SİZ  GAZZE’YA BEN ŞEHİT MEHMETLERİMİN DÖKÜLEN KUTSAL TOPRAĞIMA, TÜRKMENELİNE:

 

Dr.Nefi Demirci

18.08.2010

                            KERVANCI GEL YÜKE

                        BAH( BAK) YÜKÜV BÜKE,  BÜKE

                        BAH HE GAZZE’YE İLİŞTİ

                        BİRAZDA KERKÜK’E BAH.

                                                         Dr. Talat  Sönmez                            

 

         İnsani yardım, dindaşlarımızın yanında yer alma ve yarın Kudüs, Filistin’in Başkenti duaları,  elbette dün olduğu gibi İslam dinini koruyan, bütün  dünyada  bayraktarlığını yapan Türk Milletini sevindirecek ve gururlandıracaktır.   Ama gel gör ki İsrail önünde yüce Türk Milleti bir kere daha incindi, kırıldı. 

         Gazze ( Gazza)   bir Arap ülkesi ve toprağıdır,  Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan yardım etmezken,  Mısır kapıları açmazken,  geçişleri önlerken,  insanlık adına mı  Türkiye yardıma koşuyor veya  Müslüman oldukları için mi?

Yoksa buda içinde bulunduğumuz  gündemin değiştirme planlarından biri midir? Türkiye’nin Doğusundan Batısına kadar şiddet olayları devam ederken, Siyasal Kürtçülük masaya oturacak raddeye gelirken, Irak’ın Kuzeyinde Devletleşme bütün hızıyla tamamlanmak üzere iken ve Türkmen’ elinde çok ciddi gelişmeleri Türk Milletinden, alıştıra, alıştıra,  yuttura, yuttura saklamak ve olup bitenleri kabul ettirmek için mi bütün bu gündem değiştirmeleri?

         400 yılı aşkın bir süre TÜRK MİLLETİNİN kurduğu CİHAN hakimi Osmanlı İmparatorluğu  Türk Milletinin adalet ve eşitlik anlayışı içersinde başta Arap toprakların ve Müslüman dinini,  kutsal yerleri korudu, yüceltti. Araplara “ Kavmi necip “ dedi.  Dedi de ne oldu?  Halife tarafından ilan edilen CİHAD’A karşı 1916 yılında Şerif Hüseyin ve oğlu Faysal baş kaldırdı, isyan etti ve Müslüman olan Araplar İngilizlerle birlikte Müslüman Osmanlıya karşı İngiliz CİHADI  ilan etti,  Ulu Hakanın vermediği kutsal toprakları Yahudilere sattı.    Türk olmayan Müslümanların Türklere tarihin hiçbir döneminde yar olduğu görülmemiş, Araplar  – Az da olsa  gerçekleri bilenlerin dışında, Şeyh Sünisi, Uceymi Paşa gibileri --   ve  Kürtlerin Kurtuluş savaşımızdaki isyanları devam etmiş,  Suriye düne kadar PKK’nın hamisi ve destekçisi,  İran Irak’a karşı Kürt isyanlarını destekledi, yardım etti,  yarınlarının  hesabını yapmadan,   bugün Türkiye,   dün Irak’ta cereyan eden ve bölünmesine sebep olan olayların benzeri ve hemen, hemen aynisi ile  karşı karşıya gelmiş durumda.  Hayal’da olsa İran ve Suriye’nin belli toprakları büyük ve birleşik  Kürdistan’a  katma planları gizli olarak değil aleni ve çok açık olarak dillendirilmekte.       

         Türkiye, Türk toprakları Siyasilerin tarihi cehaletleri veya çıkarları uğruna 1000 yıldır kardeş ve et tırnak gibiyiz zehabı,  Türk’ün kanı,  canı ile bugüne kadar korunan ve kurulan Türk devletlerini idama edenlere, vatanımıza,  Devletimize,  topraklarımıza ortaklar aranmakta, arayanlar çeşitli projeler ve tartışmalar ışığı altında bulmaya adete can atarak,  milleti aldatarak,  konuları saptırarak kazandırmaya çalışılmaktadırlar.

