|
Milli Mücadele Yolunda (17)
Halk Ozanı Mustafa GÖKKAYA
Yazan: Sadun KÖPRÜLÜ Türkçülük büyük içli milli bir dava olarak, dünyanın her yerinde tüm Türk dünyasında, Türkler kendilerini toprak, yurt, millet için Türkçülük İçin, yakarak, şehit vererek tutuşmaktadırlar, ölümü, idamı, göze alarak Korkmadan, çalıştılar yoruldular ve yorulmaktadırlar.
Dava adamlarımız tarih boyunca iz bıraktılar, sürgün oldular, Yurtlarından, Ana topraklarından uzak düştüler, milli mücadeleyi Kanlarıyla, canlarıyla sürdürdüler ve sürdürmektedirler.
Millet için Türklük için can atarak, kan vererek, bu milli yolda yürümekle, Büyüklerle, kadınlarla, kızlarla bu davayı savundular, savunmaktadırlar.
İster Edebiyat, Sanat, Siyaset alanda olsun Milli Mücadeleyi sürdürmekle Geceli, gündüzlü çalıştılar kendilerini yetirdiler millet için kanlarını Adadılar. Şair Halk Ozanımız şiiriyle kelamı ile okumayla, yazmayla kendisini Öğreterek milletimizin milli davasıyla ilgilenerek çok sayıda gençler Yetiştirdi.
Mustafa Gök Kayanın dükkânı, büyük bilgi dolu okul sayılarak, üstün Kafalı, Aydın düşünceleriyle, milliyetçi, Türkçü, çalışkan, yorulan, baba Yiğit, atılgan, kahraman, onurlu, töreli gençlerle, erleri yetirmede büyük Katkısı olmuştur.
Rahmetli Gök kaya kendisini iç Türkçülük duygusunu Türk şehri Kerküke Adayan duygulu, gönüllü olarak Türkçü, milliyetçi üstün bir Ozanımız olan Mustafa Gök kaya Kerkük Bulak mahallesinde 1910 yılında dünya göz açtı Ve 1986 yılında Allahın rahmetine kavuşmuştur.
Milliyetçi Türkçü ozanımızla, 1970 yılında Ahmet Fikri gözlükçülük iş Yerinde tanıştım, onunla buluşmuştum, dükkânın bir yerini kırtasiye Yaparak, bayramlık, Kerkük görüntüler, kartları ara sıra orada Türkçe Kitapları görünce dayanmadan, her Türkçe kitaplardan birkaç tanesini Seçerek toplardım, kitapların içinde büyük yazar araştırmacı Ata Terzi başı Kerkük havaları, üç bölüm Kerkük hoyratları ve manileri, Mola Sabırın Kerkük Müntahip hoyratları, Mevlit Taha Kayacının Şehitleri Anarken, Kerkük kızı, Abdulvahit Küzeci, Zeki Moran Reşat Nurinin Çalı koşu
Kitapları.
Artık sonradan halk ozanı Türkçü Kerküklü Mustafa Gök kaya ile ilgim Güçleşerek ilk, orta, liseye kadar sürerek, her gün birkaç saat soydaşlarım Türklük uğrunda şehi ler Celil Terzi oğlu, Rüştü Muhtar oğlu, Muhsin Kaleli, Mehmet Korkmaz, Hüseyin Demirci, Fatih Şakır, Muzaffer Köprülü, Rahmetli, Mehmet İzzet Hattat, Halk Ozanı Nasip Bezirgân, Fatih Saatçi, İzzettin Beyatlı, Osman Mazlum, Hasan Gören, Muhsin Behçet Köprülü ve başkaları ile toplanırdık, görüşürdük.
Rahmetli Şairimiz Mustafa Gök kaya 1970 yıllarından sonra, Kerkük Atlas Caddesi, Sineması karşısında kırtasiye bir dükkânı açarak, orada her türlü Türkçe kitaplar, dergiler, gazeteler bulunmaktaydı.
Her gün aydın, kültürlü, Türkçü, milliyetçi Türkler burada bulunurdu Tartışırdı.
