Doç. Dr. Nejdet Koçak

 

Kimdir  ve Neden Lider oldu

 

Nejdet Koçak ( 07.04.1939)- (16.01.1980)  Kimdir

 

Nejdet Koçak, Osmanlılar  zamanında ’Kerkük Mahkemesi’nin Başkatibi olan Ali Tevfik Efendinin torunu ve Mektep Müdürü Nurettin Ali Tevfik efendinin en büyük erkek çocuğudur.

 

Ali Tevfik Efendi, diğer ileri gelen Osmanlı Memurları gibi, gündüz Mahkeme de görevinde,akşamları ise divahane de dost ve arkadaşlarını kabul eder ve günün olaylarını konuşurlar. Ali Tevfik Efendi Osmanlıya hizmet etmekten gurur duyarmış.

 

Nurettin Ali Tevfik Efendi Mühendislik Mektebinde mezun olmak üzereyken Birinci Dünya Savaşı patlamış ve ‘Seferberlik’ ilanı ile Osmanlı Ordusuna Teğmen rütbesi ile alınmıştır. İngilizlere karşı çeşitli cephelerde savaşmış, İki bin asker ile Osmanlı tümeninin beş bin askeri olan İngiliz tümenini esir aldığı Kut El-Amara zaferinin kahramanlarından idi,    savaşın sonuna doğru bir çarpışmada esir düşmüş, savaşın sona ermesinden bir yıl sonra serbest bırakılmıştır. Savaş sonrasında ‘Mühendis’ olarak İngilizlerin Çemçemal - Süleymaniye yol yapımında işe başlamış, ancak çalışmaya başladığının üçüncü ayında İngiliz Baş Mühendis Osmanlılara hakaret edince, Baş Mühendisi Dövmüş ve istifa ederek Kerkük’e dönmüştür. Kerkük de ilk okul öğretmeni olarak işe başlamış ve 40 yıllık hizmetten sonra emekli olmuştur. Nurettin efendi hayatı boyunca İngilizlere ve onların uşağı olan Haşimi Krallığına karşı mücadele etmiştir, milliyetçi ve Kerkük Türkünün mücadelesine duyarlı nesiller yetiştirmiştir.

 

 Nejdet Koçak böyle bir ailede yetişmiş ve daha orta  okulda iken ‘Liderlik’ vasıfları görülmüştür. Lisede iken babası tarafından 14 Temmuz 1959 da şehit edilen Ata Hayrullah ile

tanıştırılmıştır,  Irak Türkünün mücadelesi konusunda yetiştirilmiş ve çeşitli Türkmen kentlerindeki milliyetçi kişilerle tanıştırılmıştır. Nejdet Koçak Mayıs 1959 da Üniversite eğitimi yapmak üzere Türkiye’ye gitmesi nedeni ile 14 Temmuz katliamından sağ kurtulmuştur, zira onun adı katliamı yapan Kürt guruplarının listesinde vardı ve onu bulmak için Piryadi mahallesindeki baba evinden başka amcası Bahattin ve amcası oğulları Ekrem ve Emcet’in de evleri aranmıştır.

 

Üniversite yıllarında Nejdet Koçak’ın liderlik vasıfları daha da belirginleşti, prensiplerden taviz vermeden yumşak ve cana yakın tavırları onu herkese sevdirtti, artık herkes ona danışıyor ve her konuda ondan fikir alıyor. Bu durum Türkiye’deki siyasi liderler ve siyasetçilerin de gözünden kaçmamış ve İrak Türkleri ile ilgili her konuda onun fikirlerine

ihtiyaç duymaktadırlar.

 

Üniversiteden mezun olduktan sonra, Irak’a dönüp bir süre orada çalışması liderlik vasıflarını

daha da pekiştirdi, Türkmen halkının içine girdi, onları tanıdı, onları daha da sevdi ve onlarda onu sevdi. Artık insanca yaşama mücadelesi veren Irak Türkünün yol haritasını çizme zamanı

gelmiştir.

 

Nejdet Koçak’ın Irak Türkmenleri yol haritasını 4 ana başlıkta toplamak mümkündür:

 

      Sosyal Gelişme

       İktisadi Gelişme

      Siyasi Gelişme,  ve

Kültürel Gelişme olarak tanımlanabilir 

Sosyal Gelişme

 

Kişiler arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi, akrabalar ile ilişkilere önem verilmesi eski Türk topluluklarında olduğu gibi, aynı zamanda bir dini vecibedir. Zorluk çeken kişilere yardım etmek öncelikle akrabaların görevidir. 

