NEFİ DEMİRCİ- 06. 04. 2011
nefidemirci@mynet.com
SEN MENİMSEN SENİ KİMSEYE VERMEM KERKÜK
Yazı yazmak ve artık kendi iç dünya hayalıma çekilerek olayları uzaktan seyir etmek isterken, bende ; HİCRİ DEDEMİZİN O kadar şiiri dedim etmedi bir HABBE ŞEİR ( Arpa tanesi )Ahırı ( sonunda) oldum mültezimi (tahsildar, verdiğine karşılık alan) Keyli ŞEİR (keyl: tahıl ölçmeye mahsus ölçü, ölçek. Arpa ölçen ). Dediği gibi artık işim bitti Arpa ölçmekten başka işe yaramam dertlerimin ölçeği alemine dalarken, araştırmacı yazar Sayın ALİ KERKÜKLÜNÜN yazısını okudum, tekrar, tekrar dikkatlice okudum ve düşündüm, ne hale gelmişiz biz, temenni ederim, düşündürücü ve gerçekleri açık olarak bu mükemmel yazıyı okuduktan sonra, dost kim, düşman kim , siyasetçilerimiz doğru yolu bulmak için başlarını- başımızı- iki avuçlarının arasına alarak artık çevreye bakarak, milli konuların yapmacık kardeşlikten geçmediğinin idrakine varıp, el birliği içersinde bizler ne yapmalıyız!
Bu yazıdan ilham alarak şevk alarak birkaç noktaya değinip hatırlatmak istedim.
26 Şubat , Irakın genelinde Yönetimden İŞ ve AŞ isteyen halkın pasif bir direniş veya gösteri yapılacağı haberlerini aldık. Ve İTC Başkanlığından bu gösterilere Türkmenlerin katılmaması duyuruldu.
24 Şubat sabahı gösterilerin başlamasına günler varken 5000 adına Peşmerge denilen donanımlı Kürt silahlı kuvvetleri sözde güvenliği sağlama ve bazı yerleri koruma amacı ile Kerküke girdi, şehir merkezini, çevresini kontrolü altına aldı, bugüne kadar işgal devam ediyor ( 21. 3. 2011).
Peşmergelerin Kerkükü işgali ABDnin, Malikini ve de Türkiyenin haberi varmış söylentileri ortalıkta yayılmış.
İşgalden bir gün sonra Peşmerge Bakanı veya yetkilisi İTC. Merkezini ziyaret etti, basına tam olarak görüşme içeriği açıklanmayan görüşmede, iyi ilişkilerin kardeşliğin temennisi vurgulandı!
Gösteriler Irakın Kerkük dahil bir çok yerinde CUMA günü başladı, halk yönetimden şikayetçi, su yok, elektrik yok, benzin yok, merkezi hükümet halkının feryatlarını, her gün dökülen kanları göremiyor, aş yok, iş yok, Kerkükte bu istekleri isteyen çoğunluğu Araplardan oluşan bu göstericilere Türkmenler katılmıyor, katılmadı. Türkmen bir gencin feryatları; nerde bu Türkmenler, neden yoklar, şikayetlerimizi neden diğerleri gibi istemiyoruz, ne zaman kadar .Evet Türkmenler yoktular , Kürtlerin hakimiyeti altında olan yönetimdenŞairin dediği gibi Kerkük Kürt hükümeti tarafından işgal edildi- iyi uykular. Cah ve refah içinde esen demokrasinin rüzgarının altında uykuya mi yatmışlar siyasilerinin toz pembe kuş tüyü yataklarında.
26 Şubattan sonraki günlerde aralıklı olarak sokağa çıkma yasağı ilan edildi, Kerkük Polis kuvvetlerinin önde gelenleri, seyri seferden memnuniyet ifade eden tavırları içersinde, Kerkükün üstünde kara bulutlardan, El-Malikinin ve tabii ki dürüst, ettiği Cumhurbaşkanlığı yemine sadık, bütün Irak halkının, kinini ve emellerini yapmacık yüzünün derinliklerinde saklayan, köprüyü geçene kadar saklayabilen, 1959 Kerkükte Silah yerine ÇİCEK taşıyan Talabani, Kerkükün işgaline ve gösterilere Türkmenlerin katılmadığından memnundu!