Bu dükkân bir okul sayılarak, burada toplanarak Edebiyat, Siyaset, Ekonomik milli Türkçülük davsı konuşulurdu.
Artık şairlerimiz, ses sanatkârlarımız burada aydınlanırdı, bilgi alırdı, Her türlü sorular sorulurdu, bu dükkâna çoğunluk yeni hikâye, roman, yazı, şiir yazanlarda şiirlerini gösterdi ve düzenlenirdi, çoklar burada şiir Yazmayı öğrenirdi, büyük yazarlar öğretmenlerin katkısıyla burası bilgi Alanı kaynağı olmuştur.
Her gün ozanımız Mustafa Gök kaya yazmış olduğum şiirlerimi Hoyratlarımı görmek isterdi, ona okurdum, görüşünü alırdım, beni Yazmaya överdi, beni hiçbir zaman kırmadı hep iyi karşıladı yazdıklarımı.
1973 yılında birkaç şiirimi toplayarak Altunköprü adında bir kitap Yayınladım, kitabin önsüzünü rahmetli halk ozanı Nasip Bezirgân yazdı.
Hiç unutmayacağım bir dörtlükte bana büyük Türkçü ozanımız Mustafa Gök kaya yazmıştı.
Sadun on dört, yaşında Bu genç, aklı başında Ben bunu, yiğit gördüm Türk millet, savaşında
Artık Mustafa Gök kayanın dükkânında, milli Türkçülük oklunda, çok Yaralandık, çok şeyler öğrendik en önemlisi büyük Türk, Azerbaycan Irak Türklerinin aydın kültürlü büyük insanları ile tanıştım bunlardan Azerbaycanlı yazar Gazanfer Paşa yiv, Türkiyeli Abdulkadir Kara han, Ekrem Pamukçu, İsmail Sert Türkmen, Mehmet Korkmaz, Ali Maruf Oğlu, Ata Terzi başı, Hasan Görsem, Muhsin Behçet, Mehmet Kara ulus ve Başkaları.
Rahmetli Ozanımız Mustafa Gök kaya içli duygulu Türkçü, Milliyetçi, Kerkük aşkı ile coşarak şiirlerini hep millet için yazdı. Milletin derdine Acısına üzülürdü. Çok zamanda millet derdinden durmadan ağlardı.
Rahmetli ozanımız günlük olarak, bana her gün bir kitap verirdi onu Okurdum, bilgilenerek tekrar yarın ona verirdim, bana vermiş olduğu Kitaplar genel olarak edebiyat ile ilgili idi Türkçe şiir, hikâye, romanlar idi Bu kitaplardan çok yaralandım, bilgilendim dersler aldım.
Mustafa Gök kaya dükkânı büyük bir Türkçe okul sayılmaktaydı, liseyi Bitirdikten sonra, yerli Türkmen giyimini severek çocuk yaşlarımda Kayacı Diye başımı kendisi bana öğretti bağlamayı.
Her gün Türkmen giyimini girmekteydim, Defalarca Kerkük Saddam Rejiminin Emniyeti arkamdan bunu bir gün her nasıl olursa tutuklayarak Parçalarız, idam ederiz söylerdiler.
Liseyi bitirdikten sonra Bağdatta Fakülteye yazılarak, Türkmen kardeşlik Ocağı öğrenci yurdunda kalmaktaydım, oda Basçı Saddamcı olmadığım İçin, Irak hükümeti bana öğrenci yurdu veremedi. Her hafta Kerküke dönmekle, soydaşlarımla birlikte ozanımız Mustafa Gök kayaya uğrayarak, birkaç Türkçe kitapları benim için hazırladığını Görünce sevinmiştim.
Fakülteyi bir hafta bitirdikten sonra, Türklükten Türkiyeden Turancılıktan dolayı 158 ve 204 maddesiyle tutuklanarak önce idam Sonradan hayat boyu yargılandım.