Türkmenlerin yaşadığı şehir ve kasabalar arasındaki ilişkileri geliştirmek ve sık görüşmek her türlü zorluğun giderilmesinde yararlı olur, bu ilişkiler alış- veriş ve kültürel faaliyetlerle desteklenirse güçlü birlik (solidarite) yaratır. Ayrıca Irak Türkünün coğrafik konumu bakımından iki uc-bölge olan Talafer ile Bayat bölgesine çok önem verirdi. Siyonist güçlerin

elde etmek istediği Türkiye’nin Haran ovası, Suriye’nin Fırat nehrinin kuzeyindeki kalan bölge ve Talafer’in ortasında olduğu verimli topraklar var, bu nedenle Talafer, büyük sömürgeci güçlere direnebilmesi için desteklenmelidir. Bayat aşiretleri ise Diyala ilinde verimli arazilerde yaşamaktadır ve çok yoğun asimilasyon baskısı altındadır, onlara da

destek verip Türkmenlerden kopmalarına fırsat vermemek gerekir

Türk toplulukların yaşadığı her şehir ve kasabada mutlaka spor tesisleri kurulmalıdır. Spor dostlukları geliştirdiği gibi, nesiller arasındaki bağları da güçlendirir, dost olanlar birbirileri için fedakarlıktan  kaçınmaz

Aramızdaki nifakçı ve düşmana hizmet edenleri mutlaka aramızdan söküp atmalıyız, onlar bu milletin virüsü, ağaç’ın kurtlarıdır, dedelerimiz demişler ki ‘Ağacın kurdu kendisinden olmazsa bin yıl yaşar’. Seçkin yurtsever insanlarımız hakkında düşmanlarımıza  bilgi veren

Aşağılık  yaratıklar hala aramızdadır, bir kısmı Türkiye de korunmakta ve bir kısmı da Kerkük’te yaşamaktadır, bizi birbirimize düşürmek için çaba göstermektedirler. İnsanlarımız bu yaratıklardan hesap sormalıdır, kimi İngiliz istihbaratına kul olmuş ve verdiği hizmet karşılığı büyük paralara kavuşmuş, kimi Yahudi olan Barzani’ye uşaklık yapmakta, kimide

Talabani’nin kucağına oturmuş, hepsi de haysiyet ve şereften yoksundur. 

İktisadi Gelişme 

İktisadi gelişmenin ilk ayağı güçlü bir iç dinamizmin kurulmasıdır. Bir topluluk eğer öncelikle kendi arasında alış- verişini yapıyorsa, kendisine zırh edinmiş olur, Yahudiler bu sayede iki bin sene her türlü dış etkenlere direnmiştir. 

Tüccarlarımızın olabildiği kadar ileri teknoloji mallara yönelmeleri, Nejdet Koçak’ın bir başka kilometre taşı idi, böylece hem iyi kar sağlanır, aynı zamanda ileriye hazırlık olur

diye düşünürdü. Meslek erbabının fuar’lara gitmesini ve gelişmeleri takip etmesini teşvik

eder di

Bir başka hedefi de Türkmen ekicisini sanayi de kullanılacak mahsullere yönlendirmektiBu şekilde ekicinin malı aracıların rahmetine kalmaz ve uzun vadeli anlaşmalarla istikrarlı

istihsal  programı uygulama olanağı olur. Verimli topraklara sahip ekicimiz bundan azami yarar sağlaması gerekir derdi 

Nejdet Koçak’ın bir başka hedefi de Devleti zorlayıp Türk bölgelerine yatırım yapmasını

Sağlamaktı, çünkü yatırım çalışma imkanı ve iktisadi hareket demektir. Osmanlı’dan sonra Türk bölgelerine hiç yatırım yapılmamış, Türk bölgelerinden çıkarılan Neft (Petrol) Irak’taki yönetimler refah sağlarken, Türk bölgelerine bilinçli olarak yatırım engellenmiştir. Irak ta

İngilizlerden sonra kukla Haşimi krallığı kurulmuş, ama gerçekte her şey İngiltere tarafından

yönetilmiştir. Petrol çıkarma ve pazarlama işi ise 1975 tarihine kadar bir İngiliz şirketi olan

