne mutlu Azerbaycan, Özbekistan, Kırgıstan, ,Türkmenistan, Tataristan, Tacikistan ve

Birçok Türk ülkeleri bağımsız oldular.

Amerika körfez Arap devletlerine, orta doğuya hüküm sürerek, sonra

Artık Türk çağı bu yıllarda gerçekleşmekle, bir Turan dilleri yaratılarak,

Bir bayrak altında milletimiz yaşayacaktır. Büyük Türkiye, Türk devleti

Var olacak sonsuca dek İnşallah, sizler bu mutlu günleri yaşayacaksınız,

Türkün gücünü, atılganlılığını, yiğitliğini, göreceksiniz, artık bu çağ sizin

Gibi Türklerin çağı olacaktır.

Önceden birçok aşiretler kendilerini Arap, Kürt yazmışlardır, Bugün

Dönüp tekrar Türkmen olduklarını yazmaktadırlar, millet hiçbir zaman

Ölemez, yok olamaz, ben çok mutluyum, umudum, bek yakında büyük

Bir lider Türk milletinin başına çıkacaktır ve gelecektir ve umutlar

Gerçekleşecek.

Ata Türk gibi, Hüseyin Nihal Atsız,

Alparslan Türkeş, Enver Paşa Oğuz han, Mehmet Fatih, Necdet Koçak,

Abdullah Abdulrahman, Şeh Şamil gibi, ben bunu gözümle görmesem

de, sizler göreceksiniz, ben bunları sana söylemekteyim, ben her gün bin

Defa ölmekteyim, belki bir daha görüşmeyeceğiz, sen hala genç yaştasın,

Uzun yıllardan hapishanede olmana rağmen, çok dayanıp durdun, acı

Çile işkenceye karşı, sen kendini yetirdin, okuma, yazmayla birkaç diller

Öğrendin, kitaplar yazdın, bizlere yardımın oldu, her bakımdan sen

Bizim için çok önemlisin, ben bugün hepinizden en yaşlıyım, ölüyorum,

Yataktayım, hastayım, ölümümün çok yakın olduğunu iyice biliyorum.

Ölmeden bir gün önce Kerkük, Türkiye’yi görmek isterdim, bir an önce

Irak Türklerinin kurtarılmasını, özgürce yaşamalarını isterdim, diktatör

Saddam rejiminin düşmesini görmek isterdim, ama ne yazık, Saddam

Rejimi ve başka rejimler milletimize, hiçbir hak tanımadan, çok sayıda

Irak Türklerini idam ederek, bizleri çok insanları uzun yıllar hapishaneye

Bıraktılar, bizleri tüm Irak hükümetleri, yok etmeye çalıştı, soy kırım,

Katliamlar asimilasyon yaptılar, Kerkük Türk şehrini Araplaştırmaya

Kaktılar, Kerkük şehri artık hiçbir zaman Arap şehri, Kürt şehri

Olmayacaktır, ne kadar sizler gibi kahraman, yiğitlerimiz var ise, bizleri

Unutmayın, gönlümüz sizinledir, her zaman ölene kadar yanınızdayız.

Enver Neftçi beyin bu güzel içli duygulu sözleri, can yakıcı sözleri, içimizi,

Gönlümüzü, yakıyordu ve sarıyordu, derin yaramıza çare gibiydi, bize

Gelecekten umutlar, müjdeler vermekteydi, dertliydi, çileliydi, gözlerinden

Belli idi sanki şimdi ölecek, ailesini, evini, kızını, oğullarını çok özlüyordu,

Düşünüyordu, hatırlıyordu, onları şu anda görmek umudundaydı, ölmeden

Bir an önce onları kucaklayıp, görmek istiyordu, sarılmak istiyordu,

Onlardan fazla konuşmaya söz açmaya başladı, eski günleri hatırlıyordu,

Nasıl olursa onlar tekrar görmeyeceğini söylüyordu.

Türkiye’de yaşayan oğlu Aras, Kızı Mehtap

konuşarak onlara çok ihtiyacı

Vardı ölmeden onları görmek tek umut idi kendisine,

Onlara tek vasiyetim beni hatırlasınlar, unutmasınlar, beni bağışlasınlar,

Onların yolları düşerse mezarımı ziyaret etsinler.

Onlar Türk milletini,

Türk devletine, Kerkük’e Türk toprağına, bayrağına, bağlı kalsınlar,

Dünyada en güzel nesne Türk olmaktır, Türk uğrunda can, kan verip şehit

Olmaktır.

Irak Türkleri büyük Türk dünyasından bir parça olarak kan, canıyla

Haklarını çalışarak, elleriyle almaları gerekmektedir.

Bizler dünya hüküm süren devletler koran, şehitler veren bir milletiz,

Yene inancımız var pek yakında, bu kötü diktatör, rejimlerden kurtarırız,

Özgürce kavuşarak, yaşayacağız.

