TÜRK VARLIĞI Ve Irak seçimleri

Dr.Nefi Demirçi

            İşgal altında,  muhalefet grubu ve ABD tarafından hazırlanan,  halk oylamasından geçen,  geçirilen Anayasa,  Irak’ı fiilen ikiye ve bulunan güç dengelerinin etkisiyle de ÜÇE bölündü,   seçime hakim kuvvetlerin gölgesinde sözde  DEMOKRATİK ortam içersinde gidildi.  
            Bir ayda 400 kişinin öldüğü bir ortamda seçim yapıldı,  Saddam rejimine karşı  olan bugünkü yöneticiler dünün muhalefet grubu,  bilinçsiz olarak ABD’ nin  yanında  ülkelerini  demokrasi adına haraba haline getirdiler ve Kürtlerin ekmeğine yağ ve bal sürerek Türk varlığını “ TÜRKMENLERİ” bir kenara iterek bölünmesini hazırladılar ve gerçekleştirdiler.   Şii, Sünni bölünmesi yetmiyormuş birde Şiiler kendi aralarında bölündüler.    
            Türkmenler ve Türk varlığı ne yazık ki kendi bayrağı altında değil,  başka bayrağın altında seçime katıldı. 1991’den sonra Türkiye’nin gösterdiği yolda muhalefet grubuna katıldılar ve bugün seçime girdikleri koalisyon partisinin konseyinde Türkmenler alınmadı, dışlandığı  gibi 1991 lerden sonrada  Türkmenler hep dışlanmış,  konseyin içine alınmamıştı.
 