IPC tarafından yapılmıştır. IPC Haşimi kukla devleti ile bir anlaşma yapmış ve elde edilen

gelir’in bir kısmını kukla devlete veriyordu, dünyanın 4. en büyük Petrol üreticisi ve 2. en kaliteli Petrolü Irak’ta yarım asır boyu göstergeler ile oynayarak çıkarılan Petrolün %30 kadarını Irak hükümetine bildirmiştir, yani yarım asır Petrolün % 60 kadarını çalmıştır

Nejdet Koçak birde mesleki birlikler kurmak istiyordu, Türkmen Doktorlar Birliği- Türkmen

Mühendisler Birliği – Türkmen Eczacılar Birliği- Türkmen Avukatlar Birliği gibi, bu birliklerin her şehirde şubeleri olacak ve yıllık kongrelerde bir araya gelerek ortak hareket

etme imkanı sağlarlar

Siyasi Gelişme

 

Nejdet Koçak Irak Türkünün siyasi gelişmesine üç ana açıdan bakmakta idi, bunlarda Devlette Temsil, İçte Güçlü ilişkiler ve Uluslar arası İlişkiler olarak özetlerdiIrak’ta Türkmenler toplam nüfusun %16 (yüzde on altısını) oluşturmasına rağmen, ne temsil hakkı var nede Anayasada adı geçmektedir. Bu oranda olan her topluluk, ülkeyi savunup devlete vergi ödediğine göre, devlette temsil ve Anayasada adının geçmesi hakkına sahiptir. Irak Türkünün Bakanlar Kurulunda en az 3 veya 4 Bakanı olmalıdır ve kendi özerk bölgesi olmalıdır. Irak Türküne İngilizler tarafından konulan ve kukla Haşimi Krallığı süresince de uyulan yasakların kaldırılması şarttır. Zeki, kafası çalışan ve cesur savaşçı olan insanlarımızdan tüm Irak’ın yararlanması gerekirİçte güçlü ilişkiler ise, Türkmen bölgelerine komşu olan ve özellikle Arap toplulukları ile

güclü ilişkilerin kurulması ve siyaset alanında, ortak yararları da hesaba katarak, işbirliği

yapılmalıdır. Bu topluluklar Diyala, Havice ve Musul Araplarıdır. Saddam sonrası dönemde

Nejdet Koçak’ın ne kadar haklı olduğu görülmüştürUluslar arası ilişkileri ikiye ayırmaktaydı, Türk toplulukları ile ilişkiler ve dünya ile ilişkilerTürk toplulukları ile ilişkiler için ’onlar kökümüzdür, kökten ayrı kalmak olmaz’ derdi. Aynı

kökten, kan ve kültürden olduğumuz Türk dünyası ile iyi ilişkilerimiz olmalıdır, onlardan

yararlanılacak çok şey var derdi. Altmışlı yıllarda Rusya da yüksek tahsile gitmek isteyenleri desteklerdi. Diğer ülkelerle ilişkiler konusunda ‘imkanlar oranında hareket etmeliyiz derdi, ama öncelikle üç noktada temsilcimiz olmalıdır; Washington, Londra ve MoskovaKültürel Gelişme 

Kültür bir milletin en önemli kimlik göstergesidir derdi Nejdet Koçak. Irak Türkü bu yörelere

eski çağlarda de yerleşmiş, Orta Asya’dan getirdiği kültürü çevresinde yerleşen toplulukların hizmetine sunmuştur. Yöreye Sümer’lerle eş zamanlı gelen Türkmenler Kerkük ve Erbil civarına yerleşmesinden sonra korunma amacıyla birer insan yapımı olan iki tepe kurmuş ve üstüne Kerkük ve Erbil kalelerini yapmıştır. Türkmenler gibi Türk olan Sümerler de bir tepe kurmuş ve üzerine Ur kalesini ( eski Türk dilinde şehir anlamına gelir) kurmuştur. Türkmenler yapı, sulama ve el işlerinde ustalık göstermişlerdir; nitekim Babil asma bahçeleri Türkmenler tarafından yapılmıştır, Sümerler ise bilim ve astronomi de ilerleme kaydetmişlerdir. Böylesine derin kültüre sahip Irak Türkleri şiir ve edebiyat, resim ve taş oymacılığı, marangozluk ve tahta işleri, ilaç ve atariye, kazancılık ve metal malzeme yapımı gibi geniş yelpazeye yayılan kültür ve sanatını korumalı ve bu kültür ve sanatı gelecek nesillere aktarabilmek için belgelendirilerek kayıt altına alınmalıdır derdi.