Saddam düştükten sonra yene öteki düşmanlara inanmayın, bunlarında

Durumları iyi olunca, sizlere zulüm edecekler, onlarda Saddam gibi hiçbir

Farkları yoktur.

Bizler Irak Türkleri olarak birlik, beraberce çalışmalıyız, yorulmalıyız,

Yerlerimizi, topraklarımızı korumalıyız, kurtarmalıyız, hiçbir çalışma

Örgütsüz, teşkilatsız, şehitsiz olmaz, bende sizin çalışmanızla, birlik

Olursanız, haklarınızı kanla, silahla alırsınız, bende ölürsem, ruhum

Mezarda şad olacaktır, o zaman mutlu olacağım.

Rahmetli Enver Neftçi hapishanede, sürekli olarak her türlü alanda

Kitaplar okumaktaydı, en çok siyasi, Türk tarihi, Atatürk, Türk büyükleri

Hakkında geniş bilgiye sahip olmakla, sürekli kitaplar okumakla, kültürlü

Aydın dünya Türkünü seven idi, hapishanede yazmış olduğu yazıları ve

Kitapları ailesine tavsiye etmişti, Kahraman, yiğit korku bilmeyen Türk

Milletine âşık idi

Enver Neftçi hapishanede olduğu sırada, insanlar her gün yanında

Toplanarak, bilgi almaktaydılar, ayrım yapmadan, tüm Türk milletini

Severdi, Şii, Sünni, Kale Hristiyanı, Sibiryalı, Gagavuz olursa da, yıllar

Boyu hapishanede yaşayan Enver Neftçi, gönlünde bir tek umut vardı,

Dünyadan bir tek bekleyişi, tüm Türk milletinin kurtuluşu, birde son

Nefeste ailesini görmek onlara kavuşmak, tek biricik umudu idi.

Çok konuştu, çok çileli, özlemli olmasına rağmen, yüzünde mutluluk

Gülümseme, canlanıyordu, uykusu geliyordu

On dakika ondan ayrılıp gittiğimde, yüksek sesle, bağırmalar başladı, beni

Çağırıyorlardı duydum, rahmetli hemen gelmemi istemişti, koşarak yanında

Oturdum, Sadun ben ölüyorum, ne olur bir yere gedme, buradan ayrılma,

Benden tüm Türkmenler gelsinler başımda olsunlar, bu kitaplar, defter,

Eşyalarım, oğluma, aileme verilecektir.

Vasiyet olsun beni unutmasınlar, beni bağışlasınlar, ben onları bir an bile

Unutmadım, sizde beni unutmayın.

Yolunuzdan, dilinizden, tarihinizden, dönmeyin, vazgeçmeyin, ayrılmayın,

Türklük için çalışın, yorulun, hep Türklükle ilgili konuştu, bize moral,

sabır, güç verdi, dilinde, Ulu Tanrı, diyerek, Türk diyerek ruhunu verdi.

Artık ellerimiz arasında can verdi, nefesi kesildi, bu acı duruma dayanmadı

Ruhunu vererek, gözleri açık bize bakarak, yüzünde umutlar, iyimserlik,

Gülümsemeler canlanıyordu.

Artık Enver Neftçi Bey ölmüştü, büyük bir Türklük aşkını, sevgisini

Çocukluğundan beri taşan, bir kahraman mücadeleci davacıydı.

O arkasından yüzlerce onu seven Türkler kaldı, milli Türkçülük davasını

Yürütmek için, bizce Enver Neftçi ve başka Türkçülük davasına canlarını,

Kanlarını adayanlar, hiçbir zaman ölmeyecekler.

Çünkü onların milli duyguları, Türkçülük ilkeleri sürmektedir,

Büyük Türk milleti bu alanda binlerce erler, gençler, liderler, yiğitler,

Kahramanlar, aydın insanlar yetirdi, yetirmektedir, ulaştırdı,

Ulaştıracaktır ve yetişecektir, bu büyük Türk milleti her zaman lider

Yetiren bir mille sayılmaktadır, artık Enver Neftçi gibi Türk milletimiz

Var olacak şanıyla yüce tarihiyle, İstiklal marşıyla, Al bayrağıyla sonsuza

Dek yaşayacaktır, hiçbir zaman Türklük için yaşayanlar, ölmeyeceklerdir,

Çünkü Türkçülük dünya Türk’ünü yaşatan var eden bir ilkedir bu

İlke, yeni Türk çağından yarınlarından müjdeler yansıtacaktır, parlak,

Işıklı, umut dolu yarınlardan muştu vererek aydınlı gecelerimize yeni

Yıldızlar ayın göz kamaştırıcı nuru doğacaktır, büyük Türk milletimiz

Tüm haklarına ve gizli durak kızıl almasına varmasına günler değil, anlar

Kalmaktadır.

O zaman tüm insanlar bir ağızdan söyleyecek NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE

 Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