Dr.NEFİ DEMİRCİ
www.nefidemirci@mynet.com
TARİHİ SEYiR İÇİNDE KERKÜK
Osmanlı İmparatorluğu topraklarını Eyaletlere bölerek yönetiyordu, bugün adı IRAK olan bu topraklar 1.ci Dünya Savaşından önce, Basra, Bağdat ve Musul olmak üzere ÜÇ İDARİ merkeze Vilayete bölünmüş ve bu vilayetlerde Sancaklar halinde Vilayet merkezine, vilayet merkezleri de İstanbula bağlı idi.
Musul vilayeti; Musul şehir merkezi ve ona bağlı olan Telafer ve Türklerin yaşadığı çevre köyleri, Kerkük , Süleymaniye sancakları ve Kerküke bağlı Erbil, Tuz, Teze bunlar gibi Türklerin yaşadığı geniş yerleşim yerleri.
Kerkük sancağı, Erbil şehir merkezi Musulun çevresi ve büyük bir yerleşim merkezi olan Telafer Türk topraklarıdır.
Musul Vilayeti, bugün Irakın Kuzeyi Mondros Mütarekesinden hemen sonra tartışma konusu olmuş, bu tartışma, merkezi KERKÜK olan İHTİLAFLI BÖLGE günümüze kadar devam ede gelmiştir.
KERKÜK İHTİLAFLI bölge olarak önemini korumakta, dün İngiltere bugün ABDnin BOP projesinin ana hedeflerinden olan Büyük Kürdistanın hayata geçirilmesi doğrulusunda devam ettirilmekte, dolaylı yoldan Türkiye, ya sesiz kalmış veya Ticaret zihniyeti içersinde destek olmuş, şöyle ki:
1.ci Dünya Savaşında İngilizler 1917 yılında Bağdat, 1918 yılında Kerkükü işgal eder, Mondros Mütarekesi ( Ateş kes) imzalanmadan önce Ali İhsan Paşa karargahı Musul da bulunan V1 Ordunun komutanıdır, İngilizler Musula yakın Gayara bölgesine kadar gelmişler, bir an önce Musulu girmek çabasındalar. Ateş kes ilan edilir( 30 Ekim 1918 ), karşılıklı olarak kuvvetler yerlerinde durması gerekirken, Mütarekenin 7. Maddesi bahane edilerek birkaç gün içinde Ali İhsan Paşa Musulu terk ederek Nusaybine gidecek ve İngiliz kuvvetleri Musulda Türk Bayrağını indirip İngiliz Bayrağını çekecektir.
Musul Vilayeti İngiliz işgali altındadır.
Wilson Prensiplerinin ve daha sonra ortaya atılan bir paylaşım projesi ve antlaşması olan Sevrin ilk adımları atılmaya başlamıştır.
19 Mayıs 1919 TATÜRK Samsuna çıkar. Türk Milletinin Kurtuluş Savaşının hazırlıkları başlamıştır. Kerkük Musul bu hazırlıkların içinde bölgeden kaynaklanan nedenlerden dolayı yer almamaktadır.
1920de başlayan İngiliz karşıtı isyanlar ve gösteriler NECEFTEN başlayarak TELAFERE kadar uzanır, Kaça Kaç dağında İngiliz Ordusunun çok şiddetli hava saldırısı sonucu sona erer. Ayni tarihlerde Milli Mücadeleye karşı Koçgiride Kürt devleti kurma isyanı başlayacaktır. Kurtuluş Savaşında işgalcilerin yanında yer alan 1924 Nesturi isyanı, Musulun kaybının ana sebebi olan İngiliz ajanlarının Kürt devleti kurma vaatlerine ve parasına inanan, Mehmetçiklere saldıran masun halkı öldüren, hak ettiği cezaya uğrayan, idamından önce
Paracıklarım, Paracıklarım diyen Şeyh Saitin 1925 tarihindeki isyanına da, buyurun gelin anlaşalım denilemezdi, denilmedi, vatan, Türk topraklarına hıyanet edenlerle karşı karşıya getirilmek istenmekte, Türkün ordusunun, Atamızın dediği gibi damarlarında ASİL KAN TAŞIYANLARIN TÜRK VATANINI KURTARMA MÜCADELESİ SAVAŞI İDİ. Bu isyan bastırılacaktı ve bastırıldı para derdinde olan hainler hak ettikleri cezayı buldular, buldular bulmasına, ama Musulun ve Türk Kerkükün Erbilin Anavatandan IRAK düşmesine ve IRAKA bağlanma yolları açıldı.
Lozan Konferansında, BMM.sinde Misak-ı Milli ve Musul konusu çok tartışılır, bir damla PETROLDAN vazgeçmeyen Lort Curzon Türk tezinin ve haklı isteklerin gah çıkardıkları isyanlarla, gah siyasi oyunlarla, Lozan Antlaşmasının dışında bırakılmasına ve BMlere havale edilmesini sağlar.
O dönemin dirayetli, uzak görüşlü Mebusları ( Milletvekilleri ) Musul giderse Erzurum gider, Kürdistan kurulur demişlerdi. Kürdistan açılımı, Türkmenler ve zorunlu olarak Terk edilen Musul dışlanarak Türkiyemizin gündemine oturmuş, Musul gitmiş, Türkmenler hain plan ve saldırılarla karşı karşıya kalmış yalnızlığının içinde.