Federal Irak Anayasasına göre, Kürt Peşmergeleri 1990 yılında Türkiyenin de katkıları ile güvence altına alınan Güvenli Bölge sınırları içersinden -- ki bugün federe Kürt yönetimi altında bulunan topraklar-- Merkezi Hükümetin yani El-Malikinin onayı olmadan başka bölgeye gidemeyeceği, gidemeyecekmiş! Kerkük merkezi hükümete bağlı, öyleyse Peşmerge Kerküke girmeyecek, önlenecekmiş, hangi kuvvet ile, Irak merkezi hükümetinin hangi ordusu veya kolluk kuvveti var ki önlesin, Genel Kurmay Başkanı Kürt olan ordusu ile mi? Yoksa güvenlik kuvvetlerinin yarısından fazlası Kürt olan kuvvetlerle mi? El- Malikinin Kürt yanlı politikası ile mi?
Kürtler lehine gelişen bu ortam içersinde, hiçbir fırsatı kaçırmayan Talabani Türklere karşı içinde bulunan kinini ne kadar saklasa da, pis koku çıkararak yine kusmuş, tarihin hiçbir döneminde Kürtlerin olmayan KERKÜK Kürdistanın KUDSUDUR dedi, diyebildi, ne yazık ki Türkmen siyasi kuruluşlar bir iki demeç vermekle yetindi, halkını evlerinden çıkarmayan İRADE, beklenirdi ki bu pis kokuya karşı sokaklara, caddelere dökülsün, liderlerimiz ATA diyarı dışında bulunanları yereceğine Bayrağını eline alıp halkının önünde : - KERKÜK Türkmeneli toprağının kutsal merkezidir, şehitlerimizin yatağıdır . İşgalci Peşmergeler dışarı. Halk ve GENÇLİK bunu bekliyordu.
Türkmenler, dilim varmıyor demeye, bezgin, halk umutsuz.
Ey Türkmenlerin kabul edilen, ettiğimiz tek siyasi temsilcisi başta İTC. Ve diğer kuruluşlar, halkınıza gerçekler ışığı altında bir bakın ve siyasi gelişmelerde biz neredeyiz, nerede olunduğunuzu açıklayın. 26 Şubat gösterilerinde içi yanan göz yaşları içersinde çığlık, çığlığa bağıran yalvaran genci umarım dinlemişsinizdir.
Yazılarımda, katıldığım konferanslarda ve TV. Programlarında Anavatanımın birliğini, KERKÜK gibi Türkün olan kutsal toprağının birliği ilk görevimdir, bu inanç içersinde, eksik gördüklerimi dile getirmem milli görevimdir; Türkiyemin Global politikası içersinde Türkmenlerin KİMLİK varlığına yönelik ciddi, yapıcı, ileriye dönük, etkin, planlı programlı bir politikasını bugüne kadar görmedik, bu bir vakıadır. Hele son zamanlarda SIFIR politika içersinde bütün halklara eşit mesafede azda olsa sözde de olsa Türkmenlerin KİMLİĞİNE yönelik olan politika sıfırlandı. Örnek olarak: Peşmerge Kerkükü, çevresini Musulun bir kısmını işgal etmiş, Basınımızda sadece Yeniçağ Gazetesinden üç kıymetli yazarımız ve benim katıldığın bazı TV ve açık toplantıların dışında başka hiçbir yerde Anavatanımızı bire bir ilgilendiren bu konuya yer almadı.
Bu önemli konuda da kamu oyu Türkiyenin yoğun gündemi içersinde Libyaya yöneltildi, Güneydoğumuzda yarın direniş veya isyan çıkarsa Libya veya Irakta olduğu gibi BM, Güvenli Bölge ilan edebilir mi? Arkasından Demokrasi ve İnsan Hakları getiriyorum diyerek Koruma altında YEREL BİR Yönetim istenirse Siyasi İktidarın Sıfır Problem Politikası içersinde Türkün olan Türkiye Iraka mi benzer?
İşgal devam ediyor ve 5 6 Martta Türk Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sayın Feridun Sinirlioğlu bir heyetle birlikte Irakın Kuzeyinde SELAHATTİN kentinde Mesut Barzani ile görüşmeye gidiyor. Bu görüşmede Bağdat Büyükelçimiz Sayın Murat Özçelik ve Erbil Konsolosumuz Sayın Aydın Selcan beyefendiler refakat etmişler . Görüşmede Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımızın selamlarını iletiyorlar ve karşılıklı iki hükümet arasındaki iyi ilişkilerin yarar getirmesini, Iraktaki sorunların ve siyasi grupların arasındaki ilişkilerin daha iyiye gitmesini diledikten sonra ( nasıl olsa Türkmenlerin adını getirmeye grupları( kitle) olmadığı için lüzum görülmemiş olabilir!). Barzani bu ziyaretten memnun olduğunu ifade ediyor.