            Bundan önceki makalemizde,  samimi ve tarafsız olarak ,  Türklüğü,  Kerkük’ün Türk kimliğini savunan “ CEPHE” si altında seçime katılmaları,  kutsal onurlu ve de ileriye dönük siyasi Tarih’e yazılacak ve kalıcı olarak kalacağını yazmıştık.  Olmadı,  milli şuur tartışıldı,  üstün otarita gölgesinde tartışılan konu , ileri düşünülmeden ortaya atılan  fikirler ve öneriler üstün geldi,  makam Hayalları, yağlı Pilav lokmaları göz bebeklerini ışıldattı ve adam sende ben kimliğimi  O  gölgede de korurum eylemi üstün geldi milli duygular karşısında.
Umarım ve temenni edelim ki beklenilen en az 10- 15 kişi yerine seçilen seçilmiş olan “ 5 “ güzide kişi Türklük bilinci içersinde çalışmalarında başarılı olurlar.  Her ne kadar  daha şimdiden bir kişinin tereddüt içersinde olduğu ve fire verdiği haberleri gelse dahi.
Unutmamaları gereken konular var,  bir kere Şii Kürt ittifakı ve Malikinin Kürt yanlı tutum ve demeçleri,  Allavi Talabani yakınlaşması,  birde Malikinin hükümet kurmada şanslı oluşu,  şöyle ki 89,  Şii olan Irak Milli İttifakı 70 ve 56   Kürtlerin toplam Milletvekilleri var. Kürtlerin Milletvekilleri arasında çok büyük ihtilaf yok,  bir kere bütün partileri KÜRT adını kullanmış ve hepsinin amacı Büyük Kürdistan ve KERKÜK.
            Farz edelim Allavi Hükümeti kurdu,  Şii olan Irak Milli İttifakı ki bunlar Kürt isteklerine yakın veya doğrudan doğruya Kürtlerle ortak olacak.  Belki bu hükümette  işgüzar bir Bakanlık ve bazı yan kollarda Türkmenlere görevler verilir. 
            Irak’ta hükümet kurulma tartışmaları devam ederken Türkmenler ve özellikle seçilmiş olan Milletvekilleri çok sıkı bir işbirliği içersine girmeli,  bir kere en önemli konu ;  “ bizim toplum ne istiyor,  ve biz siyasetçi olarak yarın ne isteyeceğiz,  nelerin istenmesi lazım ve yollar değil tek yol tayin edilip o yolu izlenmeli.   5 kişi aralarında görev taksimi yapıp bir tek sözcü tayin etmelidirler,  her yerinden kalkıp konuşursa veya fikir ileri sürerse çelişkiler artar. İttifak içersinde hareket etmeleri milli bir görevdir.   
            Ve seçilen Milletvekilleri partilerinden önce SEÇİLMİŞ OLDUKLARI bölgelerinin ve halkının Milletvekilleri olduklarını ve başta halkının çıkarlarını ve isteklerini yerine getirmekle yükümlüdür ve bu yükümlülük  milli bir görevdir.
Toplumun önünde  Çetin ve dikenli bir yol var,  bu yolda amaca varmak için ilerlerken bir “ BAŞ” a ihtiyaç var dirayetli merhametli ama kararlı,  elindeki kırbacı sallamasını bilen,  elini avucunu başkasına  açıp karşılığında onlardan talimat almayan,  kendi tabanına doğruları anlatıp güven sağlayan bir yürekli Türk’e.  Çantamda  A, B, Planım var demeyen bir ER- TÜRK’E.
Önemli ve acilen,  seçimde  13,  114, 248, 287  oy alan parti başkanlarının tabanlarının olmadığı,  tabansız olan bu zatların bir gün önce partilerinden ve hatta partilerine son vermeleri erdemliktir,  millet severliktir. Değişik partilerden girmeleri yarar sağlamadı,  oylar böldündü,  örnek,  TUZ,  eğer iki kişi yerine bir kişiye oy verilseydi bir çatı altında hareket etmelerini ve çalışacaklarını temenni ettiğimiz sayı 6 olabilirdi.              Tabansız olan bu partiler verilen oyları böldüğü ortadadır.  Kaldı ki sorgulanması gereken çok, çok önemli bir durumda;  % 40 bazılarına göre % 60 katılım olmuş,  katılmayan en az % 40,  neden katılmamış?  İTC çatısı altında tek liste olmadığı için mi? Veya izah edilemeyen başka bir neden mi? Seçim çalışmalarındaki kusurlar mı?
Konuları masaya yatırıp çözüm bulmalı,  toplantılarda ben şunu yaptım, sen bunu yaptın, şikayetlerimizi bildirdik, zamanı artık geçmiş,  kuvvet ve dirayet kimde var ise o toplumun mazlumiyetine son verebilir,  aksi takdirde elinde kuvvet bulunanın zulmü  kendi çıkar ve ideolojisi gerçekleşinceye kadar devam eder.  
Bilmediğimiz bir tarihte, belki hükümet kurulduktan ve yeni meclis toplandıktan sonra,  yerel yönetim yasası,  ki çıkacak bu yasa en çok KERKÜK’ÜN kaderini belirler,  yerel yönetim bugün olduğu gibi Kürt ağırlıklı olursa ve Türkiye’min politikası komşularla sıfır problem,  Irak’ın olmayan toprak bütünlüğünün istenmesi, savunulması ve bütün kesimlere ayni mesafe,  ticarette,  kalkınmada Kuzey Irak’ın önde tutulması, biz Erbili kurtardık sizlerde Kerkük’ü kurtarın zihniyeti ve eğer  Kuzey Irak politikasına Türkmenler önde tutulmaz ve Türkmenlerin varlığının Türkiye ve Anavatanın Güvenliği,  Türkmenlere AÇILIM düşüncesi içersinde şu veya bu neden ve gerekçeden dolayı yön verme devam edilirse,  Kerkük’ün ipi Erbil yerine HAVLER’E uzanır ve oradan da ipin ucu DİYARBAKIR dan çıkar.
            Dernek ve diğer sivil kuruluşlar elbette ki gereklidir,  ama ben Kerkük’ü vermem,  Kerkük Türk’tür TÜRK kalacak,  elbette Türk’tür Türk kalacak,  TV. Lerde bilgi sahibi ve bölgeyi tam anlamıyla bilmeyen ahkam kesenler,  ben Türkmenlerin yanındayım,  onlara bir şey olursa yüreğim yanar demek bugüne kadar Türkmeneline siyasi bir kazanç sağlamadı.  Bu gibi laflar samimi da olsa sadece laf olarak kalmaktadır.  Öyleyse ne yapmalı,  Türkmenler ve kuruluşlar,  Ermeni,  Yahudi ve Kürtleri örnek alarak LOBİ veya adına ne denirse,  Diaspora,  usul ve kaidelere uygun olarak,  evvela Türkiye’de kurmalı veya bu ad ne ifade ediyorsa,  Türkiye merkez olarak faaliyete geçmeli.  Türk varlığının siyasi mevcudiyetini dünyaya kabul ettirmeye çalışılmalı ve Türkmenelinde can siper’ ana çalışanlara iş birliği,  fikir ve AMAÇ birliği içinde olmalı.  Türkiye bu oluşuma Anavatanın birliği,  toprak bütünlüğü hatta Güvenliği bakımından  geçmişten ders alarak tam destek vermeli, olmalıdır.
Ben bu konuyu bir çok yerde dile getirdim, yazdım, Siyasi parti, siyasi propaganda ve Güç olursa başarılı olur. Başarı olmak zorunluluğu vardır.  Köklü bir tarihe sahip olan Türkmenleri göz göre,  göre kaderlerine İKİ ATEŞ arasında yalnız  bırakılmamalı.   
            Bu seçim Türkmenler yönünden başarılı oldu mu,  Türk varlığı ne dereceye kadar korunabilir,  siyasi olarak Irak’ta bulunan diğer etnik grupların elde ettikleri iddia edildiği toprak bütünlüğü içersinde haklarına kavuşabilirlerimi?