         Çok fazla gerilere gitmeye gerek yok,  Kurtuluş Savaşımızın ilk günlerinde Erzurum’da oluşturulan Heyeti Temsiliye ( 24 Ağustos 1919)  Ulu önderimizin başkanlığında 9 kişiden oluşmakta idi, bunlar:  Rauf Bey, İzzet  Bey, Raif Bey, Servet Bey, Erzincan’dan Nakşi Şeyhi Fevzi Efendi,  Eski Bayburt valisi Bekir Sami Bey, Bitlis eski milletvekili Sadullah Efendi ve Mutki aşiret lider Hacı Musa Bey.  Kurtuluş Savaşında bunlardan sadece Rauf ve Bekir Sami Beyler sonuna kadar Milli Mücadelenin içinde bulundular ve kaldılar.  Denildiği ve kardeş denilenler tarafından iddia edildiği gibi Kurtuluş Savaşımız ağaların ve şeyhlerin desteğiyle kazanılmamıştır, tam aksine,  gerçekler saptırılmış ve siyasilerimiz gerçekleri biz sizinle birlikte bu Devleti kurduk diyenlere iddia edenlere söylememektedirler,  OY uğruna gerçekleri dile getiremiyorlar.  Biraz tarih bilgisi olan, Hacı Musa Beyin Kürt Teali Cemiyetinin Kurucuları arasında olduğunu, Şeyh Sait’in ve Bitlis milletvekili Yusuf Ziya Beyin’de  bu cemiyetin içinde olduğunu bilir.

         Seyit Rızanın heykelinin önünde Tunceli’de Diyarbakır Belediye Başkanın konuşmasını Sayın Başbakanım ve Dışişleri Bakanım duyduklarında hala referandumda Anayasaya Evet mı Hayır mı tartışmasının en önemli konu olarak Türk Milletini oyalamaya ve gündemi saptırmaya devam ediyorlar.

 

         Seyit Rıza Dersim isyanını Türkiye Cumhuriyetine ve Türk Milletine karşı başlatan yaslara karşı gelen ve yasalar gereği cezasını bulan birdir. Heykelinin dikilmesi yasalara aykırıdır,  bu gidişle Türk Bayrağının asılmasına İZİN VEREN Baydemir hazretleri ilan ettikleri Kürdistanlarında,   1919’da Şerif Paşa ve Ermeni Nubar paşanın Paris konferansında sundukları bayrağı Belediye binasının önünde lütuf edip Türk Bayrağının eşliğine asacaklarmış, ne var ki bunda demokratik hak, özgürlük ve demokratik ÖZERKLİK  projesi ile,  Başbakanımın  Kürt açılımı,  demokratik açılım ve Milli Birlik kardeşlik projesi,  EŞ  başkanın tam istediği ve istenilen şekilde genişletilmiş Büyük Orta Doğu projesi. Arkasındanda  bugün Irak’ta olanların aynisi:   Federe Kürt devleti  (bölgesi!),  ana dilde resmi şekilde eğitim, anayasada Kürt ve Arap (Türkiye’de Türk- Kürt) ortaklığı, kendi meclisleri, hükümeti,  Merkezi Hükümete ortaklık ve kendi sınırını güvenliğini koruyan askeri kuvveti ( Peşmerge yani PKK!), genel AF ( Molla Mustafa AF edildi ve oğlu Başkan oldu, sıra Öcalan da O da  AF edilsin belki o da BAŞKAN OLUR)  Ve  Baydemirin buyurduğu bayrak!   

         Irak bu hala nasıl geldi, ABD Irak’ı demokrasi getirmek için mi işgal etti ABD ve binlerce Müslüman kanı döktü? Ve Türk varlığını, Türkmen varlığını yok etti. ABD Irak’ı İKİ AMAÇ  için işgal etti; YER ALTI  kaynaklarını elde etmek ve ta Wilson zamanından beri tasarlanan Kürdistan devletini kurmak, Türkiye’nin arka bahçesi ve güvenliği SINIRI ve Toprağı  olan Türk( Türkmen) varlığının direncini kırmak ortadan kaldırmak. Bunların hepsini ABD bugün, Türkiye’nin bilerek bilmeyerek elde etmiş.      