  

Nejdet Koçak’ın önem verdiği bir başka konu da İslamiyet sonrası çeşitli Türk devlet ve Emirlikleri tarafından Irak’ın birçok yerinde yapılan Türk eserleridir. Bu eserlerin uluslar arası kuruluşlara tanıtılması, tamir ve korunması için kaynak temin edilmelidir derdi.

  

Şehit edilen liderimiz Türkmenlerin konuştuğu azeri şive’ye hayranlığını ifade ederek, çok iyi korunmalı ve yazıda ona uygun alfabe kullanmamız gerekir derdi. Azerbaycan da halen  kullanılan alfabe bize de çok uygundur.

 

Şehit liderimiz Türk dünyasının sahip olduğu muazzam kültürün farkında idi, ve bu kültür korunduğu ölçüde Türk milletinin inkişafı devam eder derdi. En çok hoşuma giden ( Azeri akrabalarımız hoşuma geldi der) bir sözü vardı, derdi ki ‘Allah Türk Milletini bu dünyayı

yönetmek için yaratmıştır’. Bu kültürün korunması da sürekli görüşmek ile sağlanır, dolayısı ile Azeri, Özbek, Tatar, Kırgız, Kazak ve sair Türk boyları ile sıkı işbirliği içinde olup kültür

alışveriş işinin teminini sağlamalıyız demekte idi. Nejdet Koçak’ın bu görüşünde ne kadar haklı olduğunu ancak yıllar sonra o bölgeye gidince anladım, Seleştiğim (konuştuğum) bu güzel dilin haralardan (nerelerden) geldiğini gördüm. O zamana kadar derdim ki gün gelir Türkiye bizleri kayırmaktan vazgeçerse ne yaparız, ama oraları gördükten sonra tüm kaygılarım son buldu, dedim ki ben neden korkuyorum? Böylesine büyük ve asil millet benim ile olduktan sonra, değil dünyayı, semaları bile fethederim. Nejdet Koçak bunları bildiği için korkusuzca idam sehpasına çıktı.

  

Nejdet Koçak ile ilgili bir anımı aktarmak isterim; Rahmetli liderimizin cenazesini toprağa

verdiğimiz an Kerkük de bir toz fırtınası başladı ve tam bir gün boyu Kerkük’e kızıl toprak yağdı, sanki yüce varlıklar öldürülmesini protesto ediyorlardı.

  

Nejdet Koçak sıradan bir insan değildi, bilgisi ve yeteneği ile liderliği hak etmiştir. Irak’ta Türklerin olduğu her yere gider, sevinç ve kederlerine ortak olurdu. Bugün liderliğe soyunanların hangisi onun kadar bilgi ve ilgiye sahiptir ve hangisi insanımızın dertleri ile onun kadar ilgilenmiştir, tek derdi cebine giren para olan bu palyaçolar Nejdet Koçak’ın ayağına su bile dökemezler.

  

Yaşarken düşmanlarımızın uykusunu kaçıran Nejdet Koçak, öldükten sonra da düşmanların uykusunu kaçırmaya devam etti, şu ana kadar mezarı beş saldırıya uğradı. Irak’a döndükten sonra dış kaynaklar önce Ezel Müftü ve Suphi Kemal Hassun gibi piyonları görevlendirdi ve ilk saldırı Kardeşlik Derneğinin başkanı rahmetli Abdullah Abdulrahman beye karşı oldu, zira aralarında sıkı işbirliği vardı. Daha sonra birkaç çatlak ses olmuştur ama hiçbiri etkin olmamıştır.

  

Irak Türkleri elbette başsız kalmayacak ve yeni bir lider çıkaracaktır. Türkmen anası elbette yeni Nejdetler doğuracaktır, ama Türk Dünyası, şehitlerimiz hakkında bilgi veren aşağılık hainleri ilelebet lanetleyecektir.

 

Şehit liderimizin sürekli söylediği vecizeleri nakletmek isterim

  

 Mehmet Akif Ersoy’un bu iki parçasını ona ithaf etmek isterim

 

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı

Düşün altında binlerce kefensiz yatanı

Sen şehit oğlusun yazıktır incitme atanı

Verme dünyaları verseler de bu cennet vatanı

 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda

Canı cananı bütün varımı alsın da hüda

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda

Başa Dön