Şeyh Sait isyanından sonra BMler tarafından Musula gönderilen Tahkikat Komisyonunun verdiği yanlı rapor ve 1926 Ankara Antlaşmasından sonra Bürükselde çizilen Türk- Irak sınırı kabul edilerek, Musul İngiliz Mandası altında olan Iraka Terk edilir. Türk varlığı Irakta kalmaya mahkum olacaktır.
1920 yılında Kral Faysal için yapılan Referanduma hayır diyen Türkler o gün bugündür katliamlara haksızlıklara maruz kalmaktadır.
Irakın Anayasalarında Kültürel ve siyasi haklardan Türkler yoksun. Körfez savaşından sonrada uygulanan Kürt yanlı politikalar, belirlenen Güvenli Bölgenin Türkiyenin katkılarıyla korunan bu bölgede Kürtlerin devletleşme temelleri atılırken Krallık veya Cumhuriyetler dönemlerinde olduğu gibi Türklere yene her hangi bir hak verilmeyecektir.
1958 yılına gelindiğinde hiç beklenmedik, çok kanlı bir askeri darbe ile Krallık devrilir. Darbeci KASIMIN ilk icraatı Mustafa Barzaniyi af etmek ve arkasındanda Anayasada değişiklik yaparak Kürt Arap ortaklığı. Irakın bugünlerini hazırlayan açılımlar, demokratik haklar ve çözümler. Türk insanı ve Siyasetçilerimiz Milli Birlik dedikleri Çözümü iyi görmeli, dağdan inen, Mahmur kampından gelenlerle, Mustafa Barzaninin Rusya dan af edilerek törenlerle karşılanması arasında ki siyasi çözümü anaların göz yaşlarına bağlamadan, fesat fitne ve bölücülüğü Iraka sokanla dağdan Kıyafetleri ile karşılananların arasında hiç mi hiç bir fark yok.
Oda buda, zafer işaretleri yaparak Musul Vilayetini, yani KERKÜKÜ, bunlarda İstanbulu, onlara kalırsa İstanbulda 10 Milyonuz, İstanbul bizimdir diyecek noktaya gelmektedirler. Bağdatta söz sahibi oldukları gibi.
1959 yılında Tarihe geçen ama ne hikmetse 2003 Irak anayasasında ne Kerkük ne Tuz nede Altunköprü katliamları hakkında bir atıf yokken Halepçede katliam olmamasına rağmen Irak anayasasında yer aldığı düşündürücü ve Kürtlerin ne dereceye kadar her zaman olduğu gibi sırtlarını yabancıya dayadıklarını açık olarak gözler önüne sermektedir.
1959 KERKÜK katliamının üzerinde ne yazık ki ne Türkiye ne Irak nede Türkmenler durmadı. Neden, niçin kim, kimler yaptı, yaptırıldı. Düşünülmedi, bir dönüm bir açılımın ilk adımları ve KERKÜKE yerleşmenin, kapısına dayanmanın işaretlerinin girişimi başlangıcı idi.
Fiilen ikiye hatta Üçe bölünmüş Irak diye bir ülke kalmamışken ve Irak İki Federe yönetime bölünürken, bir yanda bütün idari alt yapısı tamamlanmış Yerel Kürt Hükümeti, diğer yanda hala tartışma ve kargaşalık içinde merkezi hükümet ve başında da Kürt devleti için bütün hayatı boyunca çalışan bir kişi.
Türkmenler ve başta Türkiye Toprak bütünlüğünün çözümsüzlüğünün ve iyi şeylerin olacağı beklentisinin içindeler.
1926 yılından sonra yalnızlığa itilen ve 1959 yılından sonrada ikinci sınıf muamelesi gören Türkmenler, her ne kadar derlenip toparlanmaya gayret ve çaba gösterdilerse de zihinlerine yerleşen kültür, medeniyet ve demokrasi inancı diğer unsurlar gibi Irakta bir Irak Milletinin oluşmadığını bilenler bildikleri halde hakkın Demokrasi ile alınmadığını iş işten geçtikten sonra anladılar. Vakit çok geç, Türkiye siyaseti ortada, varsa yoksa PKK. Gözüyle Irakın Kuzeyine Kerkük ünde içinde bulunduğu Musul Vilayetine Ticaret yolu ile bakması, Bir Mart tezkeresinin reddi ve 1991 Güvenli Bölgenin ilanı korunması Türk varlığını Saddamın insafına bırakılması. Bütün bunlar üst üste konulacak olursa Türkiyenin Güvenlik şeridinin Kerkükten geçtiği göz ardı edildi, BOP. Kapısının kilidi olan Kerkük görmezden gelindi ve bu durumda da her gün onlarca Türk insanı şehit edilmekte, ağlayanda Türkiyede ve TÜRKMENELİNDE , TÜRK ANALARIDIR.
2010 Ocakta seçim var bir nevi Nüfus sayımı, gelen haberler, Sayın Başbakanımın daha önce söyledikleri gibi: Türkmenler beceremedi varlığı devam ettirmek tehlikesi ile karşı karşıya kalan siyasi kuruluşlara ve Türkiyeye büyük fedakarlıklar düşmektedir.
Birlik olun demenin yararı olmadığı ortadadır. Ankara da varılan birlik sözü, partilerin değişik çatılar altında seçime katılmaları bunu göstermektedir. Türk kimliği şartı altında listeye giremeyen partiler milletine bundan sonra ne cevap verecektir.
Türkmenelinde her gün Gözü Türk Toprağında ve Türk Kimliğinde olanlar tarafından şehit analarının göz yaşları, Yüce Türk Milletinin kararlı iradesi ile umarım silinecektir.