         Uzun yıllardan beri anlattım,  yazdım, kitaplarımda belgelere dayanarak izah etmeye çalıştım,  1958 Irak ‘ta askeri ihtilal oldu, niçin neden yapıldı bu beklenmeyen kanlı askeri ihtilal, bu ihtilaldan hemen sonra Irak hükümetine karşı yıllarca isyan eden ve sonradan firar edip Rusya’ya sığınan Molla Mustafa neden af edildi ve kan döktüğü Irak’a döndü ve arkasındanda Kerkük’te soy kırımı yaptı.  Bu soy kırım ilk KÜRT VE KÜRDİSTANIN AÇILIMININ İLK ADIMI idi,  ama ne yazık ki ne Irak ne Türkiye nede Türkmenler bunun üzerinde ciddi olarak durmadılar,  durmadılar da ne oldu, Irak bölündü ve Kürdistan devletinin adının ilanı aşamasına gelindi, Türkmenlerin durumu yürekler acısı, hele, hele son seçimlerden sonra KİMLİK’LERİNİ bile koruyamadılar, tavsiyeler karşısında kendi elleri ile sildiler,  Türkiye’nin bu konuda  etkisi oldu mu?  Tartışılacak bir konu!   Türkiye’ye gelince AÇILIM ile Kürt MESELESİ GÜNDEME oturdu.  İşte Baydemirin,  işte Emine Aynanın konuşmaları ve savcılar generallerimizin peşinde,  siyasiler her gün şehit Mehmetlerimizin haberleri karşısında bir şey olmamış ve ecdadımın kanıyla alın teriyle kurtarılan kutsal topraklarımın bölünme tehlikesini görmezden gelerek ve çok önemli  konu olan  Referandum,  varsa yoksa referandum ve 12 Eylülden intikam almak.  Liderlerin havuzlu villaları ile birbirlerini teşhir etmek.

         Kutsal SEMAVİ TANRININ TÜRK MİLLETİNE armağan ettiği Bayrağımın yanında sözde,  hakkı olmayanlar hak istemekte,  istiklal savaşımızda düşmanla el birliği iş birliği yapanların sarı, kırmızı, yeşillerinin Demokratik Özeklik Türk Milletine sindire,  sindire, alıştıra, alıştıra  TV.  Tartışmaları.     

         Irak’ta bu gelişmeler oldu mu?  Oldu ve 1990  yıllarından itibaren Turgut Özal ve benzerlerinin sayaları 4- 4,5   milyon olan Kürtler Nüfusu 30 milyona yakın olan Irak’la  ortak , iki kimlik, iki dil ve iki devlet ve bunun yanı sıra MERKEZİ HÜKÜMETTE ortaklık ve etkin söz sahibi, Türkmen varlığı tanrıya emanet!  Türkiye’ de’ de istenilen ayni şeyler,  Emine Ayna Hanımefendini söylediği gibi yoksa bu SAVAŞ TÜRKİYE’NİN har yanına dağılır. Doğru ve korkmadan Türk Devletini ve Silahlı Kuvvetlerimizi tehdidi ediyor,  Dörtyol ve   İnegöl’de siyasiler,  yetkililer,   Türk Milletinin tepkisini görmezlikten gelerek bunlar kışkırtıcıların, sarhoşların işidir deyip geçiştiriliyor,   ÖZAL’D   3 – 5 Çapulcu demiş ve Türk topraklarının bütünlüğünü tartışmaya açmıştı, Cumhuriyetimizin adın ANADOLU  Cumhuriyeti olmasını istemişti. Bugün en büyük tehdidi oluşturan Barzani ve Talabani’ye Kırmızı Pasaport vermiş. Gün gelmiş Kürt Kedisini Türklere teslim etmen ve artık Kürt Kürdü öldürmez diyen ve Birleşik Kürdistan’ı  isteyen  ve TÜRKMEN varlığını ortadan kaldırmak için elinden geleni yapan  Barzani “ Ağabey “ sıfatına laik görülmüş.

         Gelinen nokta Vatanımızın her yanında her gün Şehitler veririlken, bir şey olmamış gibi Referandum’um çirkin tartışmaları ile milletten gerçekler gizleniyor ne yazık ki muhalefet’te buna uymuş. Taş atan adına çocuk denilen Türk ve TSK düşmanlığı içinde olanlar af ediliyor ve İnegöl’de, Dörtyol’da evler aranırken neden Batman’da veya Yüksekova’da ve TAŞ ATAN çocukların evleri  aranmıyor, karargah gibi olan evlere girilmiyor,  KATO dağında şenlik,  Özerk Kürdistan’ı  isteyen ve bunu gerçekleştirmek için silaha davrananlar, mecliste bulunanlar Devletimize ortak olmak BAYRAK asmak isteyenlere Savcılık suskun ve şanlı ordumun şanlı ve yüce komutanları derdest.