Bu toplantıda veya ziyarette Kerkük veya Kerkükü işgal eden Kürt kuvvetlerinin Peşmergelerin konusu gündeme geldi de mi ? Ve bu işgalci kuvvetlerin bir an önce Türk topraklarını terk etmeleri istendi de mi? Barzani gelişmelerden ve ziyaretten memnuniyetini neden ifade etti? Ve görüşme neden Yerel Kürt Yönetimin merkezi olan ERBİLDE değil KYPNİN KARAGAHI olan SELAHETTİN Kentinde gerçekleşti?
Sayın Başbakan kalabalık bir heyetle 28 Martta Bağdada gittiler, 28 Mart Türkmenlerin unutamadığı acı günlerinden biridir. Altunköprüde anama ve Fatiha okundu, Kerkükteki anama töreni Kürtler tarafından basıldı, çatışmalarda 10 Türk genci yaralandı. Başbakan belki o sıralarda Irak Meclisinde konuşuyordu, kardeşlik, iyi ilişkiler ve Kürt kardeşliği Irakın toprak bütünlüğünün ve huzurunun temennisinde bulundular. Neceften sonra Erbile giden Başbakan, Kerkükün işgalini ve Türkmenlere saldırıyı, konuşmalarında dile getirmemeleri, Kerküke uğramadan Erbile gitmeleri ve orada Barzaniye kardeşim, başkan demesi kadar UZMÜŞ, düşündürmüş, yalnızlıklarının acı tadını bir kere daha tattırmış.
İşgal hale devam ediyor, ve Talabani Kürtlerin Kudusu Kerküktür beyanat veriyor, efendim tepkiler yağdı, istifaya davet edildi, özür dilemesi istendi, pişkin Talabani kardeşliğin kini ve nefreti içersinde emellerini bir adım daha ileriye götürdü, nemi yaptı; Kerkük Valisi ve Yerel Yönetim başkanı istifa ettiler, Valinin yerine Kürtçülüğü ile tanınan bir kişiye ve Yerel Yönetim Başkanlığına Türk Sayın Hasan Turan Kürtlerin ve Türkmen üyelerin katılımı ile seçildiler, seçildi, Araplar bu seçime sıcak bakmadılar, katılmadıkları haberi geldi! Pek güzel, İl Yerel Yönetim başkanının çevresinde olanların sayısı ile karşısında olanlara bakılırsa Rızgar ( Fırtına- Esinti- Ruzgar) gibi gidenden sonrada RIZGAR gibi istedikleri kararları yine alırlar, her ne kadar bugüne kadar alınan kararlarda Türkmenlerin öne sürdükleri haklı istekleri pek gerçekleşmedi--- Umarım bundan sonra kendi elleriyle Kerkükün Türklüğünün bölünmesine zoraki de olsa rıza gösterenler Türk Toprağı olan Kerkükün Kimliği uğruna, Ata diyarı dışında kalanlara İhsandan çok GÖLGE etmemelerini isteyeceğine, Kerkük semasında dolaşan Kara Bulutların Gölgesini tek ÇATININ GÖLGESİ ALTINDA toplanarak birleşirler. O Gölge bütün eksikliğine karşın Irak Türkmen Gölgesini TEK ÇATI HALİNE GETİRME GAYRETİ İÇERSİNDE TOPLANMASINI sağlar. Ata diyarı dışında yaşayan, ama Kerkükten, Türkmeneli sevdasından hiç CUDA kalmayanlara da bu girişim en azından ferahlık getirir.
Türkmenler tperişan, Türkmenler siyasetten uzaklaşmakta, ihtilaflı arazi konusuna Arap ve Kürtler sahip çıkmakta, gençler işsiz, okullarda Türk öğrenciler huzursuz .. Ve Kerkük Kardeş şehri yolunda hızlı adımlarla TÜRKLÜĞÜNDEN uzaklaşmakta .Uyuyun .