Görüşmeme gelen anne, babam, kardeşlerimle, her zaman Gök kaya Bana kitaplarla yeni şiirlerini gönderdi, benimle kardeşim Ümidin Tutuklanmamıza çok üzülmüştü, bizim tutuklandığımızdan bir süre sonra 1986 tarihinde hastalanarak Allahın rahmetine kavuşmuştur.
Ama onda olan Türkçülük, milliyetçilik duygusu yaşamaktaydı, O her Zaman Saddam rejiminin bir an önce düşmesini umut ederdi.
Saddam döneminde her zaman ozanımızın dükkânı Irak Emniyeti, Muhaberat, istihbaratı tarafından gözetim altında olarak, gözlenmekle Gelen gidenler aranırdı.
Ozanımız Mustafa Gök kaya gibi insanlar ölüp giderler, Allahın Rahmetine kavuşurlar, yapmış oldukları büyük çalışmalarından, işlerinden Yorgunluklarından dolayı iz bırakarak, yerleri unutulmayarak, değerleri, Özellikleri hiç bir zaman kafalardan, gönüllerden silinmeyecek.
Mustafa Gök kaya unutulmayan milli dava Türkçülük, Kerkük aşkıyla Tutuşan yanmaktaydı, Türklük, Kerkük şehri onun Davranışlarında, Konuşmalarında, şiir hoyratlarında verimli bir simge sayılmaktaydı.
Kerkükün bir an bile aşkı ondan uzaklaşmıyordu, Kerkük, Türk milleti için her zaman gözlerinden yaşlar akıyordu, ama düşmanlardan bir Türlü Kerkükü kurtaramıyordu, Saddam rejimi Kerkük şehrini Türk Şehrinden bir Arap şehrine döndürmekteydi, Arapları Filistinden Arap devletlerinden Irakın güneyinden para, ev karşılığı Kerküke Yerleştirmekteydi.
Ne tekim bu politikayı Kürtler uygulamaktadırlar, binlerce İran, Türkiye, Irak Kürtlerini, Türk şehri Kerküke yerleştirmektedirler.
Mustafa Gök kaya öldü yeri, Türkçülüğü, Kerkük duygusu sevgisi tüm Türklerin bilincinde, gönlünde yaşamaktadır.
Çünkü o Türkçülük ilkelerine bağlı bir halk ozanı Kerkük Irak Türklerini şiirleri, hoyratlarıyla her an bizimle yaşamaktadır, bizi Duygulandırmaktadır.
Büyük ozanımız orta hâlli, tanılan bir Türk ailesinden olarak okula Girmeden, okumayı yazmayı üç yıl gece okuluna devam ederek Öğrenmişlerdir. Hayatını, yorgunluk çalışmaya milletine vermiştir.
Ozanımız Kerkükte eskiden halk âşıkları Aslı Kerem, Arzu Kamber, Ferhat Şirin, Leyla Mecnun, Âşık Yunus, Dede Kurt gibi kitapların Okuyarak, onda esin kaynağı yerleşerek, doğmuştur bunların yanında Koşma Şiirleri ile ilk önce hoyratlar ve halk şiirleri yazmaya katılmıştır.
Ve şiirin başka türlerini deneyerek ortaya birkaç kitap koymuştur. İlk önce
1963 tarihinde Kerkük katliamı ile ilgili yaralı Kerkük adlı şiir kitabını Yayınlamıştır, bu kitapta Kürtler komünistler Kerkük Türk milletine üç Gün süreyle yapmış oldukları, büyük kanlı Kerkük katliamını şiirlerle dile Getirmiştir.
Ve altı ay sakalını tıraş etmeden, onu kaç defa Kürtler yakalamak, Öldürmeye kalkarak kurtarmıştır, ayrıca Kozak ve Kerkük Kahve Sohbetleri adlı birkaç kitap yayınlamıştır.
Birçok şiir kitabı evde durmaktadır.
Mustafa Gök kayanın Bağdatta yayınlanan kardeşlik dergisi Türkiyede Fuzuli dergisi ve birçok Azerbaycan gazete, dergilerinde yazmış oldukları Şiirleri yayınlanmıştır.