         Komşumuz Irak’ın bugünlere nasıl,  kimler tarafında niçin getirildiğini,  kazançlı çıkan kimlerin olduğunu siyaset yapanlar iyi bilmelidirler, hep bunu temenni ettim ve yazdım bakınız Irak parçalanıyor, parçalandı, bu oyunların karşısında duran, bölünmeyi istemeyen sadece ve sadece TÜRKMENLERDİR. Kimseyi ve özelliklede Türkiye’yi inandıramadık.  Türkmen varlığı ve Türkmeneli toprakları Türkiye’min arka bahçesidir, birliğin, bütünlüğünün güvencesidir,  sınırımızın güvenliği oralardan geçer,    dolaysıyla 1926 Ankara antlaşmasından sonra o günlerin şartları gereği terk edilen topraklar ve üzerinde yaşayan kandaşlarımız, ırkdaşlarımıza ve Mezar taşlarında AYYILDIZILI  bayrağının kazındığı şehitlerin ruhları ve manevi varlıkları Şanlı Türk ordusunu beklemektedir.  Dolaysıyla Dışişleri Bakanımın,  Irak’ta bütün halklara eşit bir gözle bakmak yerine,    özel, milli çıkarlarımız doğrultusunda  bir politika ve gözle bakmasını  dilerim.  Türkmenler bu gözü ve nefesi sabırla ve umutla beklemektedirler.   

         Ne yazık ki istenilen ve beklenen politika  dünde  olmadı,  hele, hele son yıllarda hiç mi hiç uygulanmadı.  Türk milli çıkarları doğrultusunda ister siyasi ister iktisadi bir politika izlenmedi desem yaşadığım, gördüğüm uzun yıllarım içinde beni hep tedirgin etmiş.

         2002 yılından beri tutarsız daha çok Irak Kürtleri ön planda tutularak benimsenerek yürütülen uygulanan iyi komşuluk sıfır problem ve bütün  kesimlere ayni mesafe politikası bence BİR MART TEZKERESİNİN reddi kadar yanlıştır ve gayri millidir. Bugün Güney sınırımız Bölgesel Kürt yönetimi ile komşudur, Merkezi Irak Hükümeti BAĞDATTA kendi evini koruyamazken, her gün onlarca insan ölürken  ondan yardım istemek işbirliği içine girmek kadar saf olmanın bedelini verdiğimiz Şehitlerimiz kanıtlamaktadır. Öyleyse SIFIR  problem demek PKK saldırılarını görmemek demektir, bunun izahı AÇILIMA, Demokratik Özekliğe yeşil ışık yakmak ve sayın Başbakanımın buyurduğu gibi sonuna kadar neye mal olursa olsun bunu gerçekleştireceğiz,  Türk Milleti titreyip kendine gelmesinin zamanı geldi, geçmeden kendimize gelmemiz gerek.  Türk kanı ile sulanan topraklarımızın bölünme planları hızla devam ediyor. 

         BM’leri bölgeye veya Güneydoğumuzu da kontrol edecek bir yere davet, NATO’NUN istenmesi BM’lerin Milli Mücadelemizdeki tutumunu, MUSULUN nasıl  kayıp edildiğini hatırlatmak isterim….. 

 

         Türkmenlere gelince: 

 

         Türkmeneli TV. Yi seyredenler, Türkmenler güllük gülistanlık içinde, hiçbir siyasi meseleleri yok, hepsinin çözmüşler,  Irak’ta yaşayan diğer halklar gibi her türlü haklara sahip.  Gören ve seyreden aman ne güzel, Türk varlığı ve toprakları korunmuş, Türkiye’nin ve Türkmen siyasi kuruluşlarının takip ettiği başarılı politikanın sonuçları alınmış.  Irak’ın toprak bütünlüğü isteniyor inşallah sağlanacak, yapılan milletvekili seçimlerinde Türkmenler meclise girmiş,  yarın Nüfus sayımında’ da gerçek olan sayıları ortaya çıkacak, kurulacak Hükümette Türkmenlere etkin Bakanlık verilecek,  yapılacak YEREL YÖNETİM seçimlerinde de ağırlıklı söz sahibi olacaklar ! Hoyratlar, maniler Erkeklerin omuz silkerek oynamaları ve her gün eğlence ve ziyaretler eşliğinde dağıtılan  hediyeler, yemekler!

         Gerçekler öyle mi? AŞ’A alıştırılarak İŞ’TEN UZAKLAŞTIRMA hangi bilinçli milli politikaya uyar. Fakirlik ayıp değil ama teşhir edilmesi TANRININ hangi buyruğuna uyar,  seyrederken sıkılmamak, utanmamak mümkün değil. Ramazanda yapılan bu program rencide edici, milleti aşağılayıcı.     Seçimlere gelince yazdık anlattık, kendi kimliğinle kazanmadığın,  başkasının gölgesi ve bayrağı ile mecliste ne kadar söz sahibi olursun,  diğer siyasi gruplar, Araplar, Şİİ – SUNNİ  ve Kürtler Mecliste kendi kimlikleri ile yer alırken, Türkmenler katıldıkları El – Irak’ iye koalisyonunda yer aldılar,  kendi kimlikler ve partileri adına katılmadıkları için toplantılara davet edilmemektedirler, komisyonlarda yer almamaktadırlar. Nitekim Kürtlerin  sözcülerinden olan Mahmut Osman, Türkmenleri siyasi kuruluşları adına Milletvekili seçilmedikleri için meclise bazı müzakereler için Türkmenleri davet etmedik demektedir. 

 

         Türkmenler bir an önce, seçimlerde pek az oy alan parti başkanları sahadan çekilmediklerine bakılırsa, toplanıp bir AMAÇ tayin etmelidirler, bu kadar dağınıklık ve her kafadan bir öneri kendilerini çok tehlikeli günlerin beklediğinin hala idrakinde olmamaları yarın TARİH önünde hesap veremezler.   İTC, kanayan GÖZ  yaşını silip kucağını açmalıdır.  Amaç nedir biz Anavatan olmadan ne yapmalıyız,  tespit etmelidir.  

  Kerkük ve diğer Türk şehirlerinin bir çok bölgesi Kürt işgali altındadır, Nüfus sayımını istemiyoruz korkusu içinde olmaları bunun kanıtıdır. Kerkük,  adı artık açık olarak söylenen Kürdistan  bölge yönetimine bağlanabilir, hamasi nutuklar vermem, etmem söylemleri hiç sonuç vermez, işte ERBİL, HAVLER OLDU, bir çok yer adları değişti,  Kerkük’ü yöneten ve Irak’ın bir alanında etkin söz sahibi olan Kürtlerdir. Türki’ye Erbili Kerkük’e tercih ettiği her kesin malumudur.

         Tapu ve Nüfus daireleri kütüphaneler ve arşivi olan merkezler yağmalandı,  yakıldı, amaç Türk Kimliğini ve TAPU tahrir evraklarını ortadan kaldırmaktı,   bir yerde başardılar, çok düşündürücüdür ki Doğu Anadolu’nun iskan belgeleri Arşivi’ de imha edildiği haberleri gelmekte, büyük oyunlar oynanmakta  Wilson prensipler ve Sevr ısıtılıp, ısıtılıp Türk Milletinin önüne siyasilerin cehaleti içersinde konulmakta.

         Türkmenler: Sıkı bir örgüt, örgütü ayakta tutan bir güç ve elinde kırbacı olan bir BAŞ’A kavuşmadan çok tehlikeli günlerle karşı karşıya kalır. Türkiye’mizin bugünkü durumunu, takip ettiği paraya, ticarete dayanan politikasını unutmıyalım.

         Önümüzde Referandum var,  Irak’ta Sayım var,  Kerkük’te Yerel Yönetim seçimi var ve Türk Milletinin tahammül gücünün sınırı var VE  hiç kimsenin unutmayacağı Türk Milletinin şanlı kahraman ORDUSU var,  Tanrım, Peygamberimizin  manevi ocağında yetişen Ulu önder Atatürk’ün MEHMETLERİNİN GÖZÜNÜ NEFESİNİ TÜRK MİLLETİNDEN, TÜRK DÜNYASINDAN VE ÖZELLİKLE TÜRKMENELİNDEN EKSİK ETME.