Şiirleri çoğunluk milli dava, Türklükle ilgilidir, Türk milletini düşünerek Millet için yazmıştır. Ayrıca halkın arasında geçen bir bölüm toplumsal, yanlış, kötü yünleri, Masalları, atasözleri, deyimleri şiirlerine işlemişlerdir.
Şiir koşmalarıyla güzel içli hoyratları, gönülleri okumaktaydı. Bunlardan.
Korumaz Çulha çoktu Korum az Dökülen şehit kanı Bin il kalsa korumaz
Karın Çalar Kalp oynar, Karın çalar Bir yanım kurt kuş yedi Bir yanım Karıncalar
Ay çığdı (çıktı) ayaz oldu Su endi dayaz oldu Genç ömrüm umut gözler Sakalım beyaz oldu
Ozanımız Mustafa Gök kayanın birçok şiirleri bestelenerek Abdulvahit Küzeçı, Abdurrahman Kızılay ve başkaları tarafından okunmuştur ön değer kazanmıştır.
Şiirlerinden örnekler 1-
Kerklülü ( Kerküklüyüz ) Kerküklü Dostlar şad Düşman yüklü Fideyiğ (Fideyiz) bu vatana Hem Gençler hem de Tüklü (tüylü)
Irakta Kerkük şehri Kara Neft Ağar nehri Daş (taş) torbağ (torbak) gömüş Sür safa çekme kahrı
Severiğ (severiz) biz vatanı Hem Ana hem atanı Ölürseğ (ölürsek) terk etmeriğ (etmeyiz) Bu toprakta yatanı
Geçeriz yüz bin ili Terk etmeriz(etmeyiz) bu dili Irak Türkü Türkmeniğ (Türkmeniz) Dünyada her kes bili
2- Tevkif yolunda Türkmen Gece yatmış kalğ (kalk) dediler Karşı yana bağ (bak) dediler Mindirdiler (bindirdiler) cebe meni Gören dostlar ağ dediler (ah)
Aman zalim vurma meni Kollarımdan burma meni Ezelinden kederliyem Dost öğünde kırma meni
Cebe batılar meni İpten astılar meni Ağaçtan vura , vura Dilden kestiler meni
Kimse derdim sora bilmez Hiçbir ehlim göre bilmez Yağlığ (yağlık cep de elim bağlı Göz yaşlarım sile bilmez
3- 1959 Temmuz günü Nene (ana) bayram olmadı
Bakım babam gelmedi Menimçin zubun çeket( Irak Türk milli kıyafeti) Babam nişin almadı Nene babam gelmedi Menim sabrım kalmadı
Gün battı gece oldu Bilmirem nece oldu Dünya gözüm öğünde Renk , renk alaca oldu Nene babam gelmedi Menim sabrım kalmadı
Nede neden ağlısan(ağlısın) Kapıları bağlısan Nişin Türkmen kesiller Uşakları(çocukları) salkısan Nene babam gelmedi Menim sabrım kalmadı
Gene nenem yığladı (ağladı) Ciğerimi dağladı Balam Türkmen kasıllar Meni evde sakladı Nene babam gelmedi Menim sabrım kalmadı
Nene yığlar (ağlar) kız yığlar Oğlan yığlar yüz yığlar Birbirin kucağlıyıp (kucaklayıp) Dize vurar diz yığlar Nene babam gelmedi Menim sabrım kalmadı
4- Yaralı Kerkük Bilmem sen haralısen Diyisen (söylersen) yaralısen Gözlerden yaş ağar Gök girip karalısen
Kerküküm yaralıyım Gök girip karalıyım Gözlere tikan (diken) oldum
Men çünkü yaralıyım
Kerküküm karalıyem Ciğerden yaralıyem El diyer bizim Kerkük Bilmem men haralıyem
Kerküküm nice Kerkük Düşüptü saça Kerkük Allahtan imdat diler Her gün her gece Kerkük
Kerkükün yanar dağı Boynunda siyah bağı Her gün her gece geli Hastalar sorar sağı
Kerkükün harasına Oh değdi yarasına Ağtarı (aktarı) tabip tapmaz Derdinin çaresine
|